|
A23)
KEHANET
GELECEĞİ
BİLMEK
(Fütüroloji
Precognition Prophet Haberci Düşler - Fal)
Parapsikolojide kehanet Kehanet
ya da geleceği bilmek, parapsikolojinin ilgilendiği bir
konudur. Parapsikoloji bu konu ile yakından ve derinden ilgileniyor
ama henüz bilgileri derleme ve düzenleme aşamasını geçmiş
değil. Konu,
Profesör Rhine'ın "Zener Kartları" ile telepati
deneyleri yaparken ortaya çıkmıştır. Verici, üzerinde
geometrik şekiller bulunan bir karta bakmakta ve alıcı
bunun hangi şekil olduğunu söylemektedir. Sonra da alıcının
doğru mu yanlış mı söylediği test
edilmektedir. Deney bir süre devam ettikten sonra Rhine, deneğin
bir sonraki bakılacak kartı söylediğini fark etmiştir!
Müslüman dünyasında ve Hans'ta geleceğin
bilinmesi Geleceği
bilmek konusu, Müslüman dünyası için ilginç ama karşı
çıkılan bir konudur. "Gayb Allah'ındır"
denir. Öbür taraftan anlatılan Yusuf öyküsünde, bazı
insanların rüyalar yoluyla ya da rüya yorumculuğu aracılığı
ile geleceğe dair bir şeyler bilebileceği hissettirilir.
Bunun dışında her türlü kehanete kapalıdır Müslüman
dünyasındaki söylem. Hans'a
gelince, geleceğin bilinmesi, ona göre, sular seller gibi doğal
bir olaydır. Bütün sorun ışık hızının
aşılmasıdır. Işık hızını aşan
geleceğe de gidebilir, geçmişe de. Özellikle rüya olayı,
manyetik alanımızın göğe düşmesi olarak,
takyonik evrene geçiştir. Takyon dünyası ise,
ışık hızından çok çok hızlı bir
evrendir. Dolayısı ile bu hız ortamına geçmek
demek, ışık hızını aşmak demektir.
Bizim bilinç ve düşünce boyutumuz işte bu takyonik evrene
bağlı olduğundan, bu yakadaki bizim zamanımız için
de kolayca geleceğe geçmek anlamını içerir. Bu
noktada Hans, mevcut İslâmî söylemle çelişmektedir ama ona
sorarsanız böyle bir çelişme yoktur. Bunun için
"gayb" sözcüğünün tanımına bakılmalıdır.
Burada gayb, insan için kayıp anlamına gelmektedir. Böyle
bir bilinmeyen ve bilinemez olan alan vardır ama ama bu alan geleceğin
bilinemezliğini içermemektedir. İnsanın aslî yapısı
takyonik olduğuna göre, gelecek insan için gayb değildir. Hiç
kuşkusuz Hans geleceği bilme konusunda, mantıksal dayanağı
olmayan fal ve medyumsal kehanet kavramına da karşıdır.
Ama haberci rüyalar konusunda hiç de karşıt konumda değildir.
Bu mümkündür deyip, işin mekanizmasını da açıklamaktadır.
Bilimsel bir zorunluluk ve kesinlik olarak da önceden bilmeye
(precognitiona) evet demektedir. Pekâlâ Halley kuyruklu yıldızının
bir daha hangi tarihte görüneceği hesaplama yoluyla
bilinebilmektedir. O,
tasavvuftaki "mükâşefe" yoluyla geleceğin
bilinmesine de pek sıcak bakmaz ama Bağdadî'nin gelecekle
ilgili bildirdiklerine ise, son derece inançlı görünmektedir.
Sanırım oradaki bildirimleri, tasavvuftaki bildik "keşif"
kategorisinden ayırıyor. Hans'a
göre cinlerin de ışık hızına yakın hızları
olduğu için gelecekle ilgili bazı şeyler biliyor olmaları
doğaldır. Ona göre özellikle Süleyman peygamberin
ifritleri, geleceği bilme konusunda ona çok yardımcı
oluyorlardı. Öbür
taraftan, bütün mekanik olarak tekrarlanan olaylarda, geleceği önceden
kestirmek hem de matematik bir kesinlik ve zorunlulukla kestirmek olasıdır
elbet. Bu arada istatistik de bizi geleceği bilme konusunda
cesaretli ve ümitli olmağa zorlamaktadır. Yani bir insanın
iş yerine her zaman (A)
yolunu izleyerek gitmesi, yarın da aynı yoldan gideceğini
düşündürmez mi size de? Bu durumda, o insanın yarın işe
giderken yürüyeceği yol hakkında bir çıkarımda
bulunmak ve bu çıkarıma güvenmek size de olağan görünmüyor
mu? Biyoritim,
belli periyotlar (zaman dilimleri) halinde benzer olayların
tekrarlanmasını konu edinen olağanüstüye ilişkin
bir bilgi alanıdır. Bir söyleşide, biyoritmi anlatırken
Hans Amerika'nın falına bakıverir! Hans'ın orada
yaptığı şey, istatistiğe dayanarak 83 yılda
bir tekrarlanan yaşam ritminden yararlanıp Amerika'nın
geleceğine ilişkin bir şeyler söylemekti. Elbette söyledikleri
bir espiri idi. Asla kesinlik içermiyordu. Çünkü devrede insan ve
bilinç vardı. Bilinç bir indetermine alan olarak elbette hiç bir
matematik-mekanik kesinliğe ya da önceden belirlenmeye gelemez.
Sonuçta hayat hesaba gelmez. Ve işte sanırım sorun
buradadır. "Allah, her şeyi bir hesap üzere yarattı"
diyorsanız, hayatın matematiğini ve mekaniğini de
kabul edip cebriye kulvarına geçiverirsiniz. Bu da hemen hemen
dinden çıkmak gibi bir şeydir! Öte yandan bir âyet "O
her an yeni bir durum alır" "O her an yeni bir şe'ndedir"
der. Yani yaşamda, evrende ve oluşta tekrar yoktur! Bu durumda
şu beş veri çelişir gibi görünmektedir: Bilinç
indetermine (özgür) bir alandır. O nedenle tepkisi önceden
kestirilemez. Biyoritm,
yaşamda ve oluşta tekrarları anlatır. Yaşamda
ve oluşta tekrar yoktur! Bilinç
ve hayat hesaba gelmez. Allah
her şeyi bir hesap üzere yaratmıştır! Bu
yargıların ifade ettiği çelişmenin
(antinominin) çözümü şudur: Tek tek olayların tekrarı
yoktur. Zamanda periyotlar vardır. Bu periyotların içindeki
malzemede (Logolarda) benzerlikler vardır. Bireysel olarak insan,
kendi döneminin bir LOGO'sunda özgür bilinç ve istenciyle yerini alır.
Böylece hem mekanik zorunlulukla gerçekleşen mekanizm
(matematiksellik) hem de bireysel özgürlük (dolayısıyla da
sorumluluk) sağlanmış olur. Sonuçta
şuraya geliyoruz: Yaşamda ve evrende hem bir hesabîlik ve
buna bağlı olarak mekanizm ve zorunluluk yani önceden
kestirilebilirlik vardır hem de bu arada bireysel bilinç, özgür
bir irade olarak varlığını sürdürebilmektedir. İşte
bu durum, bize gelecekle ilgili kestirimlerde bulunabilme olanağı
sağlamaktadır. Hans'ın biyoritimden söz ederken
Amerika'nın falına bakmasının dayanağı
burasıdır. Aslında mükâşefenin dışında
bütün geleceğe ilişkin kestirimlerin dayandığı
yer burasıdır. Öte
yandan Nostradamus, bir arapsaçıdır. Nostradamus'un dörtlüklerinde
söylediği öne sürülen gelecekle ilgili belirlemeler gerçekten
birer belirleleme midir yoksa yakıştırma mıdır,
benim açımdan pek belli değil. Hans'ın
pek bilinmeyen kişisel özelliklerinden biri de astroloji
(İlm-i Nücum)'la olan ilişkisi ve bu konudaki inancıdır.
Böylece, onun astroloji aracılığı ile de geleceğe
yönelik bir şeylerin bilinebileceğini kabul ettiğini düşünebiliriz.
Bu düşünce Hans'ça pek de yadsınmaz ama onun geleceğin
bilimlerinden biri saydığı Astrolojiden kehanet beklemek,
astrolojiyi kehanet bilimi olarak görmek de yanlıştır. O
gelecekte astrolojinin ağırlıklı olarak tıpta
kullanılacağını söylüyor.
Geleceği bilme konusu ve gelecekte doğuracağı
bilimler Geleceği
bilme konusu ileride patlayıp genişlediğinde, bir
zamanlar felsefenin batı toplumlarındaki bilim dünyasında
oynadığı rolü oynayacağa benziyor. Şimdiden
hangi alanların bilimleşeceğini kestirmek zor ama bilen
biliyor ki, bu konunun karnı oldukça büyük ve içinden umulmadık
bilimler çıkacak. Benim kestirebildiklerim şunlar: İnsana
teknik yolla "miraç" yaptırılabilir! Yani bedenli
de bedensiz de insanı gri hiçliğe sokmak olanaklı hale
gelebilir. Zamanla
ilgili bir çok teknik ve bilim geliştirilebilir.
Bu
gün fal kategorisine giren bir çok şey, o zaman bilim haline
gelebilir. Örneğin, astroloji, numeroloji, remil, tarot, cifir ve
daha bir çok bildik bilmedik fal türleri bilim haline gelebilir. Geleceği bilme türleri Biraz
da geleceği bilme türlerinden söz edip, konuyu bitirelim. Burada
garip bir sınıflamadan söz edeceğimi anlamış
olmalısınız. Bu sınıflama, kişiden kişiye
ve konu ile ilgilenmiş zihinlerin birikimine göre değişir.
Ben, bana göre belli başlılarından söz edeceğim. Bunlardan
biri "Fütüroloji". Gelecek bilimciliği demek ve Amerika bu işin
madeni. Önce işe, bilimsel bir araştırma grubu ile ve
fantastik bir hevesle başlandı. Şimdi ise, CIA'yı
destekleyen en önemli bir bilgi ve ilgi alanı. Bu gün Amerika'nın
her dünya devleti için kurduğu masalar ve tuttuğu dosyalar
ve buna bağlı yapılan uygulamalar, önce CIA'nın bir
alt kurumunun marifeti ama bu birim ilhamını Fütürologlardan
aldı. Burada esas olan, eldeki sağlam verilere göre kaçınılmaz
görünen geleceği belirleyebilmekten ibaret. Geleceği
bilme türlerinden biri de bilimsel ön bili yani "precognition".
Bunun en tipik örneği, radyo ve televizyonlarda izlediğimiz
hava durumu ile ilgili haberler. Düşünün ki, M.Ö. 1300'lerde
Aristo 15 Mayısta güneş tutulması olacağını
hesaplamış ve söylemiştir ve sonuç doğru çıkmıştır.
Tarihte
en yaygın geleceği bilme türü "Kehanet"
(Prophet)'tir. Olay Tevrat'ta daha bir net verilmektedir. O eski
peygamberler, aynı zamanda tapınakların "Kâhinleri"ydiler.
Bunlar hem Tanrı'dan mesaj alıyor hem de geleceği çok güzel
biliyorlardı. Zamanla ortaya çıkan sekülerleşme (din dışılık)
bunların üzerinden peygamberliği kaldırıp yalnızca
"Kâhinlği" bıraktı. Böylece tarihte bir
"Kâhin" tipi oluştu. Kehanet hâlâ azizlerin, erenlerin
işi gibi görünse de artık zamanımızda başlıbaşına
bir kimlik, bir meslek ve hatta bir iş kolu (!) görünümündedir.
Bunların ne tür hesaplamalar yaptığı
bilinmemektedir. Çoğunun dalıp dalıp konuştuğu
gözlenmektedir. Yani geleceği bilmek, gizemli bir psişik
yeteneğin kullanımı gibi bir izlenim vermektedir. Kimse
yaşamını bu kâhinlere göre düzenlemiyor ama insanlar
yine de bu kâhinlerin kehanetlerini konuşmaktan zevk alıyorlar!
Geleceği
bilmenin bir biçimi de "Haberci
Düşler"dir. Bundan yeteri kadar söz ettik. Zamanımızda geleceği bilmenin en tipik, en çok aşağılanan ama en çok başvurulan biçimi ise, "FAL"dır. Tarih zamanları içinde fal türlerinin en çok bizim zamanımızda ortaya çıktığı söylenebilir. O, mantıksal temelleri açıklanmayan, uygulayıcılar açısından gizli tutulduğu için değil, bilmedikleri için açıklanamayan, kendine özgü hesapları olan ve temelde deneyimsel değil, çıkarımsal olan bir geleceği bilme biçimidir. Parapsikoloji falla doğrudan ilgilenmez ama tarihin neresine giderseniz gidin, büyünün olduğu yerde fal da vardır. Dolayısıyla parapsikolojide "fal" diye bir başlık ya da alt başlık yoktur ama bütün parapsikologlar, ucundan kenarından fala da bulaşıktırlar. Bana gelecekte, içinden en çok bilim dalı çıkaracak olan ilgi alanı, fal gibi görünüyor. Bütün sorun, bunların mantıksal temellerinin kurulması ve kullandıkları teknikle bu temellerle arasında tutarlı bağlantının oluşturulması gibi görünüyor. Sanırım gelecekte bunlar gerçekleşecek ve bu günden kestirimi zor bir çok bilim ortaya çıkacaktır. Hiç kuşkusuz, Hans da bu fal konusu ile ilgilenmekte ama o asla olaya bildik falcılar gibi yaklaşmamaktadır. Onun ilgilendiği, sözünü ettiği ve savunduğu bilgiler ya da bilgi alanları, bu zamanın insanları tarafından fal kategorisine alınmakta ama onun açısından konu fal olmaktan çok, "ileri bilgi ve teknik" anlamına gelmektedir. Örneğin o, astroloji ve Cifir'le ilgilenmekte ve çok da sağlam sonuçlar almaktadır. O bunu yaparken falcılık yapmamakta, önce konunun mantıksal temellerini oluşturmakta, sonra da o konu ile ilgili güvenilir bulduğu bilgileri güvenilir biçimde kullanmaktadır. Bu da onu şimdi alternatif bilim işçisi gibi görünmesini ama aslında geleceğin önemli ve değerli bir bilim adamı olmasını sağlamaktadır.
|