|
FEHMİ KORU: BULDUĞU HER FIRSATTA TÜRK ORDUSUNA DİL UZATARAK, TÜRK ORDUSUNU YIPRATMAK İSTEYEN "SİYONİST BİLDERBERG GRUP ÜYESİ", SİYONİZMİN ÇATLAK SESİ: SİYONİST-FETHULLAHÇI FEHMİ KORU; "GEMİ AZIYA ALDI"!!! |
|
Fehmi Koru
Biz bu maçı alcez...
Gözümüzün önünde cereyan eden olayın,
arkasında yabancı damga da bulunan, daha önce birkaç kez
yaşanmış bir projenin tekrarı olduğunu fark
edelim artık. Halkın oyuyla seçilmiş hükümetlerin
yerinden edilmesi, siyasi kadroların iradeleri üzerinde
uygulanan baskılarla yönlendirilmesi, ya da siyasî sistemin işlevsiz
hale getirilmesi projesi bu
Geçmişte benzer projeler yüzünden yerinden edilen hükümetler
oldu
Görevine devam eder görünme sevdalısı hükümetler
çıktı, istemedikleri kararlara imza atmak zorunda bırakıldılar
Şimdiki onların değişik bir versiyonu: Birileri çeşitli
bürokratik güçleri kullanarak sistemi kilitlemeye çalışıyor
Yaşananı önceki örneklerden farklı kılan, işbaşındaki
hükümetin, 'erken teşhis ve kesin tedavi' yöntemine başvurmasıdır.
Başına getirilmek istenenin ne olduğuna, kimler tarafından
teşvik edildiğine ve sonuç almak için kullanılan araçlara
doğru teşhis koydu hükümet; derhal uygulamaya koyduğu
tedbirler de şimdiye kadar etkili oldu. Hükümetin hemen erken
seçime gitme kararı ve cumhurbaşkanını halka seçtirme
girişimi projeyi sahneye koyanları şaşırtmışa
benziyor.
Meclis'in erken seçim kararını ters yüz edemez,
anayasayı değiştirip cumhurbaşkanını
halka seçtirme girişimini boşa çıkartamazlarsa, uğursuz
planlarını başarıya ulaştırmaları mümkün
olmaz. Halkın denklem içerisine çekildiği her ortam onları
devre dışı bırakır çünkü
Bu süreçten hükümetin ve Ak Parti'nin tek başına çıkması
mümkün değildir. Demokratik sistemden hayat bulan bütün güçlerin,
siyasi partiler ve gerçek anlamdaki sivil toplum örgütlerinin de,
sandığın halk önüne getirilmesine yardımcı
olması gerekir. Bu da, bütün sivil güçlerin şapkalarını
önlerine koyup yeni bir durum muhakemesi yapmasını
gerektiriyor.
Özellikle de, cumhurbaşkanı seçimi sürecinde yanlış
davranan siyasi partilerin
CHP, her zamanki refleksleriyle tepki verince, yanlışlığa
kapı araladı bu süreçte; cumhurbaşkanını
cumhurun başkanı yani 'halkın lideri' olarak görmek
yerine, 'devletin en yüksek bürokratı' olarak kabul etmekten
kaynaklanan bir yanlış bu. Halkla ilişkisi kopuk bir
devlet anlayışının günümüzde yeri olmadığını
unuttu CHP liderleri
Daha büyük bir yanlış ise CHP'nin peşine takılan
Anavatan ve Doğru Yol partileri tarafından yapıldı.
Uzun yıllardan beri ilk kez ele geçmiş bir fırsattı
sivil birini Çankaya'ya cumhurbaşkanı olarak çıkarmak;
Abdullah Gül'ün bilinen özellikleriyle halk tarafından o
makama lâyık görüldüğünü de kolayca fark
edebilirlerdi. ANAP ve DYP liderleri, ne hikmetse, bu kolay değerlendirmeyi
yapamadılar. 'Halksız cumhuriyet' kitlelerden beklentisi
olmayanların tercihi olabilir, ama siyasî partilerin böyle bir
lüksü olabilir mi? Hele o partiler 'sağ' platformda siyaset yapıyorlarsa?
Projenin sahipleri hükümetin benimsediği 'erken teşhis-kesin
tedavi' yöntemiyle kısmî bir felç yaşıyorlar; ancak
bu durumun uzun süreli olup olmayacağı pek çok unsura bağlı.
Bu unsurların en önemlisi de, gıdasını
demokrasiden alan bütün sivil güçlerin, aynı kararlılıkla
sandığın ortaya konması yolunda çaba göstermeleridir.
Karar Meclis'ten de çıktı, ama ne olur ne olmaz; seçimi
yaptırmama, cumhurbaşkanı halka seçtirmeme, süreci
durdurma yolundaki telkinlere kulak asmamak gerekiyor.
Demokratik güçler oyuna gelmez ve Türkiye içine sokulduğu
süreci demokratik sistemini zedelemeden aşmanın yolunu bir
defa bulursa, bundan sonraki uğursuz projeler de işlevsiz
kalacaktır. Unutmayalım: Dünyanın hiçbir yerinde
demokratik haklar zahmetsiz kazanılmadı.
Kim ne derse desin, biz bu maçı alcez
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=5018&y=FehmiKoru *** Söylentilerle yaşanmaz 02.05.2007
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=4990&y=FehmiKoru *** Sokaklardan korkmak mı, o niye? 30.04.2007
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=4949&y=FehmiKoru *** Anlaşılmaz işler 29.04.2007
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=4932&y=FehmiKoru ***
|
|
Taha Kıvanç
'Görünmeyen el' 30.04.2007
Pazar sabahı ortalık henüz
ışımamışken telefonunuz çalsa hayra yorar mısınız?
Bir okur, fısıltıyla, Çok özür dilerim, ama size
bir haberim var derse yüreğinize inmez mi? Benim inmedi.
Merakla lâfını tamamlamasını bekledim.
Balkondan bakıyor olmalı; sabahın köründe (05:00
öncesi) gazete ana bayii önünde duran askerî araçtan inenleri
fark etmiş
Gazetelere el koyuyorlar dedi hayli uzakta
olduğunu bildirerek... Heyecanlı evdekilere Askerler
meraklı okurlardır dedim
'Geceyarısı
bildirisi' ile ilgili gazete manşetlerini ve yazarların
yorumlarını merak etmişler, belli ki
Gazeteler genellikle olayı serinkanlı karşılamışlar,
yazarlar da dengeli bir tavır tutturmuşlardı dün. Ülkem
hesabına sevindim
Askerlerin bir eyleme girişmeden önce etraflı bir çalışma
yaptıklarını ve geniş kapsamlı bir eylem planı
hazırladıklarını biliyoruz. Yıllar önce,
kamuoyunu etkileme amaçlı bir kampanyaya karar verdiklerinde,
sevmedikleri yazarlar ve sivil toplum önderleri için öyle bir
'eylem planı' ve 'bilgi notu' hazırlamışlardı
Bir PKK militanına sorgusu sırasında söylemedikleri mâl
edilmiş, ardından o sözlerin gazete manşetlerine çekilmesi
ve bazı yazarlar tarafından yorumlanması öngörülmüştü
O mâlum 'andıç' işte
Bugünlerde yaşadıklarımız Acaba yeni bir
andıç mı gündemde? sorusunu sorduruyor: Abdullah Gül'e
mâl edilen anlamsız cümleler
Cümlelerin hangi sütunlarda
kullanılacağı
Bildiri
Bildirinin nasıl
yorumlanması gerektiği
Kimlerin o yorumu benimseyeceği
Benimki tamamen 'varsayıma' dayalı bir soru. Medyada
yorum yapan, gazetelerde manşeti atan ve köşe yazıları
yazanlar ilk 'andıç' kamuoyu tarafından öğrenildiğinde
içine düştükleri durumdan hiç memnun kalmamışlardı;
onlar bir daha aynı duruma düşmek istemezler
'Varsayıma dayalı' sorumu kimse ciddiye almasın lütfen
Yoksa 'e-bildiri' sonrası Bu bir muhtıradır, Ak
Parti adayını geri çekip derhal seçime gitmelidir diye
kanal kanal dolaşanlar için gereksiz yere kötü şeyler düşünebilirsiniz
Düşünmeyin, şu sıralarda yaşadıklarımız
'andıç' ürünü filân olamaz çünkü
Andıççıları andıçlamışlar
derseniz, önce sizi dinlerim
Kimileri olan-biteni anlamakta zorlanıyor. Ben de
zorlananlardanım, ama benim anlayamadığım şey
başka: Bugün yaşanan gelişmeler ister istemez bir
erken seçimle sonuçlanacak; -iki ay, üç ay veya altı ay
sonra- sandık mutlaka ortaya konulacak
Düz veya eğri
hangi mantıkla bakarsanız bakınız, Abdullah Gül
cumhurbaşkanı seçilse de, işin içine Rüfailer karıştığı
için seçim yapılamasa da, bu süreçten hangi siyasî parti
kazançlı çıkar dersiniz
Ben de sizler gibi düşünüyorum: Evet, muhalif oyların
bir miktarını kendine çekme becerisini CHP de gösterecektir,
ama işte o kadar; şu sıralarda yaşatılan
gerginlik ve cepheleşme ara renkleri ortadan kaldıracağı
için daha çok Ak Parti'nin işine yarayacaktır
Yanılıyor muyum? diye bilebilecek durumdaki başkalarına
da sordum, onlar da geçmişten sayısız örnek vererek,
Doğru düşünüyorsun dediler
Peki de, onların
dediği gerçekse ve ben doğru düşünüyorsam, bu
durumda DYP ve ANAP liderleri, özellikle de Erkan Mumcu Meclis'e
girmeyin dedi diye oylamaya katılmayan ANAP milletvekilleri,
bu davranışlarıyla kendi siyasî sonlarını
getirdiklerini nasıl görmezler?
Bir dostum, Vaktiyle sık sık yazdığın
2002 seçimiyle ilgili senaryoyu kendin unutmuşsun dedi
bana
Hatırladım. Üçlü koalisyon (DSP, MHP, ANAP) döneminde,
önce Rodos'ta Tansu-Özer Çiller çiftiyle 'yeni hükümet' formülü
pişiren bir medya patronu, daha sonra Frankfurt'ta MHP'yi
koalisyon dışı bırakacak bir projenin düğmesine
basmıştı
Bunu gören MHP de Erken seçim olmalı
diye bastırdı
Sonucu biliyoruz: Erken seçimi zorlayan MHP de, onu mandepsiye
bastırma hesabındaki DYP ve ANAP da erken seçimle Meclis-dışı
kaldılar
Bugün de böyle bir 'oyun' kokusu alıyorum ben
Bir el, sağı-solu
tahrik ederek siyasetin dengelerini değiştirme çabasında;
ancak istediği olursa, kullandığı güçler değil
de yok etmeyi düşündüğü hissini verdiği (Ak Parti)
müthiş kazanacak
Askerlerin hazırladığı
bir 'andıç' söz konusu değil noktasına biraz da bu
sebeple geldim. Herkesi kullanan bir 'eylem planı' mutlaka var,
ama askerlere ait değil o plan
Ekonomik liberalizmin babası Adam Smith, koyduğu esasların
bazı boşluklarına işaret ederek sistemin onun öngördüğü
biçimde çalışmayacağına dair itiraz edenlere karşı
'görünmeyen el' tezini ileri sürmüştü. Siz bilmezsiniz,
'görünmeyen bir el', insanların iradelerini esir alır ve
onları böyle davranmaya zorlar demeye getirerek
Burada da bir 'görünmeyen el' devrede. Bilesiniz istedim
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=4944&y=TahaKivanc ***
|
|
|