|
İSRAİL'İN GÖZÜ GAP'TA |
|
İSRAİL'İN
GÖZÜ GAP'TA
KABALA VE MASONLUK (Harun Yahya)
***
"O gün Rab Abramla ahd edip dedi: Mısır ırmağından büyük ırmağa, FIRAT ırmağına kadar senin zürriyetine verdim." (Tekvin Bölümü, 15/18, 21) İsrail'in Güneydoğu Anadolu'yu içine alan kutsal sınırları ve suya olan acil ihtiyacı, GAP ile yakından ilgilenmesine yol açmaktadır:
"İsrail, GAP konusunda Türkiye ile iş birliği yapmak istediğini, İsrail'in su kaynaklarından yoksun olduğunu, Türkiye'nin ise zengin su, toprak ve iş gücüne sahip bulunduğunu belirtti." (Şalom, 29 Ocak 1992) "Gelecek sene Kudüs'te bulvarlar gül kokmayacak ve İsrail belki de çölü çiçeklendiren bir ülkenin gözalıcı görüntüsünden vazgeçmek zorunda kalacak. Eski kültürler ve Negev pamukları içinde olduğu gibi kutsal şehrin süslenmesi için çok suya ihtiyaç var, ama su yok." (L'Express, 16 Ağustos 1991) "Şimon Peres: Nüfus artıyor. Suyu üretmek için imkan oluşturmazsak, bu kez su için savaşacağız." (Cumhuriyet, 12 Haziran 1991) "İsrail Hayfa Üniversitesi'nden Prof. Armon Sofer 1990'da verdiği demeçte, Ortadoğu'da su kaynaklarının kullanımı yüzünden savaş çıkacak dedi." (Milliyet, 31 Ekim 1990) Türkkaya Ataöv de İsrail'in Ortadoğu'daki su problemini ve bu problemi çözmek için ne gibi metodlar kullanabileceğini şöyle açıklamıştır: "Ortadoğu'da bir su problemi var. Belki de bu cümle değiştirilmeli ve suyla ilgili ekonomik ve stratejik sorunlar var denmelidir... Bazı ülkelerde 'su güvenliği' vardır. Türkiye ve bir miktar da İran'ın yeterli su fazlası var. İsrail ve işgal altındaki topraklarda kişi başına düşen su miktarı gittikçe azalmaktadır. Libya ve Suudi Arabistan kendi yeraltı kaynaklarını kullanmaktadırlar. Suriye ve Irak ise gelecek için endişeli. Su gerçekten petrol kadar önemli mi oluyor? Komşu ülkeler arasındaki rekabeti artırarak onları silahlı bir anlaşmazlığa mı yöneltiyor? Suyun giderek değerinin arttığı ve anlaşmazlıkların hızlandırıldığı doğrudur. Bazı gruplar ve devletler, barajları, boru hatlarını, damıtma tesislerini ve dağıtım hatlarını sabote edebilir. İsrail, bölgesindeki suyu kontrol altına almak istiyor. Ürdün nehrinden, Yarmuk ve Batı Şeria'daki kaynaklardan İsrail büyük miktarda su sağlıyor. Versay Barış Konferansı'nda 1919'da ileri sürülen Siyonist haritaya Litani Nehri dahildir. İsrail 1982'de Lübnan'a saldırısında bu nehri kontrol altına almak istemiştir. İsrail, işgal altındaki topraklardaki Yahudilerin su ihtiyacını karşılıksız olarak sağlarken, Filistinlilerden en yüksek fiyatı istiyor. Aşağı yukarı tüm su anlaşmazlıkları politik kargaşalarla sonuçlanıyor. Mısır, Nil'in normal su akışını isteyerek, şimdi İslami grupların desteğinde olan güney komşusu Sudan'la anlaşmazlığa düşüyor. Bu iki ülke 1959'da Ortadoğu'daki suyla ilgili tek anlaşmayı yaptı.
Türkiye'nin GAP'ı ise Kürt meselesiyle iç içedir. Dicle-Fırat sularının kullanımı projesiyle birçok amacı olan bir plan gerçekleşecek ve hidroelektrik gücü elde edilerek geniş alanlara sulama yapılacaktır." (Türkkaya Ataöv, Turkish Daily News, 19 Şubat 1993) Ortadoğu su sorununda üç kilit ülke, Sudan-Etiyopya-Türkiye'dir. Etiyopya'nın İsrail güdümlü dış politikası, gözleri Türkiye ve Sudan üzerine çekmektedir. Bu durumda GAP da ayrı bir önem kazanmaktadır. Güneydoğu'da Kudüs merkezli manevralara çık sık rastlanmaktadır. Sudan'ın İsrail açısından sahip olduğu stratejik önem ise, bu ülkede yaşanan sorunların son bulmasını da engellemektedir. Su sorununun Ortadoğu'da bir savaşa yol açabileceği ihtimali ilk olarak 1986 yılında CIA'in Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından ortaya atılmıştır. "Merkezi Washington'da bulunan Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi, 1986'da durup dururken, 'Ortadoğu'nun Su Sorunu' başlıklı bir rapor yayınlar. Raporda bölgedeki kuraklığın artacağı, nehir debilerinin azalacağı, günlük hayatta suyun petrolden daha değerli olacağı gibi araştırma sonuçlarına yer verilir ve bir de kehanette bulunulur: ... Nil, Ürdün ve Fırat... Ortadoğu'da, gelecekteki bir savaş, mutlaka bu üç nehrin sularının paylaşılmasından çıkacak..." (Tempo, 10-16 Haziran 1990) Ortadoğu'da patlak veren su krizinin kilit ülkesi ise İsrail'dir. İsrail'in şu andaki su ihtiyacının büyük bir bölümü Taberiye Gölü'nden karşılanmaktadır. Oysa Taberiye Gölü'ne akan Litani Nehri Lübnan üzerinden gelmektedir ve kontrolü İsrail'in sınırları dışındadır. İsrail'in Güney Lübnan'ı işgal etmesi ile bu sorun bir süreliğine ortadan kaldırılmıştır. Bu da İsrail'in su uğruna savaşmaktan kaçınmayacağını göstermektedir.
İsrail'e sürekli Yahudi göçü devam ettiği ve yeni gelenler için her gün daha fazla yerleşim alanları açıldığı göz önünde bulundurulursa, gelecekteki İsrail Devleti'nin nüfusuna yetecek kadar su kaynağı Ortadoğu'da bulunmamaktadır. İhtiyaç duyulan suyun GAP'tan sağlanmasıyla, planlanan 'Büyük İsrail' projesinin kurak topraklarda değil 'Barış Suyu' projeleriyle verimli topraklarda gerçekleşmesine çalışılmaktadır. Barış Suyu projesiyle Fırat'ın suyunun Suriye üzerinden önce Ürdün'e daha sonra İsrail'e aktarılması planlanmaktadır. İsrail'e gereken suyun gönderilmesi için bütün bu planlar yürütülürken, İsrail'in sessiz bir politika izlemesi de dikkat çekicidir. Tarihte ne zaman İsrail'in büyük, fakat kamuoyuna hissettirilmemesi gereken bir menfaati olsa, İsrail sessiz bir politika izler: Gelişmeler hakkında doğrudan yorumda bulunmak yerine, kendi fikirlerini kontrolü altında olan ağızlardan söyleterek, arka planda kalmayı tercih eder. Su konusunda, kamuoyunun dikkatinin zaman zaman piyon olarak kullanılan Suriye'ye çevrilmesi de söz konusu bu metodun bir parçasıdır. Bir dönem çok gündemde olan Suriye-Türkiye arasında yaşanabilecek potansiyel savaş senaryoları sonucunda, 'Barış Suyu'nu devreye sokabilmek ve 'Barış için Suriye'ye su' mesajı altında İsrail'e gereken suyu sağlamak hedeflenmiştir. İsrailli liderlerin su sorununa bakış açısı da Ortadoğu'da su kavgasının merkezinin Tel-Aviv olduğunu gözler önüne sermektedir. "İsrail Tarım Bakanı Rafael Eitan: Bölgede su, saatli bombadır." (Hürriyet, 14 Temmuz 1991) Su sorunu hakkında bu denli ilginç görüşleri olan Eitan, bir dönem Mossad'ın askeri kanadı LAKAM'ın eski şefi olarak da görev yapmıştır. Bugün ise İsrail ordusu Genelkurmay Başkanı'dır.
"İsrail'in en ünlü casusu Rafael Eitan 1968'de İsrail İstihbarat Örgütü 'LAKAM'ın başındaydı." (Dangerous Liaison, Andrew and Leslie Cockburn, sf.85) "İsrail Tarım Bakanı Rafael Eitan uyarıyor: 'Taberiye Gölü'ndeki su seviyesi hiçbir zaman bu kadar düşük olmamıştı. İsrail'in su rezervleri hayati tehlike altında." (Nature, Ağustos 1991) "Su darlığı İsrail'i tehdit ediyor." (Şalom, 9 Ocak 1991) Ve İsrail'in bu büyük su ihtiyacına paralel olarak bölgede savaş rüzgarları da sık sık esmektedir: "İsrail Başbakanı İzak Rabin: Umarım ki su sorunu silahla çözülmez." (Sabah, 22 Aralık 1992) "İsrail ve Ürdün su rezervlerini tekrar doldurabileceklerinden yüzde 15 kat fazla bir hızla tüketiyorlar. Ürdün'ün teklifi 350 milyon dolarlık birleşik bir barajı Yarmuk Nehri üzerinde kurmak. İsrail ve Ürdün BM'nin aracılığını yaptığı gizli görüşmeler yapıyorlar. İsrail'deki her yerleşim yeri günde 280 lt, yani Filistin'dekinin 4 katı su harcıyor. İsrail, Lübnan'la Litani Irmağı'nın suyunun alınmasıyla ilgili antlaşma yapmaya çalışıyor. Amman'daki Batılı bir diplomat 'Su İsrail'in elinde silah gibidir ve çözülemeyecek bir problem olur' diyor." (Newsweek, 12 Şubat 1990) Geçtiğimiz yıllarda İsrail'in Batı Şeria ve Gazze'deki suyun %60'ını elinde tuttuğu bildirilerek, Sovyet Yahudilerinin göçü ile İsrail'in su ihtiyacının daha da artacağı belirtildi... Washington Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü araştırmacılarından, Joyce R. Starr ve Daniel C. Stoll "Ortadoğu'daki Su Kaynakları Konusunda ABD Dış Politikası" adlı araştırmalarında, Ortadoğu'da gelecekte muhtemel bir savaşın petrol yüzünden değil de su yüzünden çıkacağını belirtmişlerdir: "İsrail'in Batı Şeria ve Güney Lübnan'ı işgal etmesinin en önemli nedenlerinden biri de buraların zengin su kaynaklarına sahip olmaları. Golan Tepeleri dağlık, yağışlı ve münbit bölgeler. Buraları gözden çıkaramıyor. Ayrıca İsrail Taberiye Gölü'nün Suriye'ye ait bölümünü de işgal etmiş durumda, bütün gölü kullanıyor. Çünkü denizden su arıtma çok masraflı bir işlem. Bu İsrail'in enflasyonunu bile etkiliyor... Su gücü dostluk kazanmak ve birlikte ticaret için kullanılabilir. Fakat aynı zamanda bir nükleer güce de benzer ki, bir kere sizin buna sahip olduğunuz insanlar tarafından bilinirse, bu onlarda büyük bir saygı uyandırır. Türkiye'nin su zengini bölgesi Güneydoğu. Güneydoğu'daki olaylar daha genişlerse komşuluk ilişkileri açısından daha da önemli olacak." (Economist, 14 Aralık 1991) "Kızgın su kavgaları Ortadoğu için yeni bir şey değildi. Bundan evvelki birçok savaş bu üç büyük nehirle ilgiliydi: NİL, DİCLE, FIRAT." (Newsweek, 12 Şubat 1990) "Kaynaklar durmaksızın artan ihtiyaçlar yanında sınırlılar. Aynı ritimle insanların sayısı da artmaktadır. Su, devletler arasında baskı kaynağı olmuştur ki, bu daha çok Orta ve Yakın Doğu'da geçerlidir. Fırat, Dicle, Nil; yarın belki de bu ırmakların kontrolü için savaşılacaktır." (L'Expansion, 4-17 Temmuz 1991) "Batılı kaynaklar, Ortadoğu'da petrolden daha değerli hale gelmeye başlayan suyun, 2000'li yıllara doğru stratejik bir önem kazanarak bölgede savaş rüzgarları estirebileceğini belirtiyorlar." (Cumhuriyet, 23 Temmuz 1992)
|
|
.İsrail´in gözü Erzurum´da
12.03.2007 İsrail, organik tarım için Erzurum´u seçtiğini açıkladı. Fırat´ın Erzurum´dan doğması bu "organik işte bir iş var mı?" sorusunu akıllara getirdi...
YILLARDIR Şanlıurfa ve GAP'tan toprak alan İsrail şimdi de gözünü Erzurum'a çevirdi. İçinde MİT'in de bulunduğu çok sayıda kurumun yaptığı ortak çalışmada, Yahudiler'in GAP'ta sahip oldukları taşınmazların yarıdan fazlasının AKP iktidarı döneminde satıldığı tespit edildi. Kayıtlarda GAP'ta görünen rakam 47 bin 897 metrekare. Oysa gerçek rakam bunun çok üzerinde. Şimdi sıra ise Erzurum'da. 2011 Kış Olimpiyatları'nın Erzurum'da yapılacak olması bizi sevindiriken aynı zamanda düşünmeye de itti. Erzurum'a dikkat çekeceği bir il olacağının işareti verilirken, bir haber geldi: "İsrail, Erzurum'da organik tarım yapacağını" açıkladı. Projenin adı ise Erez. İsrail'in bu teklifini Kürşat Tüzmen'e İsrail gezisi sırasında Başbakan Yardımcısı Şimon Perez tarafından bizzat iletildiği belirtildi. Yıllardır Şanlıurfa ve GAP'tan toprak alan İsrail şimdi de gözünü Erzurum'a çevirdi. İçinde MİT'in de bulunduğu çok sayıda kurumun yaptığı ortak çalışmada, Yahudilerin sahip oldukları taşınmazların yarıdan fazlasının AKP iktidarı döneminde satıldığı tespit edildi. Kayıtlarda GAP'ta görünen rakam 47 bin 897 metrekare. Oysa gerçek rakam bunun çok üzerinde. Şimdi sıra ise Erzurum'da. ''iyibilgi. com'un'' haberine göre 2011 Kış Olimpiyatları'nın Erzurum'da yapılacak olması bizi sevindiriken aynı zamansa düşünmeye de itmişti. Erzurum'a dikkat çekeceği bir il olacağının işareti verilirken, bir haber geldi: "İsrail, Erzurum'da organik tarım yapacağını" açıkladı. Projenin adı ise Erez. Fırat sevdası Bilindiği gibi İsrail'in organik tarım projeleri GAP'ta olduğu gibi hep kuşkulu sonuçlar doğurdu. GAP'ta bu sayede arazi satın alan İsrail, ülkemizin su kaynaklarını da İsrail'e transfere başladı. Son olarak İsrail'in temizleyip organik tarım yapmak istediği mayınlı Suriye sınırının büyük bir petrol yatağı olduğu keşfedilmişti. Erzurum'un ise ABD, Avrupa ve Arap ülkelerinin gözde nehri Fırat'ın doğduğu yer ve aynı zamanda zengin yeraltı sularına sahip olması bu noktada düşündürüyor... İsrail'de Erzurum konuşuldu İsrail'in bu teklifini hükümete ilettiği ve hükümetin de bunu memnunlukla karşıladığı belirtiliyor. Hatta Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in, İsrail gezisi sırasında Başbakan Yardımcısı Şimon Perez'in bu konuyu açtığı gazetelerde yer aldı.. Perez'in Erez Projesi'ne destek sözü verdiğini de dile getiren Tüzmen, Türkiye ile İsrail'in Erzurum'da organik tarım konusunda işbirliği yapması
|
|
.AKPnin gizlediğini Yahudiler itiraf etti
Haber : Yüksel MUTLU 07.03.2007
Farklı görüntü
Gerçek niyetlerini açıkça ortaya koydular
Itiraf Yahudiden geldi
Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın başkanlığında dün toplandı. Erdoğan, çok sayıda bakanın da katıldığı toplantının açılışında bir konuşma yaptı. AKP, vatandaşın satışa tepkisinden korkuyor
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/newsdetail.asp?NewsID=5111 *** Toprakları alan Yahudileri açıklayın Toprakları alan Yahudileri açıklayın Vatanseverler, AKP hükümetine çağrıda bulundu. 09.03.2007
İsraillilerin Türkiyede farklı görüntüler
altında iş yapıyoruz itirafı, AKP hükümetini
zor durumda bıraktı. Türk topraklarının
yabancılara peşkeş çekilmesini gizlemeye çalışan
iktidara çağrıda bulunan emekli Tümgeneral Osman Özbek,
Bugüne kadar kim ne satın almış. Mutlaka açıklanmalıdır
diye konuştu. Yahudiler el altından Türk topraklarını yağmalıyor haberlerine karartma uygulayanların süçüstü yakalanmasının ardından gözler iktidara çevrildi. Emekli Tümgeneral Osman Özbek, bugüne kadar Kim ne almış bunun açıklanmadığını hatırlatırken, siyasi partilerin temsilcileri ile konunun uzmanları Satışta gerçek rakamlar açıklansın, peşkeş durdurulsun dediler. Rakamları vermekte zorlanırlar Takip kurulu oluşturulsun Niyetleri perdeleniyor Önlem almak şart oldu http://www.yenicaggazetesi.com.tr/newsdetail.asp?NewsID=5122 *** Paramanyaklar Rahşan Ecevit: Toprak satışlarını eleştirenlere paranoyak diyenler için paramanyak demek acaba yanlış mı olur? 09.03.2007
Mardin, Şanlıurfa, Gaziantep, Hatay ve Kilis çevresindeki mayınlı arazilerin, ihale şartnamelerinde yapılacak oyunlarla İsraillilere verilmek istendiğini açıklayan Rahşan Ecevit, sert tepki gösterdi. Ecevit, İsrailin 49 yıl işleyeceği toprakların akıbetinin Filistine benzemeyeceği ne malum dedi. TSK temizleyebilir
Devlete hile yaptırılıyor http://www.yenicaggazetesi.com.tr/newsdetail.asp?NewsID=5125 ***
|
||||
|
|