.KURTLAR VADİSİ

 

 KURTLAR VADİSİ YAYINDAN KALDIRILDI

 

1925 yılında idam edilen Kürt isyancı Şeyh Sait'in torunu Dengir Mir Mehmet Fırat'a:

 "AĞZINI TOPLA KÖPEK" DEMEK GELİYOR İÇİMDEN, ANCAK ZAVALLI KÖPEKLERE HAKARET EDEMEM.

ŞAPTAN ŞEKER OLMAZ.

KATRANI KAYNATSANDA OLMAZ ŞEKER,

CİNSİNE ÇEKER.

Oğuz KAYI

 

AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat; “Sansür değil. Eğer çocuk pornosunu yasaklamak sansürse o da bir sansürdür", diyerek:

Milyonlarca Kurtlar Vadisi izleyicisini çocuk pornosu seyretmekle özdeşleştirmiş!!!

 

.SABAH Gazetesi

...

AKP'lilere, partinin il başkanları toplantısında Kurtlar Vadisi-Terör dizisinin kaldırılmasına ilişkin görüşleri soruldu. AKP'lilerin görüşleri şöyle:

ÇOCUK PORNOSU NEYSE VADİ DE ODUR

...

.AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat: "Sansür değil. Eğer çocuk pornosunu yasaklamak sansürse o da bir sansürdür.

...

ANKA

http://www.sabah.com.tr/siy119.html

 

Hükümetin Soy Ağacı

...

Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Dengir Fırat 

Hükümette en kilit kişi olarak gösterilen Başbakan Yardımcısı Dengir Fırat 1925 yılında idam edilen Kürt isyancı Şeyh Sait'in torunudur.Mersin milletvekili olan Fırat, Mersin'deki Kürt nüfus hareketini yönlendiren kişilerin başındadır. Dengir Fırat, 2 Ağustos 2002 Cuma günü Meclis'te, sinir oynatan ses tonuyla, Abdullah Öcalan'ı kast ederek "Asamadınız! Asamazsınız! Asamayacaksınız!" diye bağırmıştır.

....

 

http://hanifislam.com/H_Aiberg/akp_hukumeti.htm

 

 

Oylar 1 milyonu aştı

20 Şubat 2007
Oylar 1 milyonu aştı Kurtlar Vadisi anketine rekor sayıda oy geldi. Basın tarihine geçen ankete oy verenlerin büyük bir çoğunluğu dizinin yayından kaldırılmasına karşı çıktı.

 Kurtlar Vadisi dizisinin yayından kaldırılması üzerine başlattığımız ankete 1 milyonu aşkın oy geldi. Oyların büyük bölümü bu olayı sansür olarak değerlendirdi. Binlerce yorum geldi. Hurriyet.com.tr'ye konuşan Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, yayıncılığa eşit ve adaletli bir denetim sistemi getirilmesini istedi.

İşte merakla beklenen sonuçlar:



 


“DİJİTAL DEMOKRASİ”NİN REKORU

Tam bir milyon 76 bin oy…

Evet, Kurtlar Vadisi’nin yayından kaldırılması konusunda yaptığımız ankete gelen bir milyonu aşkın oy.

Bu Türkiye’de bugüne kadar yapılmış en büyük ankettir…

Gerçek halk kararının “dijital sınırları”nı zorlayan bir anket…

Bu anket artık, “yeni çağın interaktif gazeteciliği”ne atılmış ilk “fiber adım”dır…

Gönderilen bir milyonu aşkın oyla birlikte, bir o kadar yorum, eleştiri, övgü, kızgınlık ve endişe…

Bunlar sizin oylarınız ve yorumlarınız. Ve hepsine saygı duyuyoruz.

Evet, hurriyet.com.tr olarak başlattığımız “dijital demokrasi”  zincirinde bu defa Kurtlar Vadisi dizisinin yayından kaldırılmasının doğru olup olmadığını sorduk.

İlk anket “Hrant Dink cenazesi’nde “hepimiz Ermeni’yiz” sloganının doğru olup olmadığını sormuştuk. Sonra Asker Kuzey Irak’a girmeli mi dedik.

Ve şimdi rekor düzeyde bir katılımla KurtlarVadisi’nin yayından kaldırılmasını oyladık.

Büyük çoğunluk yayından kaldırılmasının “sansür” olduğu görüşünde.

Oyların dağılımını haberde gördünüz.

Benim burada anlatmak istediğim oylarınızın gücü, etkisi ve artık toplum olarak geldiğimiz bu “dijital demokrasi” eşiğinde gösterilen tepkinin “fiber hızı”dır…

Evet, Kurtlar Vadisi inanılmaz bir ilgi çekti. Acaba neden?

Şimdi bu soruyu araştıralım..

30 bin insanın canına mal olmuş bir terör var.

On binlerce şehit verilmiş, Ankara’da Bilkent yolundaki Silahlı Kuvvetlerin rehabilitasyon merkezinin önünden ne zaman geçsem, içim ürperir, öfkeyle karışık garip bir hüzün çöker üzerime..

Çünkü orası, alçak mayınların, hain kurşunların sakat bıraktığı kahraman vatan evlatlarıyla doludur.

Karadeniz’de neredeyse her köyden bir şehit verilmiştir. Ege’de, Akdeniz’de yani Anadolu’da yine öyle. Milliyetçilik öfkeyle birleşmiş, habis bir kanser gibi toplumsal barışın içine atılmıştır.

Peki bu memleketi Türk, Kürt, Çerkez, Laz demeden birlikte savaşarak kurmuş vatan evlatları ne oldu da, böylesine bir öfke seline kapılıp  “habis bir ihanet”le kuşatılır hale geldi.

Ne oldu da, Yunus Emre’ler’in, Mevlana’ların,  Hacı Bektaşi Veli’lerin insan sevgisiyle yeşerttiği bu topraklara “öfke”nin, “nefret”in  kin ve ihanet”in o zehir yüklü bulutları hakim oldu?

Kurtlar Vadisi dizisi neden tepki çekti ?

Çünkü bir endişe vardı.

O da şuydu:

Yıllardır bu toplumun yüreğinde kanayan açık bir yara var.

Ve işte bu dizideki “çatışma” bu yarayı çok derinlere doğru kanatabilir.

Dün, yetkililerle uzun uzun konuştum. Haklı olabilecek endişelerini dinledim. Sizin de birkez daha düşünmenizi isterim. 

Bu yüzden diyorum ki, bu ankete oy veren arkadaş, sansüre hep birlikte karşı çıkalım. Ama şimdi bir de öfkeye karşı direnmek için vicdanlarımızda bir oylama daha yapalım.

Üstelik bu oylamanın sonuçlarını kimseye duyurmamızsa da gerek yok.

Yani bu muhteşem katılımlı anketi, sloganlardan, “Pankart kafalı” yaklaşımlardan, “öfkeli bir kalabalığın linç yüklü yürüyüşü”nden uzakta, büyük bir sessizlik içinde vicdanlarımızda bir kez daha yapalım…

 

 

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/5955050.asp?m=1&gid=112&srid=3601&oid=1

 

Kurtlar vadiye iniyor itler havlıyor

Kürtler Vadisi

 

Türkiye

Ali Özsoy

 

Kürt-İslamcı faşistler Türk sesi istemiyor

“Faşizm insana düşman!”

Bugün Kurtlar Vadisi’nin yayınlanmasını engellemek isteyenler 2001’de Türk düşmanı Ararat filminin yayınlanmasını savunuyorlardı.
Türkleri savunan dizi yasak, Türk düşmanı film ise serbest!

Faşizme karşı mücadelede bir ekol, burjuva hümanizmine ve liberalizmine dayanır. Aslında sol ile hiçbir ilgisi olmayan bu akımın sembolleşmiş bir sloganı da vardır: “Faşizm insana düşman!” Oysa faşizmin tek kaynağı vardır; o da yine aynı Batı liberalizmi.

Gerçekte faşizm halka düşmandır. Ulusal egemenliğin emperyalist işbirlikçisi bölücü ve gerici tayfa tarafından tamamen yok edildiği ülkemizde bunu çok daha açık görüyoruz. Onlarca televizyon, gazete, siyasi parti olabilir; ancak hepsi aynı tek sesi dile getirmektedir: “Türk cahildir, Türk cinayete eğilimlidir, Türk vahşidir, Türk paranoyaktır, Türkler tribünde de, sokakta da, tarihte de, gelecekte de kontrol altına alınması gereken barbar bir ırktır.”

Türkiye’de kurulan Kürt-İslam faşizminin de açıkça gösterdiği gibi, faşizm insan veya tüm insanlara düşman değildir. Faşizm halka düşmandır. Elitisttir. Halkı ve kitleleri küçümser.

Zaten faşistlere göre, halkı oluşturan kitleler, birey dolayısıyla insan olma düzeyinde değildir. Burjuvalar ise eğitimli, aydın ve seçkindir. Dolayısıyla ‘insan’ kategorisi altında yüceltilen burjuva birey, toplumun ezici çoğunluğu olan halk kesimleri üzerinde bir diktatörlük kurmalıdır ki; liberalizmin hedeflediği ‘insanın doğal haklarından kaynaklanan sonsuz bireysel özgürlüğünü’ gerçek anlamda koruyabilsin.

Batı liberalizminin faşizme dönüşen halk ve toplum düşmanlığını alın, yanına Haçlı emperyalizminin hiç değişmeyen tarihsel Türk düşmanlığını koyun. Karşınıza Türkiye’nin hakim ideolojisi çıkar: Kürt-İslam faşizmi. Bu, Türk düşmanı, ırkçı, azılı bir ideolojidir.
PKK’nın Özgür Gündem gazetesinde günlerce yürüttüğü kampanya sonucunda Kurtlar Vadisi dizisi hakkında daha fragmanları yayınlanırken yüzlerce şikayet geldi. Halbuki, Kurtlar Vadisi Irak filmine adeta bir yanıt olan Türk düşmanı dizi 24 CNBC-e kanalında aylardır yayınlanıyor. Diyorlar ki Kurtlar Vadisi Kürtlere düşmanlık duyguları yaratıyor. İyi de Kürtlere düşmanlık duygusunu Kurtlar Vadisi’ni yasaklayarak ortadan kaldıramazsınız ki. Bu diziyi yasaklasanız o duygu yine orada kalır. Çünkü Kürt
düşmanlığını bizzat Kürtler yaratıyor. Siz en iyisi Kürtleri “yayından kaldırın”da bu Kürt düşmanlığı bitsin!

Nerede Batıcı, komprador bir aydın görürseniz insanlıktan ve demokrasiden bahseder. Bu kavramların düşmanı olarak inşa ettikleri kendi ifadeleriyle ‘öteki kimliği’ ise, ‘insanlığa ve demokrasiye kasteden Türkler ve Türklerin faşizmi’dir.

Türk’e demokrasi yasaktır; ama Türk olmayana her şey serbesttir. Çünkü demokrasi Türklere bırakılamayacak kadar değerli, Türklerden sürekli korunmayı gerektirecek kadar hassastır. İşte en çıplağından bir faşist düzen. Bu düzenin Türkiye’de ideologluğunu sağ ve ‘sol’dan liberaller üstlenmiş durumdadır. Kitle tabanı ve siyasi örgütlenme ise Kürt-İslamcı tarikat-aşiret yapılarına havale edilmiştir.

Liberallerin ‘insan’ ve ‘özgürlük’ sloganları, faşizmin bayrakları olarak yükselmektedir. Halk, toplum iradesi, Türk ulusu, ulus devlet ve ulusal egemenlik ise Kürt-İslam faşizminin yok etmeye çalıştığı karşıt kavramlardır.

 

RTÜK’ü kapatıp KÜRTÜK’ü kuracaklar

Amacımız Kürt-İslam faşizmini tahlil edecek teorik bir yazı yazmak değil; ancak sadece ve sadece pratik uygulamalarıyla bu faşist hareketin sadece Cumhuriyeti değil, şekilsel demokrasiyi bile yok etme aşamasına geldiğini belirtmek istiyoruz.

Gazetelerde yer alan bir haber aslında pek çok şeyi açıklıyor: “Kurtlar Vadisi-Terör dizisini RTÜK yayından kaldırabilir.”

Bu dizi daha yayımlanmadı bile. Yayımlanmadan bir dizi nasıl yayından kaldırılabilir? Bunun Türkiye tarihinde tek bir örneği daha var. 12 Eylül faşizmi döneminde Kenan Evren hiç izlemediği bir filmin, ‘Yorgun Savaşçı’nın yakılması için emir verir. Oysa film TRT tarafından çektirilmiş ve TRT’nin onayını almıştır.

O dönem Türkiye’de tek bir televizyon kanalı vardı. Bugün ise yüzlerce kanal var; ama aynı uygulama gündemde. Aslında her şey PKK’nın yayın organı Gündem gazetesinin düğmeye basmasıyla başladı. Kurtlar Vadisi filminin, Türk toplumunda ABD’ye ve ABD’nin desteklediği PKK’ya karşı yükselen tepkisini yansıttığı bilinen bir gerçek. Önceki bölümleri ve Kurtlar Vadisi-Irak filmi rekorlar kırdı. ABD bile resmi düzeyde bu filmden rahatsızlığını belirtti. Hatta film için dünya basınında ABD’nin Gece Yarısı Ekspresi dendi.

Gündem gazetesi, Kurtlar Vadisi-Terör dizisinin PKK’lı teröristlerin ve onları destekleyen emperyalist güçlere karşı büyük düşmanlık besleyen Türk halkının beğenisiyle yine rekorlar kıracağını bildiği için bir kampanya başlattı. Gazeteye göre dizi ırkçı ve Kürt düşmanıydı. Şiddeti ve faşizmi körüklemekteydi. Bunu sadece fragmanından anlamışlardı.

Bu kampanyaya en büyük destek hemen Doğan Medya’dan geldi. Güya RTÜK’ü 100 kişi şikayet için aramış, bu bir rekormuş, dizi daha yayımlanmadan iptal edilebilirmiş. RTÜK bunu düşünüyormuş.

İşte Kürt-İslam faşizmi budur. Onlarca tv kanalı var; ancak hangi dizinin oynayacağına bile PKK karar veriyor. RTÜK’ün adı, yakında KÜRTÜK’e dönüştürülebilir.

Ararat serbest, Kurtlar Vadisi yasak

Peki ama aynı büyük medya değil miydi “Her şey serbest olsun!” diyen. ‘Popstar’-’popostar’-‘biri bizi gözetler öbürü evlendirir’ türü ahlâksızlık ürünü yarışmalar için ne diyordu medya: “Kardeşim kumanda yok mu zapping yapın!”... “Ekranlar kararmasın!” diye eylem yapanlar kimdi? Kurtlar Vadisi şiddeti özendiriyor da, Rambo isimli Amerikan katili, insanlara çiçek ekmesini mi öğretiyor?

Yine aynı medya değil miydi “Gece Yarısı Ekspresi filmi gösterilsin, tabular yıkılsın!” diye kampanya yürüten? Türkiye’ye saldıran ve Türklere hakaret eden Gece Yarısı Ekspresi serbest; ama ABD’nin Gece Yarısı Ekspresi denen Kurtlar Vadisi yasak.

Yine Hürriyet, Milliyet ve Radikal gazeteleri değil miydi Türkleri soykırımcı ve tecavüzcü olarak gösteren Ararat filminin galası Türkiye’de gösterilsin diye kampanya başlatan. İsmet Berkan değil miydi filmi önce izleyin diyen? Ertuğrul Özkök değil miydi galası Ağrı’da yapılsın diyen? Şimdi neden önce Kurtlar Vadisi’ni bir izleyelim demiyorlar, daha yayımlanmadan yayından kaldırılsın istiyorlar?

Kurtlar Vadisi filmi ve dizisi için Amerikan düşmanı, Yahudi düşmanı, Batı düşmanı, Kürt düşmanı dahil her şey söylendi. İddia sahibi kanıtlamakla yükümlüdür; ancak bizim kesin bildiğimiz bir şey var. Türkleri ABD’yi yok etmek isteyen El Kaideci teröristler olarak gösteren ‘24’ isimli dizi Türkiye’de yayın yapan CNBC-E kanalında, Türkiye’yi kadınların recmeden vahşi insanlarla dolu, bombalanması gereken bir ülke olarak gösteren ‘West Wing’ dizisi ise yine Türkiye’de yayın yapan Bussiness Channel’da hâlen yayımlanmaktadır. Hiçbir gazete yazarı da “bu diziler yasaklansın” dememiştir.

Kısacası Kürt-İslam faşizminde her türden Türk düşmanı, ırkçı propaganda filmi serbesttir; ancak Türk milletinin onurunu ve vatanı için mücadele azmini gösteren her türlü yayın yasaktır. Bir de “PKK’nın kanalı Roj TV Türkiye’de yayın yapsın,” diyorlar. Ne gerek var?!

Türk’e yürüyüş yasak

12 Eylül öncesi ABD’nin has adamı Demirel bile, “Yollar yürümekle aşınmaz.” demişti; ancak anlaşılan Kürt-İslamcı faşistler Türklerin yürümesiyle yolların aşınabileceğini düşünüyor.

Bir hükümet düşünün; Kürt-İslamcı İçişleri Bakanı Türk bayrağıyla düzenlenecek, milli hassasiyeti yüksek eylem ve yürüyüşlere muhbir sokulması ve bu yürüyüşleri engellenmesi için genelge yayımlıyor. Anayasa’da bütün Türk vatandaşlarına verilmiş olan haklar bir genelgeyle ortadan kaldırılıyor.

İstanbul’un yolları 8 km boyunca hükümetçe kapatılıyor. Şehrin ortasında “Katil Devlet!”, “Hepimiz Ermeniyiz!” sloganlarıyla insanlar yürütülüyor. Başbakan bu gösteriye “Mükemmeldi.” diyor.

Ama çocuğu yaşlısıyla elinde Türk Bayrağı ve Atatürk resmiyle yürümek isteyen, “Hepimiz Türk’üz, Hepimiz Mustafa Kemal’iz” diyen Türk vatandaşlarının önüne binlerce polis ve panzerler çıkarılıyor.

“Ben Türk değilim, ben Türkiyeliyim, Kürdüm, Ermeniyim, Rumum, Apocuyum” diyorsanız yollar açık. Sadece yollar açık değil, isterseniz Türk bayrağını yırtabilirsiniz. İsterseniz Apo pankartları açabilir, polise saldırıp, otobüs yakıp, insanları güpegündüz şehrin ortasında öldürebilirsiniz. Bu eylemlere müdahale yasaktır. Gerekçe basit: Provokasyon olur(!)... PKK’ya serbestlik sağlanırsa, PKK daha ılımlı olacakmış. Zaten Tayyip Erdoğan da demedi mi? “Onlar saldırmazsa biz niye durup dururken saldıralım.”

Ve eğer vali ve emniyet müdürleri, Kürt-İslam faşizminin bu kanundışı rejimini değil, Anayasa ve yasaları esas alırsa mutlaka görevden alınır.

Bakınız Ordu’ya. Türk köylülerinin fındık fiyatlarını protesto için Anayasal hakları çerçevesinde düzenledikleri mitingin gerekirse silah kullanarak zorla dağıtılması yönünde emniyet müdürüne emir veriliyor. Kim tarafından? AKP’li bir milletvekili tarafından. Tamamen yetkisiz bir kimsenin talimatını dinlemeyen ve kendi halkının kanına girmeyen emniyet müdürü hemen o akşam Başbakan Tayyip Erdoğan’ın emriyle görevden alınıyor.

Yine Bözüyük’te, Trabzon’da şehrin ortasında terör estiren PKK’lılara karşı tepki gösteren halkı bastırmadı, ezmedi diye mülki amirler ve emniyet müdürleri görevden alınıyor.

Peki kim ödüllendiriliyor? Büyük medya ve PKK medyasının ‘AB valisi’, ‘demokrat vali’, ‘süper vali’ dediği Diyarbakır Valisi ödüllendiriliyor. Neden? Nevruz’da Diyarbakır’ın göbeğinde bölücü örgütün sözde bayraklarını ve Apo’nun posterlerini açan, camları aşağıya indiren, arabaları yakan, polise ateş açan göstericilere tek bir müdahalede bulundurtmadığı için. Diyarbakır Belediye Başkanı’nın peşine takılıp, yüzü maskeli teröristlerle onları sakinleştirme adına görüşerek devletin şerefini beş paralık ettiği için. Bu vali “Provokasyona gelmemiş. AB’ye Türkiye’deki değişimi göstermiş.”... Yanındaki emniyet müdürü bile isyan edip istifa ediyor.

İşgal yıllarında bile vatanına hizmet edebilen mülki amirler vardı. Bugün ipinizi hemen çekerler. İşte Kürt-İslam faşizmi budur.

Salazar bile futbolu yasaklayamamıştı

Gazetelerde başka bir haber: “Futbol maçlarında atılan “Hepimiz Türk’üz, Hepimiz Mustafa Kemal’iz” sloganlarına tepki gösteren spordan sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin gerekirse ligdeki tüm maçların seyircisiz oynanabileceğini belirterek kulüpleri uyardı.”

Portekiz’deki Salazar faşizminin meşhur bir formülü vardır. 3F: futbol, fiesta, fado... Faşizmin yasaklamadığı üç halk etkinliği bunlardır. Halka Türk bayrağıyla yürüyüşün dahi yasaklandığı koşullarda insanlar bir tek futbol maçlarında tepkilerini dile getirebiliyor; ama Kürt-İslam faşizmi futboldan bile korkuyor, yasaklamaya kararlı.

Daha birkaç yıl önce Türk milli takımı dünya üçüncüsü, futbol takımları Avrupa şampiyonu olurken, bugün Türk futbolu dibe vuruyor. Rastlantı mı? Hayır. Kürt-İslam faşizmi Türk milletinin futbolla bile sevinmesini, sokağa çıkmasını, bayrağına sarılmasını engellemek istiyor.

Halkına düşman kara gömlekliler Trabzon’da

Faşizmin simgelerinden biri ‘kara gömlekliler’dir. İtalyan faşisti Mussolini bu kara gömlekli milislerle Roma’da yürüyüp, dikta rejimini kurmuştu. Hitler de benzer milislerle halkına kan kusturdu ve yıldırdı. Kara gömlekliler aslında halk düşmanlarıdır. Bu yüzden faşistlerin verdiği her emri büyük bir sevinçle yerine getirirler.

Türkiye’de halk düşmanlığına örnek için Can Dündar’ın tribünlerdeki halk tepkisine nefretini kustuğu şu yazısına kısaca göz atalım: “Amma da çok katil varmış Türkiye’de... 10 yılda 15 milyon işsiz yarattık her yaştan... Kazara bir işi olsa da mesleği olmayan, yarın umudu taşımayan, yılgın, umutsuz, çaresiz, öfkeli, bağnaz kalabalıklar… Geçen hafta Dink’in katillerinin peşindeydik. Bu hafta tribünler dolusu katil adayıyla karşı karşıyayız. Siyasetin görev sahasından toplumbilimin uzmanlık alanına geçtik...”

Can Dündar “Hepimiz Apocuyuz” diye yürüyen PKK’lı teröristleri değil, “Hepimiz Türk’üz” diyen sıradan futbol seyircisini katil sürüsü ilan ediyor. Ve diyor ki bu işi siyaset değil toplumbilim çözer. İşte tam bir kara gömlekli. Toplumbilimi de yetersiz görüp gen bilimi alanına atlaması an meselesi olan bir ırkçı. Siyaset, tartışmak, doğruları bulmak onların işi değil zaten. Böylelerine bazıları ‘toplum mühendisi’ der. Çok yanlış. Bunlar ‘toplum kasabı’. Ellerine keskin neşterlerini alırlar, ‘toplumbilimi’ adına ‘katil, barbar, özürlü, aşağı ırk’ olarak gördükleri kim varsa acımasız darbelerle keserler.

Kara gömlekliler en son Trabzon’u hedef seçtiler. “Aydınlar Trabzon’u aydınlatmaya gidiyor.” adı altında Trabzon halkını ‘eğitmek ve aydınlatmak’ için şehre doluştular. Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Özak, AK Parti Sakarya Milletvekili Süleyman Gündüz, Nuray Mert, Sunay Akın, Nihat Genç, Fuat Saka, Volkan Konak, İbrahim Karagül gibi sağdan soldan her kesimden isim Trabzon halkıyla “empati” kurma adına panel düzenlediler. Trabzonlular misafirperverdir. Bu aydınları kırmadılar. Salona dinlemeye gittiler. Kürsüye çıkanlar halkı suçladı. Trabzonlular dahil tüm Türkleri Hrant Dink’in katili ilan ettiler. Başka biri “Hepimiz Ermeniyiz” diye kürsüden salondakilere bağırdı.

Kendisine tepeden bakan ve aşağılayan bu ‘aydın’ sürüsüne sonunda dayanamayan Trabzonlular tepki gösterdiler. Tamamen yönlendirilen ve halka saygı duymadan halkı eğitmeye koyulan bu insanlar aydın sıfatını ne kadar hak edebilir. Ertesi gün medya salondaki tepki gösteren ‘densiz Trabzonlulara’ yine nefret kustu. Trabzon halkı üzerinde çok tehlikeli bir deney yapılıyor. Ufuk Güldemir “Ordu, Trabzon’a girip, şehri ele geçiren sapık ideolojiyi temizlesin.” demişti. Türk ordusunun böyle bir şey yapmayacağı açık. ABD ordusu da hemen gelemeyeceğine göre yakında Trabzon’a başına Can Dündar’ın geçtiği bir kara gömlekliler ordusu gönderebilirler.

Tarihin en büyük soykırımına doğru

Tayyip Erdoğan’dan tutun, Mehmet Ağar’a kadar tüm parti liderleri bir türkü tutturdu: “Siyasi partiler milliyetçilik üzerinden politika yapmasınlar.”

Bu Türkiye’de parlamentarizme dayalı şekilsel demokrasinin tamamen son bulmasının işaretidir. Artık etnikçilik, bölücülük, mezhepçilik, dincilik, işbirlikçilik üzerinden siyaset yapanlar diyor ki: “Biz siyasetimizi böyle yaparız; ama başkası da bizim yaptığımızın dışına çıkmasın.”

Normal bir demokraside böyle konuşan bir siyasi parti liderine gülerler. Sana ne kardeşim? Sen kendi partine bak. İstersen milliyetçilik yapma. İstersen bayrağa karşı çık. “Türklük kavramı Anayasa’dan kalksın!” de. “PKK’yla anlaşalım!” de. Seni tutan yok ki. Seçimlerde halk istediğini seçer.

Ama artık biçimsel demokrasi bile Kürt-İslamcı diktatörlüğün devamı için tehlike. Tüm siyasi söylemler aynı çizgide olsun istiyorlar. ABD, AB, Kürt-İslam karşıtı tek bir çatlak ses duymak istemiyorlar. Kendi partilerinin politikasıyla değil CHP, Genç Parti veya benzeri partilerin siyaseti ve söylemleriyle uğraşılıyor. Veya işi gücü bırakıp ‘küçük marjinal ulusalcı grup’ dedikleri Kuvayı Milliyecileri tutuklatmaya, örgütlerini ve yayınlarını yasaklatmaya çalışıyorlar.

Bu tek parti diktatörlüğüne, hatta tüm parti ve kitle örgütlerinin yasaklandığı bir Kürt-İslam faşizmine doğru atılan önemli bir adımdır.

Faşizmin halk düşmanı ve emperyalist nitelikte olduğu doğrudur; ama tarihin belli dönemlerinde faşizm bir ırka veya ulusa düşmanlıkla özdeşleşir. Almanya’da Yahudi düşmanlığı, İtalya’da Habeş ve Arap düşmanlığı gibi. Bugün emperyalizm tarihin en büyük soykırımlarından birine hazırlanıyor. Anadolu’da Türkleri yok etmek istiyorlar. Kürt-İslam faşizmi bunun ürünü. Kısacası faşizm insana değil, Türklüğe düşman; çünkü faşistler Türkleri insan olarak görmüyor.

 

http://www.turksolu.net/126/ozsoy126.htm

***

Kürt-İslam faşizminden manzaralar

Türkiye

Gündem

 

 

İlk emri ABD verdi. PKK borazanı Gündem duyurdu: Kurtlar Vadisi yasaklansın.

ABD ve PKK’nın emrini ikiletmeyen Doğan ve Ciner Medya Gruplarının organları, Kurtlar Vadisi’ni yasaklatmak için büyük bir kampanya başlattılar.. Öyle ki RTÜK’ün telefonlarını verip, buyrun şikayet edin diye halkı manipüle edecek kadar işi ilerlettiler. Tüm bunlara rağmen kendi internet sitelerindeki anketlerde bile 100 binlerce insan %90 oranında dizi yayınlansın dedi.

Ama 3. Abdülhamit rejiminin sansürcülüğü, Türkiye’de her türlü Amerikan ve PKK propagandasını serbest bırakırken, Kurtlar Vadisi’ne tahammül edemedi. Dizinin yapımcısı PANA Film hiçbir yasal prosedüre uydurulmaya çalışılmadan zorbalık ve tehditle dizinin nasıl yayından kaldırıldığını şöyle duyurdu:

“Yapımcı olarak bizim yaptığımız 30 milyon vatandaşın takdirini kazanan sanal bir gerçekliktir. Ama bu kitlenin beğenisini hiçe sayan sansürcü zihniyetin yaptığı somut bir gerçekliktir. Zira dizinin henüz sadece birinci bölümü yayınlanmış ve bu bölümde herhangi bir sakınca görülmediği halde sonraki bölümler ısmarlama bir kaygı ve tahminlerden hareketle ağır şekilde suçlanmıştır… 23 Yıldır Türkiye’nin gününü kana bulayan ve ufkunu karartan terör belasını ve arkasındaki karanlık gerçekleri konu edinen dizimizin yeni bölümlerine gelen yayın yasağı fiili bir durumdur. Geçtiğimiz pazartesi günü fiili sansür çarkı dönmeye başlamıştır. Hiç bir demokratik hukuk devletinde görülemeyecek bir uygulama ile dizimizin yayınlanması imkansız hale getirilmiştir. Ya dizi yayınlanmayacak ya da kanalın yayın izni iptal edilecekti. Kurtlar Vadisi’nin yapımcısı olarak Pana Film bu konuda ve her konuda sözünü bir şekilde söyleyecek televizyonda olmazsa sinemada, dijital platformlarda veya internet aracılığıyla iletecektir.”

Oysa aynı saatlerde Amerikalıların yeni satın aldığı TGRT’de Amerikan katillerinin propaganda filmi olan Rambo 3 yeniden gösterildi. Üstelik bu katil bozuntusu artist, Türk düşmanı beyanatlar verdikten ve sözde Ermeni soykırımıyla ilgili de bir propaganda filmi çevireceğini açıkladıktan hemen sonra. Bu tam anlamıyla bir gözdağıydı. Kurtlar Vadisi filminden rahatsız olan ABD Büyükelçisi Ross Wilson keyifle Rambo’yu izlemiştir. İşte 2007 yılında Kürt-İslam faşizminin egemenliği altındaki Türkiye’den bir portre. Kanunsuzluk, tehdit, sansür, Türk düşmanlığı… 2007 Nisan’ından sonrasını siz düşünün.

 

http://www.turksolu.org/127/gundem127.htm

***

Kürt-İslam faşizmi ne yaparsa yapsın Türk halkının seçimi belli!

Türkiye

Gündem

 

Kurtlar Vadisi-Terör dizisi yayından kaldırıldı. Filmin yapımcısı firma, daha yayımlanmadan dizinin kanunsuz tehdit ve yıldırmalarla sansüre uğratıldığını açıkladı. RTÜK yasasına göre, yayımlanmadan yasaklanamayacak diziyi Abdülhamit döneminden kalma yöntemlerle RTÜK sansüre uğratmış oldu.

RTÜK’e karşı büyük bir öfke seline kapılan halk, RTÜK’ün telefonlarını kilitledi ve internet sitesini çökertti. RTÜK ise, kendileri tarafından bir engellemenin kaynaklanmadığını duyurmak zorunda kaldı.

Tayyip Erdoğan’ın AKP parti meclisinde yaptığı açıklamalar ise dizinin bizzat kendisinin müdahalesiyle sansüre uğradığını açığa çıkardı. Tayyip Erdoğan, dizinin gençler üzerinde olumsuz etkisi olduğunu, toplumda şiddet ve düşmanlığı körüklediğini açıkladı. Oysa bu iddialar ABD Büyükelçisi Ross Wilson’un ve PKK’nın yayın organlarının iddialarıydı.

Türk halkı ise, hiç görülmemiş bir oranda diziye destek oluyor ve uygulamayı açık bir sansür örneği olarak nitelendiriyor. Kamuoyuna yansıyan iddialara göre, Tayyip Erdoğan son ABD ziyaretinde Kurtlar Vadisi’yle ilgili kulağının çekilmesi ve AKP’nin Güneydoğulu milletvekillerinin uyarısı üzerine RTÜK başkanını telefonla arayıp gereğinin yapılmasını emretti. Tayyip Erdoğan’ın başka bir endişesi ise, seçimlere yaklaşılırken Kurtlar Vadisi’nin milliyetçiliği yükseltip, AKP’nin oy oranını daha da düşürebileceği yönündeydi.

Yapılan tüm anketler ise, sansürcülüğün Tayyip Erdoğan’a yarardan çok, büyük bir zarar getireceğini ortaya çıkardı.

Hürriyet ve Milliyet gazeteleri internet üzerinden yaptıkları anketlerde Kurtlar Vadisi’nin yasaklanmasının nasıl karşılandığı sordu.

Milliyet’in anketine katılan 765.591 kişiden 642879’i yani % 84’ü dizinin yayından kaldırılmasına karşı olduğunu belirtti.

Hürriyet’in anketine katılan 10.076.025 kişinin % 88’i yani tam 947.485’i ise, dizinin yayından kaldırılmasını sansür olarak değerlendirip, “Dizi yayımlanmalıydı.” dedi.

Kurtlar Vadisi-Terör’ün kaldırılması için en çok yayın yapan ve RTÜK’ün telefonlarını verip, “Buraya şikayet edin.” diyen iki yayın organının anketlerindeki sonuçlar bile böyle. Hürriyet, anketini “Dijital demokraside rekor!” diyerek duyurdu; ama ne hikmetse ankete katılanlardan % 88’inin uygulamayı kınadığını ve sansür olarak gördüğünü yayımlamadı. Yani Hürriyet kendi anketine de sansür koydu. Dijital demokrasi buraya kadardı...

Yine Milliyet’te yayımlanan bir başka anketin sonuçları ise büyük medyanın Türk halkını maniple etmekte ne kadar başarısız olduğunun ikinci bir kanıtıydı. Ankete göre, Hrant Dink cenazesinde atılan “Hepimiz Ermeniyiz” sloganıyla ilgili fikri sorulan vatandaşın % 86’sı bu sloganı yanlış bulduğunu belirtti. % 5.9’unun yanıt vermediği soruya, sadece % 8.1’lik bir kesim sloganı doğru bulduğunu belirtti.

Gerçekten de % 6’lık DTP oy oranını, yarım küsurluk ÖDP, EMEP, TKP tarzı marjinalleri, bir o kadarlık liboşları ve gayrimüslümleri dahil ederseniz ancak % 8’lik bir oran çıkar ki; bu oran, “Hepimiz Ermeniyiz” pankartının arkasında cenaze kortejine katılan marjinal ve bölücü kesimi tam olarak yansıtmaktadır. Anket, tutarlı bir ankete benzemekte; ancak Milliyet kendi yayımladığı anketi bile çarpıtarak, anketteki “Dink için Fatiha okunabilir mi?” sorusunun sonucunu manşete çıkarmış. Fatiha okuma meselesinin siyasi olarak ne kadar önemi var artık siz karar verin.

Sonuçta evirseniz de, çevirseniz de, halkın tüm kritik konularda seçimi ortada. Sürekli demokrasiden bahseden, seçmenlerin % 26 oyuyla tüm iktidarı gasp edip, “demokratik çoğunluk” adı altında Cumhurbaşkanlığına göz dikenler bu sonuçları görünce halkı cahillikle ve sığlıkla suçluyorlar. “Dış politika, memleket yönetimi halka bırakılamayacak kadar önemlidir.” diyorlar. Kıbrıs’tan bölücü teröre, Irak’tan AB’ye kadar her konuda halkın istekleri kendi isteklerine karşı olunca, “halka rağmen halkın iyiliği” adına Kürt-İslamcı faşizmin her türlü sansürcü, yasakçı ve baskıcı tedbiri devreye sokuyorlar.

Türk milletini ırkçılık ve faşistlikle suçlamak için faşizmi hep “çoğunluğun azınlık üzerindeki diktatörlüğü” olarak tanımladılar. Oysa gerçek faşizm tahlili ve kendi uygulamaları, Türkiye’de egemen olan Kürt-İslam faşizminin bu tanımın tam tersi olduğunu gösteriyor: Kendine Türk diyemeyen azınlığın “Türk’üm” diyebilen çoğunluk üzerindeki diktatörlüğü.

 

http://www.turksolu.org/128/gundem128.htm

***

 

 

 

’Kurtlar Vadisi Terör’ dizisi ilginç bir perde arkası operasyonu ile yayından kaldırıldı. Bu ülkede bir takım garip ve anlaşılmaz olaylar oluyor.


M.Bayraktar’ın yazısı...

 17.02.2007

 

Kurtar Vadisi dizisinin daha önce yayınlanan ve sona eren bölümlerinin neredeyse hiç birini izlemedim desem yeridir. Belki birkaç bölümünü kısmen izlemişimdir. Ama çok geniş bir izleyici tabanı olduğuna göre, demek ki bu millet dizide izlenmeye değer bir şeyler bulmuş.


Kurlar Vadisi’nin yeni bölümlerinde PKK terörünü gündeme getirecek olması hayli ilgimi çekti. Zaten ilk bölümünde PKK’nın bastığı bir karakolun görüntüleri ve öldürülen askerler yansıdı ekranlara.


Bu olaylar ülkenin bir gerçeği. Halen devam eden bir gerçeği. PKK’nın bastığı karakollar, öldürdüğü askerler, bebekler, polisler bu ülkenin bir gerçeği.


Yani dizi, bu defa tamamen gerçek hayata dayanan olaylar ve “cinayetler” üzerine kurgulanmış.

Birinci bölümden sonra merakla beklemeye başladım. Acaba dizinin devamı gelecek mi idi? Türk siyasetçilerinin bile “PKK dağdan insin, düz ovada siyaset yapsın” dediği bir ortamda, PKK’nın döktüğü kanların yeniden ekranlara taşınmasına müsaade edilecek mi idi? Tam da bunları düşünürken PKK’nın yeni elebaşı Zübeyr Aydar, Yunanistan’da yayınlanan Elefterotipia gazetesine yaptığı açıklamalarda şunları söylüyordu:


“PKK’nın yeni hedefi yerel parlamentosu ve özerk yönetimi olan İspanya’daki Katalonya modelidir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da AB’nin desteği ve diretmesi ile demokratikleşme açısından önemli adımlar atılmıştır. Türkiye bu yoldan çıkarsa bölgede çok kan dökülür.

ABD, bizim uzaktan gelen koruyucumuzdur. Bölgede bulunmasını ve oynadığı rolü genelde olumlu buluyoruz.(…) Şarlarımız kabul edilmeden elimizdeki silahları asla bırakmayız.” (Cumhuriyet, 14 Şubat 2007)

PKK yöneticileri arkalarında ABD olduğunu açıkça ifşa ederek ve Türkiye’ye “dediğimizi yapmazsan silah bırakmayız” diye tehditler savururken ne gariptir birileri Kurtlar Vadisi’nin yayınlanmaması için düğmeye bastı.


Bu birileri bir anda RTÜK’ü telefon yağmuruna tuttu. Gelen bilgilere göre 16 bin kişi RTÜK’ü arayarak dizininin, şiddet içerdiği için yayından kaldırılmasını istemiş.


Oysa halen televizyonlarda çok daha fazla şiddet içeren diziler var! Ve bu dizilerde akıtılan kan bu birilerini hiç de rahatsız etmiyor.

Ancak PKK’nın döktüğü kan yeniden gündeme getirilince bir anda telaş başlıyor!
Oysa yapılan anketlerde 540 bin kişi Kurtlar Vadisi’nin yayınlanmasını isterken, yayınlanmasını istemeyenler sadece 20 binlerde kalıyor.


Ama buna rağmen Kurtlar Vadisi ilginç bir perde arkası operasyonu ile yayından kaldırıldı.
Bu da haklı olarak kafamızı karıştırdı. Bu ülkede bir takım garip ve anlaşılmaz olaylar oluyor. Kurtlar Vadisi dizisi elbette ticari amaçla ve reyting almak için yapılan bir dizi.


Ama bu ülkede kimler “PKK’nın halkın gözünde eli kanlı bir örgüt olarak senarize edilmesini istemiyor?”


Olay sadece “halk şiddet istemiyordu, biz de durdurduk!” türünden geçiştirilecek bir operasyon değil.


Başka vadiler çoktan harekete geçti anlaşılan.

 

http://www.yenimesaj.com.tr/index.php?haberno=7002803&tarih=2007-02-17

 

Tercüman

İnanılır gibi değil

Türkiye'yi bölüp parçalamak isteyen şer güçler yine işbaşında

Çelik ÇELİKYAMAN / İSTANBUL
17.02.2007

 

TÜRKLÜĞE hakareti suç sayan Anayasa’nın 301’inci maddesinin kaldırılması için canla başla çalıştılar, henüz amaçlarına ulaşamadılar. Bir cenazeyi bahane ederek, “Katil devlet” diye sokaklara döküldüler, tutturamadılar. Fakat terörün gerçek yüzünü ortaya çıkaran, 30 bin vatan evladının şehit edilmesinin hesabını soran, kalleş örgütün arkasındaki kirli elleri gösteren, Kürt-Türk kardeştir diye haykıran Kurtlar Vadisi yayından kaldırıldı.

İlk bölümü 30 milyon kişi tarafından izlenen ancak RTÜK’e nereden ve kimlerden geldiği belli 13 bin şikâyet bahane gösterilerek sansürlenen Kurtlar Vadisi Terör, önceki akşam yayın saatinde kahramanlarıyla değil, veda duyurusuyla ekrana geldi. Daha ilk bölümü yayınlanmadan belli odaklar tarafından, “Zararlı” ilan edilen, oysa ilk bölümü ile kardeşlik mesajları veren dizinin, gün boyu RTÜK-Show TV ve Pana Film arasında devam eden görüşmelerin sonunda, yayınlanmamasına karar verildi. Önceki akşam saat 21.45’te diziyi izlemek için ekranları başına geçenler bir duyuru ile karşılaştılar.

Bugün Pana, yarın sana

Pana Film tarafından yayınlanan duyuruda şu ifadelere yer verildi:

23 yıldır Türkiye’nin gününü kana bulayan, ufkunu kapatan terör belasının arkasındaki karanlık gerçekleri konu edindiğimiz dizimizin yeni bölümlerine gelen yayın yasağı fiili bir durumdur. Önyargılı karalama kampanyalarına rağmen Kurtlar Vadisi Terör’ün birinci bölümü yayınlanırken, televizyon izleyenlerin yarısı nefeslerini tutmuş, her kesimden 30 milyon insanımızın yüreği birlikte çarpmış, eserde şu veya bu kesime karşı en küçük bir ayırım ve aşağılama görülmemiştir. Buna rağmen geçtiğimiz pazartesi itibariyle fiili sansür çarkı dönmeye başlamış, hiçbir demokratik hukuk devletinde görülemeyecek bir uygulama ile dizimizin yayımlanması imkânsız hale getirilmiştir. Ya Kurtlar Vadisi yayından kalkacak ya da kanalın yayın izni iptal edilecekti.

Ismarlama suçladılar

Yapımcı olarak bizim yaptığımız 30 milyon vatandaşın takdirini kazanan sanal bir gerçekliktir ama bu kitlenin beğenisini hiçe sayan sansürcü zihniyetin yaptığı somut bir gerçekliktir. Zira, dizinin henüz sadece bir bölümü yayınlanmış ve bu bölümde herhangi bir sakınca görülmemiş olduğu halde sonraki bölümler, ısmarlama bir takım kaygı ve tahminlerden hareketle ağır şekilde suçlanmıştır. Oysa Kurtlar Vadisi, daha birinci bölümün ilk sahneleriyle birlikte bu ülkede her şeye rağmen herkesin kardeş olduğu bilincini pekiştirmek için en etkili örneği vermiştir. Dizinin en güçlü mesajlarla vurguladığı Kürt ve Türk kardeşliğinden rahatsız olanlar Kurtlar Vadisi’ni suçlamış, yayın engellenmiştir.

Başka ortamlarda

Kurtlar Vadisi’nin yapımcısı olarak Pa Film, bu konuda ve her konuda sözünü bir şekilde söyleyecek, televizyonda olmazsa sinemada, dijital platformlarda veya internet aracılığıyla siz saygıdeğer izleyenleriyle buluşacaktır. Show TV’ye Kurtlar Vadisi Terör dizisine verdiği destek için teşekkür ederiz.”




Şehit aileleri öfkeli

VATAN toprağı için evlatlarını veren şehit aileleri de dizinin sansürlenmesine tepki gösterdi. Şehit Aileleri Derneği Başkanı Şencan Bayramoğlu, dizinin gerçeklerin ortaya çıkmasını istemeyenler tarafından sansürlendiğine inandığını dile getirirken, terörün gerçek yüzünün anlatılması için dizinin devam etmesini istedi., Erzurum Şehit Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Hatem Tetik de diziye sahip çıktı. Tetik, “Terörün gerçek yüzünden niçin rahatsız oluyorlar?” dedi.




Koltukları Akman’a bırakın

KURTLAR Vadisi Terör’ün sansürlenmesine gazetelerin köşe yazarları da tepki gösterdi. Sabah gazetesi Yazarı Yılmaz Özdil, köşesinde, “Milletin yarısından fazlası Meclis’in dışındayken, yüzde 34 oy alan partinin Meclis’in tamamına hükmetmesini içimize sindiriyorsak... Ki, sindirmeliyiz. 40 küsur milyon kişinin seyrettiği bir diziyi, 7 bin kişi şikâyet etti diye yasaklamayı, içimize nasıl sindirebiliriz?. Ama “beğenmiyorsan, yasakla” tavrı, asla yerleşmemeli. Sansüre boyun eğersek, bu işler sırayla, aynı hızar, gün gelir seni de biçer! Bu kavga kaybedilirse, sadece o kanal kaybetmez, susan herkes kaybeder” dedi.

Hürriyet Gazetesi Köşe Yazarı Cengiz Semercioğlu da televizyonların genel yayın yönetmenlerine bir çağrıda bulunarak koltuklarını RTÜK Başkanı Zahid Akman’a bırakmalarını önerdi. Semercioğlu, “Malum RTÜK gelen 100-200 telefonla dizileri kaldırıyor, haber bültenlerine çeki düzen veriyor, televizyonların gizli ama gerçek yayın yönetmeni olarak çalışıyor. Ama kimse de kalkıp RTÜK Başkanı Zahid Akman’a, “Madem seyirci cıvık haber bültenlerinden şikayetçi, öyleyse cıvık olmayan TRT bülteninin ratinglerde iyi olması gerekmez mi” diye sormuyor” dedi.




Sansüre yapımcı tepkisi

TV dizilerine imza atan yapımcılar da Kurtlar Vadisi Terör’ün sansürlenmesine sert tepki gösterdi. Ünlü yapımcıların sansüre tepkileri şöyle:

Osman Yağmurdereli: Devlet tarafından bir sansürün uygulanmasını doğru bulmuyorum. Ancak yapımcı ve yayıncı kuruluşlar da otokontrol yaparak olayların bu hale gelmesini önlemeli. Birinci bölümü izleyemediğim için yorum yapamam. Senaristler ve yapımcılar çok sevdiğim arkadaşlarım. Akl-ı selimin doğru yolu bulacağına inanıyorum.

Erol Avcı: Dizilerin üzerine RTÜK ve kamuoyu tarafından gidilmesinin nedeni yapılan işin etkisinin fazla olmasından kaynaklanıyor. Ancak bu ülkede, bu tür yasakları konuşmak yanlış. Ben zaten sansüre karşıyım, ancak dizilerin de verdiği mesajların doğru olması lazım. Burası özgür bir toplum, bazı şeyler göğüslenebilmeli.

Birol Güven: Bir televizyoncu ve yapımcı olarak birilerinin, bir otoritenin, programları ve dizileri kaldırmasını kabul edemiyorum. Sürekli baskı altında olmak ya da bunu hissetmek verimi de düşürüyor. Biz yapımcılar, reytingle hareket eden kuruluşlarız. Hem RTÜK baskısı, hem de kamuoyu baskısı bence doğru değil.

Melih Sezgin: Türkiye’de incelenmesi gereken o kadar dizi varken RTÜK’ün bile Kurtlar Vadisi Terör’e karşı çıkmasını anlamıyorum. Bence kavganın temelinde kanalların reyting savaşı var. Karşı çıkanların da toplum yararını düşündüğünü zannetmiyorum. Ama bir otokontrol şart. Kurtlar Vadisi’ne gelene kadar incelenecek çok dizi var.

Ahmet Yenilmez: Kurtlar Vadisi Terör’e gelinceye kadar birçok yapımın incelenmesi gerekir. Bunların başında da magazin programları geliyor. Dizinin kaldırılmak istenmesini yapımcılardan kaynaklandığını düşünüyorum. Piyasaya farklı renkte iş yapmalarının ve yaptıkları işlerin tutmasının bunda büyük payı olabilir.




Şikâyetler bölücülerden

SHOW TV’den, Kurtlar Vadisi Terör dizisinin yayından kaldırılmasını isteyen Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), gerekçe olarak kendilerine gelen 13 bin şikâyeti gösterdi. Kurtlar Vadisi Terör dzisine ilk tepki DTP’lilerden geldi. Sağduyu sahipleri, bu konuda RTÜK’ü arayanlar da onların devamı mı? diye soruyor. Bir devlet kurumu olan RTÜK, bu şikâyetlerin kaynağını araştırma gereği bile duymadı. Aslında, dizinin yayından kaldırılmasını isteyen başvuruların hemen hemen tamamı, PKK yandaşlarından geliyordu. Bu gerçeği bizzat terör örgütünün yandaşı internet siteleri, “RTÜK’e binlerce imza gönderdik” diye duyuruyordu.




Kurtlar Vadisi Terör’ü istiyoruz

KURTLAR Vadisi Terör dizisinin yayınının engellenmesine vatandaşlar da büyük tepki gösterdi. Gazetemizi telefonla arayan, elektronik posta geçen yüzlerce vatandaşımızın görüşleri şöyle:

Abdüllatif Şener (Devlet Bakanı): Kavram olarak sansüre karşıyız. Kurtlar Vadisi dizileri izlenme rekorları kırmıştır. İzleyicinin talebinin önüne geçmemek lazım. Ortada toplımsal bir sorun varsa yapımcılar bilgilendirilmelidir. Her konuda adaletli davranmak lazım. Kurallar herkese eşit uygulanmalı. Bir dizi fazla izleniyor diye, sakıncalar başkalarında da varken onu engellerseniz bu olmaz. Adaletle bağdaşmaz.

Necla Güler (Ev Hanımı): Önce bu ülkeyi satanlarla uğraşılsın, onlarla savaşsınlar; sonra Kurtlar Vadisi’yle uğraşsınlar. Bu dizi, terörün gerçek yüzünü gösterdiği için mi RTÜK tarafından yayından kaldırıldı?

Kadir Çekerek (Serbest meslek): Biz dizimizi istiyoruz. Kurtlar Vadisi kaldırılıyorsa, Hrant Dink’in haber dizisi de kaldırılsın. İnsanların televizyon seyretme özgürlüğü var...

Mehmet İnceoğlu (Esnaf): Kurtlar Vadisi’nin devam etmesini istiyoruz. Yayından kaldırılması son derece haksız bir davranış...

A.K (Memur): Bu diziyi terör örgütü PKK mı kaldırttı, yoksa yandaşları mı? Rambo’yu izlerken zevk alıyorlardı da, Kurtlar Vadisi’nde mi şiddeti farkettiler?

Zülküf Akgül (Memur): Bu ülkede kardeşi kardeşe düşürmeye çalışan Roj TV’nin yayınlarını engelleyemeyenlerin bu kararını kınıyorum.

Meral İnce (Terzi): RTÜK’e bir türlü ulaşamadım. Ulaşabilseydim, ‘Çocukları zehirleyen ABD filmlerine izin veriyorsunuz da bu diziyi neden kaldırdınız’ diyecektim. Bu dizi bizim birlik ve baraberliğimizi anlatıyor. Kürt bir vatandaşımız, diziyi izlediği zaman terörün gerek yüzünü görecek.

 

http://www.tercuman.com.tr/v1/haber.asp?id=53585&baslik=Inanilir%20gibi%20degil&katid=1

***

Halka sansür

Çelik ÇELİKYAMAN
16.02.2007

 

 

Bölücü örgütün hainliğini tüm çıplaklığıyla ortaya koyan ilk bölümüyle izlenme rekoru kıran dizi, yayınlanmayacak

KURTLAR Vadisi Terör, henüz ikinci bölümü bile yayınlanmadan RTÜK’ün sansürüne uğradı. Daha yayına başlamadan şiddeti özendirdiği idda edilen, oysa bölücü örgütün kalleşliğini tüm çıplaklığı ile anlatan Kurtlar Vadisi Terör, bir kısım medya tarafından da tahrik unsuru taşıdığı gerekçesiyle idam sehpasına gönderildi. Geçen hafta perşembe günü yayınlanan ilk bölümü ile televizyon seyredenlerin yarısından fazlasını ekran başına çeken Kurtlar Vadisi Terör, RTÜK’ün uyarısıyla yayından kaldırıldı. RTÜK’ün, diziyi yayınlayan Show TV’ye ilettiği, “Yayını durdurun” uyarısında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın etkili olduğu öne sürüldü.

Elde edilen bilgilere göre, Başbakan Erdoğan tarafından verilen talimatla RTÜK Başkanı Zahid Akman, Show TV ve dizinin yapımcısı olan Pana Film yetkilileriyle görüştü.

Görüşmenin ardından Show TV, diziyi yayından kaldırma kararı aldı.

Anlamsız sansür

Dizinin geleceği hakkında son sözü söyleme hakkı olan Kurtlar Vadisi hayranları ise diziye sansür uygulanmasına büyük tepki gösterdi. Dün akşam dizinin ikinci bölümünü izlemeye hazırlanırken yayının durdurulduğunu öğrenen vatandaşlar, RTÜK’ü eleştiri yağmuruna tuttu.

Kirli gerçekleri masaya yatıran Kurtlar Vadisi’nin susturulmasının tam anlamıyla bir sansür olduğunu belirten vatandaşlar, her türlü aldatmanın ve pespayeliğin verildiği ekranlarda Kurtlar Vadisi’nin engellenmesine anlam veremediklerini dile getirdi.

Ayla Yıldırım (Serbest Meslek-33): Kurtlar Vadisi Irak’ın filmini de izlemiştim. Bunu da izliyordum. Yazık oldu güzelim diziye.

Sami Şahin (Müteahhit-40): Diziyi hükümetin kaldırttığını düşünüyorum. Ekranlarda bir sürü rezillik dayatılırken bu dizinin sona erdirilmesi manidar.

Emine Öztürk (Serbest Meslek-29): Dizinin neden yayından kaldırıldığına dair bir açıklama istiyorum. Gerçek nedeni bilmek istiyorum.

Mehmet Salih Çelik (Serbest Meslek-35): Gençlerin bu diziden dolayı şiddete yöneldiğine inanmıyorum. Meclis’te bile daha çok şiddet var. Dizinin neden yayından kaldırıldığı yakında belli olur.




Saadet Partisi’nden Kurtlar Vadisi’ne destek

SAADET Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mete Gündoğan, “Kurtlar Vadisi Terör” dizisinin yayınlanmaya devam etmesi gerektiğini savunarak, “Kimse, gerçeklerin ortaya çıkmasından rahatsız olmamalıdır” dedi.

Gündoğan, yaptığı yazılı açıklamada, dizinin ilk bölümünde dış güçlerin oyunlarının uyuşturucu trafiğiyle birlikte işlendiğini ifade ederek, bundan sonraki bölümlerde de ‘bölgenin geri bırakılmışlığı, dini altyapının tahrip edilmişliği, her türlü kaçakçılık ve sahteciliğin’ işlenmesini beklediklerini belirtti.

 

http://www.tercuman.com.tr/v1/haber.asp?id=53518&baslik=Halka%20sansür&katid=1

***

BEHİÇ KILIÇ

18.02.2007

Karanlık vadi!..

 

   BİZ burada, “Kurtlara yasak, çakallara serbest vadi” diye yazdık... Niye yazdık? O diziyi pek yerinde bir kültürel faaliyet diye yorumladığımızdan mı?!.


Söz konusu dizi, bundan önceki bölümleri ile hiçbir engele takılmadan ezdi geçti ve elbette ki, “omzu düşük”lerin cüretini artıracak alt yapıyı hazırladı. Dizinin yayınlanmaya başlamasıyla birlikte, hikâyenin alfabe konseptinde oturanların beklemediği bir gelişme oldu. Milletin milli inisiyatifine saldıran, ablukaya alan egemen güçlere karşı, “hikâyeden” yayınlanan “gizli enerji” bumerang etkisi yaptı!.. Dizinin ilk çıkışında hikayeye yön verenlerin siyasi yapısına bakıldığında bunların milli tezlere anti tavır içindeki globalci, AB-ABD çizgisinde oldukları ve kendilerinin sermayenin güç odakları ile ilişkileri, yakınlıkları görülür. Yani aslında dizi milli direnişe çakacaktı ve global dayatmacıların sindirme tezi “Susurluk” stratejisi temelinde bir propaganda ile milleti etkileyecekti. Bumerang kafalarına çarptı, devleti için kurşun atan da, kurşun yiyen de efsanedir felsefesi galip geldi ve egemenlerin “kötülemeye, gömmeye” çalıştığı milli duruş, diziden bir meşale gibi parladı ve ihanet şebekelerinin, güç odaklarının kâbusu oldu.


Buna rağmen, güçlerini kullanıp sansür mekanizmasına başvurmadılar. Bir kere bu diziden milyon dolarlar kazanmaları söz konusuydu ve ötesi önemli değildi. İkincisi, dizinin olumsuzluğu sokaklarda görülüyordu ve kaba kuvvetten güç odaklarının etkilenmesi söz konusu değildi.


Kurtlar Vadisi’nin dönüşü muhteşem oldu. İlk bölüm, eşkıya sürüsüne duyulan öfkeyi harekete geçirince, memleketi kuşatan güç odakları harekete geçme gereği duydular. Bu işin sonunda ya oklar, şatolarını net bir biçimde işaret ederse ne olacaktı?!


Kurtlar Vadisi, eşkıya çetesine yöneldiği varsayımıyla egemenlerin hedef tahtasına oturdu. ABD-AB’cilerin, Soros ekibinin, PKK çetesinin, Barzani-Talabani uzantılarının, ABD malı Müslüman görünümlü tarikat tacirlerinin hep birlikte Kurtlar Vadisi’ne karşı oluşturdukları blok dikkatinizi çekmelidir.


İlk dönemi ile farklı bir Kurtlar Vadisi bakışı, şimdiki dönemi ile farklı bir duruşu dikkatinize sunuyorum. İlk dönemine “mafyavari özenti” diyebilirsiniz, ama yeni durumu farklıdır. Eşkıya çetesini hedef aldığı kabul edildiği için, karşısına malum blok dikilmiştir, bizi ilgilendiren yönü de budur.


Üstelik üzerinde siyasi gücün de sıkı sansür yaptırımı söz konusudur. Dizinin kaldırılması için Barzani ile sıkı fıkı bazı milletvekillerinin lobi yaptıkları söyleniyor!..


Efendim, “RTÜK’ün halk yararına müdahalesidir” mi?! Geçiniz...


Ekranlara bakınca neden bunca rezillikde böyle bir “müdahale” göremiyoruz?..


Ben yazmayayım, bir öğretmen okuyucumun bana gönderdiğini aktarayım:


“Memleketimiz her gün kan kaybediyor. Televizyonlar memleketi ve okulları karıştırmaya devam ediyor. Çanta gasp etmeyi bu memlekete R.M. haberleri öğretti. Futbolda kargaşayı eski hakemlerin yorumları (E. T. ve saz arkadaşları) arttırdı. Hortumculuğu, ahlâksızlığı, dost hayatı yaşamayı, sevgisizliği bencilliği diziler, evden kaçmayı dansöz yarışmaları, kafa kopartmayı Kurtlar Vadisi, para için böcek yemeyi A. bu memlekete fazlasıyla öğretti... Tamamen tüketici toplumu olmamıza neden olan gece 12’den sonra güzel pogramların ve filimlerin serpiştirildiği ertesi günü çalışanların hiç düşünülmeyip verimin düşürüldüğü başka bir ülke dünyada acaba var mıdır? Haber bültenlerinde cinayetlerden hırsızlıktan fuhuştan geçilmeyen, sansasyon yapmayı marifet sayan haberciliğe dur diyecek acaba yok mu? İlk yardımı, yerlere tükürmemeyi, çöp atmayı önlemeyi, ağaç dikmeyi, yüzmeyi öğretmeyi, haksızlık yapmamayı, hakkını nasıl arayacağını öğreten programlar neden yok. Neden eğitim sistemimiz ÖSS’ye endeksli, biz gerçek tarihimizi nasıl ve nerden öğreneceğiz? Amerikan filmlerinden neden fırsat kalmıyor!!! Emperyalizmin dişli çarklarına düşmüşüz. RTÜK denilen müessese acele kendini ya fesh etmeli ya da adam gibi işini yapmalıdır. Yoksa geleceğimiz Irak’tan beter olmaya adaydır. Bu milli meseleye sahip çıkacak vatansever İktidarlara acil ihtiyacımız var. Saygılarımla. İyi çalışmalar. Mustafa Yılmaz. Herhangi bir Öğretmen.”
Global güçlerin acenteleri, medyayı milleti ipnotize etmek için kullanıyorlar. Ülkemize karşı en büyük silah bu.

http://www.tercuman.com.tr/v1/yazaryazi.asp?id=87

 

.

 

Buruk veda

16.02.2007


'Kurtlar Vadisi-Terör' dizisi dün akşam milyonlarca sevenine ulaşamadı. Dizinin yapımcı firması Pana Film, yayın saatinde SHOW TV'de ekrana gelen yazılı açıklamayla zorunlu vedanın gerekçelerini açıkladı

Ekranların kült dizisi 'Kurtlar Vadisi' dün gece ekranlara hüzünlü bir şekilde veda etti. Yayınlandığı ilk günden bu yana gündeme damgasını vurmuş, binlerce hayranı tarafından kurulan fan sitelerinde; içeriği masaya yatırılan dizi yeni sezonda ekrana gelen ilk bölümüyle de büyük fırtına koparmıştı. 'Kurtlar Vadisi Terör' adıyla rotasını bu kez terör olaylarına çeviren dizi, yeni bir tartışma platformu yaratmıştı. Oluşturulan yoğun baskı ve bitirilmesi için başlatılan kampanyaların ardından iki gündür herkesin birbirine sorduğu 'İkinci bölümü yayınlanacak mı?' sorusu dün akşam cevap buldu. Dizinin yayın saati olan 22.00'de yapımcı firma Pana Film, yaptığı yazılı açıklama ile ekranlara zorunlu olarak veda ettiklerini açıkladı. İşte Pana Film'in Show TV'de yayınlanan açıklamasının tam metni:

Kurtlar Vadisi'nin saygıdeğer izleyicileri; 23 yıldır Türkiye'nin gününü kana bulayan, ufkunu kapatan ve geleceğini körelten terör belasının arkasındaki karanlık gerçekleri konu edindiğimiz dizimizin yeni bölümlerine gelen yayın yasağı fiili bir durumdur. Bildiğiniz gibi, önyargılı karalama kampanyalarına rağmen Kurtlar Vadisi Terör'ün birinci bölümü yayınlanırken, bütün ülkede televizyon izleyenlerin yarısı nefeslerini tutmuş, her kesimden 30 milyon insanımızın yüreği birlikte çarpmış, eserde şu veya bu kesime karşı en küçük bir ayırım ve aşağılama görülmemiştir... Buna rağmen geçtiğimiz pazartesi günü itibariyle fiili sansür çarkı dönmeye başlamış, hiçbir demokratik hukuk devletinde görülemeyecek bir uygulama ile dizimizin yayımlanması imkansız hale getirilmiştir... Ya Kurtlar Vadisi yayından kalkacak ya da kanalın yayın izni iptal edilecekti... Yapımcı olarak bizim yaptığımız 30 milyon vatandaşın takdirini kazanan sanal bir gerçekliktir ama bu kitlenin beğenisini hiçe sayan sansürcü zihniyetin yaptığı somut bir gerçekliktir... Zira, dizinin henüz sadece bir bölümü yayınlanmış ve bu bölümde herhangi bir sakınca görülmemiş olduğu halde sonraki bölümler, ısmarlama bir takım kaygı ve tahminlerden hareketle ağır şekilde suçlanmıştır. Oysa Kurtlar Vadisi, daha birinci bölümün ilk sahneleriyle birlikte bu ülkede herkesin kardeş olduğu bilincini pekiştirmek için en etkili örneği vermiştir... Dizinin en güçlü mesajlarla vurguladığı Kürt ve Türk kardeşliğinden rahatsız olanlar Kurtlar Vadisi'ni suçlamış, yayın engellenmiştir... Kurtlar Vadisi, yaklaşık çeyrek yüzyıl boyunca bu ülkenin 40 bin insanına kıyan senaryoyu yazdıran ellerin parmak izlerini sanal laboratuvarda teşhis edeceği için mi linç uygulamasına hedef olmuştur? Kurtlar Vadisi, kanlı sürecin yol açtığı dolaylı-dolaysız 300 milyar dolarlık kaybın hesabını sorgulayacağı için mi sakıncalı bulunmuş ve susturulmak istenmiştir? Ancak, Kurtlar Vadisi'nin yapımcısı olarak PANA FİLM, bu konuda ve her konuda sözünü bir şekilde söyleyecek, televizyonda olmazsa sinemada, dijital platformlarda veya internet aracılığıyla siz saygıdeğer izleyenleriyle buluşacaktır... Saygılarımızla...

Anketlerden 'kaldırılmasın' çıktı

Hürriyet ve Milliyet'in internet sitelerinde gün boyu Kurtlar Vadisi-Terör dizisinin yayından kaldırılıp kaldırılmamasıyla ilgili anketler yapıldı. Milliyet'in sitesinde yapılan ankette 688 bin 800 oy kullanıldı. Toplam oyların yüzde 83'ünü oluşturan 570 bin 629 'Hayır kaldırılmasın' görüşüne karşılık, yüzde 16'lık bir grup anketi 'Evet kaldırılsın' diye yanıtladı. Hürriyet'in internet sitesinde ise 'Kurtlar Vadisi-Terör dizisi yayından kaldırıldı. Sizce karar doğru mudur?' sorusu yöneltildi. Katılımcılara 'Hayır. Bu bir sansürdür. Dizi yayından kaldırılmamalıydı' veya 'Evet. Kaldırılması doğrudur' seçenekleri sunuldu. Hürriyet'in anket sonuçlarının geç saatlerde açıklanacağı duyuruldu.

 

http://www.aksam.com.tr/haberpop.asp?a=67820,3

 

.

Sırlar operasyonu

Serdar Turgut

07.03.2007

 

RTÜK Başkanı ‘kötü örnek oldu’ diyerek ‘Kurtlar Vadisi’ gibi dizileri yasaklattığından bu dizi hakkında da bir şeyler yapmaya kendisini mecbur hissedecek

Sevgili okuyucular. Bugünün Türkiye’sinde nasıl bir ortamda olduğumuzu ve hangi koşullar altında iş yapmaya çalıştığımızı size anlatmak için bir olayın perde arkasını göstermek zorundayım.

Kısa süre önce Şanlıurfa’da bir küçük kız, seyrettiği televizyon dizisinde gördüğü intihar sahnesinden etkilenip kendini asarak hayata veda etti. Bu acı olay sonrası gelişmeler hayli garipti. Küçük kızın, seyredip etkilendiği dizinin Samanyolu Televizyonu’ndaki ‘Sırlar Dünyası’ olduğu ortaya çıkınca, malum bir çevrede müthiş panik ve olayı örtbas etme çabası başladı. Kızın trajik ölümünden sonra ailesinin evine giden muhabir arkadaşlarımız, babası ile konuşmuşlar. Aralarında şu konuşma geçmiş (Kayıt elimizdedir):

Baba: - Bahar, Adile, Ömer, Ali oynuyorlarmış. Tülbenti (Hatice’nin) boğazına bağlamışlar, sıkmış.

- Ne oyunu?

Baba: - ‘Sırlar Dünyası’ndan gördükleri bir oyunu oynuyorlarmış.

- Özenerek mi kendini asmış?

Baba: - Evet.

- Nerede asmış, pencerede mi?

Baba: - Evet; pencerede...

Olayın yayılacağı duyulmuş olmalı ki; yine malum çevreler harekete geçiyor ve aynı eve kızın ailesini ikna için insanları yolluyorlar.

İkna güçleri hayli kuvvetli olmalı ki; baba bu ziyaretten sonra ağız değiştirip kızının intiharı için ‘Yaralı Yürek’ adlı başka bir diziyi suçlamaya başlamış.

Bu da, kendisini malum çevrelere yakın olarak pozisyonlayıp, güç kazanmaya çalışan bir gazete tarafından ertesi gün kapılıp haber şeklinde yayınlanıyor.

Ne kadar örgütlü, disiplinli bir çalışma dikkatinizi çekti mi?

Tabii RTÜK Başkanı ‘kötü örnek oldu’ diyerek ‘Kurtlar Vadisi’ gibi dizileri yasaklattığından, bu dizi hakkında da bir şeyler yapmaya kendisini mecbur hissedecek.

‘Sırlar Dünyası’ adlı dizi, atv’de, Kanal D’de veya Show TV’de yayınlansaydı işi kolay olacaktı ama kanal Samanyolu TV olunca işler değişiyor.

RTÜK, işi taca atmış olmak, meseleyi üzerlerinden atmak için konu hakkında zamanında Diyanet’ten görüş bile istemiş. Biz de dün gazetede ‘RTÜK Sırlara Fetva İstedi’ diye manşetten verdik. Diyanet’in televizyon dizisi ile ne alakası var; anlamadık... Bu yazının yazıldığı saatlerde malum çevreler, olayın sorumluluğunu ‘Sırlar Dünyası’ dizisinin üstünden alıp başka dizilerin ve kanalların üstüne atma çabasını sürdürüyordu. Onlara diyeceğim bir-iki laf ile yazıyı bitireceğim.

Diyanet’in resmi internet sitesindeki konuyla ilgili resmi görüş son derece açık. Diyanet, bu tür dizilerin pasif dindarlık aşıladığı görüşünde ve diyor ki:

“Son yıllarda ilgi gösterilen ve çoğunlukla gerçek hayattan kesitlerin sıra dışı öykülerle anlatıldığı SIR dizileri (vurgulama benim S.T.), yer yer dini ilkeleri göz ardı eden pasif dindarlık anlayışını beraberinde getirmektedir.”

Resmi sitede yayınlanmış olan bu görüşün daha devamı var ama bizi şu anda ilgilendiren Diyanet’in ‘SIR’ boyutuna yaptığı vurgulamadır.

Şimdi sorulması gereken şudur: RTÜK, baştan neden ‘Sır Dünyası’ hakkında görüş sormuştur? Diyanet’in olumsuz görüşüne rağmen bu dizilerle ilgili neden RTÜK harekete geçmemiştir ve de RTÜK Başkanı Zahid Akman, Samanyolu TV’de Diyanet’in ‘dini ilkeleri gözardı eden’ diye tanımladığı bir dizi yayınlandığı yorumuna ne diyecektir acaba? Samanyolu Televizyonu’nun yetkilileri meselenin bu şekilde ortaya çıkmasından Zahid Akman’ı sorumlu tutacaklar mı tutmayacaklar mı? Bakalım göreceğiz...

Çok daha önemlisi, biliyorsunuz bu çevreler kızın ölümünü başka bir televizyon dizisine bağlama çabası içindeler.

Biz inceledik ve hakikaten de trajik olayın olduğu günün akşam üstünde o dizi oynamış ama sıkı durun şimdi: O dizi, o akşam üstü hakikaten varmış ama dördüncü bölümün tekrarından ibaretmiş ve o bölümde ne bir intihar sahnesi varmış ne de intiharın lafı geçiyormuş.

Buyrun işte, atılmak istenilen iftira, böyle bir yalan, böyle bir basitlik üzerine kurulmuş.

Bunu bilin ki; bizlerin bu ve buna benzer birçok yalanla, dümenle karşı karşıya olduğumuzu görün lütfen. Hedef şaşırtarak suçlanmak istenen kanalın avukatları bu konuda bir dava açma çalışmasındalar bu aşamada.

 

http://www.aksam.com.tr/haberpop.asp?a=70067,4

***

Molla panikledi

Serdar Turgut

06.03.2007

 

RTÜK adlı kurumun başındaki molla, bugünlerde çok zor durumda. Mollanın kendisinden olarak gördüğü bir televizyon kanalı da bu aralar suçlanıyor çünkü

Televizyon dizilerine cezalar kesen, kanallara tehditler yağdıran RTÜK adlı kurumun başındaki molla, bugünlerde çok zor durumda.

Mollanın kendisinden olarak gördüğü bir televizyon kanalı da bu aralar suçlanıyor çünkü.

Samanyolu Televizyonu'nda seyrettiği 'Sırlar Dünyası' adlı dizideki kendini asma sahnesinden etkilenen Şanlıurfalı 12 yaşındaki Hatice, anne ve babasının evde olmadığı bir akşam kendisini asıp öldü.

Molla ne yapsın şimdi? Kanalı suçlasa olmayacak, ona gücü yetmiyor... Ceza kesse, ona da korkuyor... Çünkü o camianın içinden ya molla; kendisine verilecek cezanın ağır olacağından korkuyor.

Sonra 'molla' lakaplı Zahid Akman ne yapıyor biliyor musunuz? Konu hakkında Diyanet'ten görüş istetiyor. Eğer bu gibi konularda onların lafıyla hareket ediyorsa keşke Kurtlar Vadisi'ni sansürletmeden önce Diyanet'e görüş sorsaydı. Ben eminim ki; Kürt-Türk arasında 'barış tema'sını işleyen o programın ikincisini bile yayınlayamadan sansürlenmesine gerek olmayacaktı.

Molla şimdi fetvayı bekliyor. Eminim ki; 'sakıncası yok' fetvası gelecektir. O da Samanyolu Televizyonu'na cezalar kesmek zorunluluğundan kurtulur.

Bizim, 'televizyon kanallarını görüşlerine göre ayırmak, madem bizimkine ceza geliyor, onlara da ceza verilsin' demek gibi bir tavrımız yok, bu olamaz da... Bu gibi ilkel tavırlar bize yakışmaz, ama maalesef RTÜK'ün başındaki mollaya tam da bu yakışıyor. Çünkü o insan, bu tür tavırlardan ibaret. Hayatı boyunca kendisinin itilmiş, kakılmış olduğuna, şimdi geçmişin öcünü alma zamanının geldiğine inanıyor. O gibi insanlardan ilkeli, rasyonel tavırlar beklemeyin. İşleri geldiğinde bir kanalı kapatabilir, işlerine gelmediği zaman ise karar almamak için fetva beklerler.

Onların böylesine bir hayat tarzları var, ne yapacaksınız?.. Bu utancı da biz bir süre taşıyacağız ne yapalım?... Biz bu yükü taşıyacağız da arada olan Türkiye'ye oluyor. Bu utancın maliyeti de Türkiye'ye çıkıyor ne yazık ki... Bu tür insanlar nedeniyle bir türlü modernleşemiyoruz.

 

http://www.aksam.com.tr/haberpop.asp?a=69987,4

***

Aydının 28 Şubat’ı

Serdar Turgut

17.02.2007

 


Kurtlar Vadisi dizisi yasaklandı. İş lafa gelince anti yasakçı ve sansürcü olan aydınlardan çıt bile çıkmıyor. 12 Eylül dönemini solcular cephesinden anlatan bir dizinin yayını yasaklansaydı neler olabileceğini düşünebiliyor musunuz; ortalığı yerinden oynatırlardı

Türkiye’de kendisine ‘aydın, entelektüel’ diyen insanların çoğunun ne kadar da ikiyüzlü ve korkak olduğunu biliyorum ama yeni bir gelişme olduğunda her defasında onların çapsızlığına tekrar şaşırmaktan kendimi alamıyorum.

Bizde aydınlar güya yasakçı zihniyete, sansüre karşıdırlar. Her defasında bunu ifade ederler. Ama sadece kendi inandıklarına, destek verdiklerine yasak ve sansür geldiğinde tavır almayı uygun buluyor bu beyler ve hanımlar. Temelde bu ‘başkalarına ne olursa olsun aman bana dokunmasınlar tavrıdır’ ve Almanya’da Nazizmin yükselip iktidara gelebilmesine imkan sağlayan en önemli etkenlerden birisidir bu tavır.

Şimdi Kurtlar Vadisi dizisi yasaklandı. İş lafa gelince anti yasakçı ve sansürcü olan aydınlardan çıt bile çıkmıyor. 12 Eylül dönemini solcular cephesinden anlatan bir dizinin yayını yasaklansaydı neler olabileceğini düşünebiliyor musunuz; ortalığı yerinden oynatırlardı. Bu ikiyüzlülük aslında bir insanın aydın ve entelektüel sayılmaması için yetip de artması gereken bir nedendir. Ama Türkiye’de insanlar kendi tavırlarının sorumluluğunu üstlenmezler. Kimse de onlardan hesap sormaz. Böylece kimsede utanma filan kalmaz ve ‘aydın’ diye bilinen insanlar ülke problemleri üzerinde fikir bildirmeye devam edebilirler. Utanmazlar, sıkılmazlar...

Yani şunu da söyleyeyim; Kurtlar Vadisi’nin yasaklanmasına illa da karşı olması gerekmez bir aydının. Ama bu sefer de dizinin yayından kaldırılmasına neden destek verdiğini anlatması gerekir. Bunu da yapamazlar; çünkü kendileri hakkında kurdukları efsane de böyle davranmalarına engeldir. O efsaneyi birçok insan yiyebilir ama ben yemem. Çünkü ben bu insanları tanıyorum. Nasıl düşündüklerini, nasıl yalanlar söylediklerini, yaşamlarıyla teorik düşüncelerinin nasıl da çeliştiğini çok iyi bilirim.

İkiyüzlü tavrını sergilemekte olan sol liberal çevreler, iş lafa geldiğinde halk değerlerine ve halka çok önem vediklerini, saygı duyduklarını söylerler. Ancak bu laflara rağmen sol liberal çevreler halktan hiç de hoşlanmazlar. Halkın tercihlerini küçük görürler. Bu hislerini açıklıkla ifade eden benim gibi insanları ne kadar da kınadıklarını anlatıp, yazarlar. Sonra da halkın görmek istediği bir dizi kaldırılınca, kimse halkın tercihlerinden söz etmeyi aklına getirmez. Onlar için halk, ancak sol fikirlere açık olduğu ölçüde sevilebilecek bir şeydir. Ama Türkiye’de halk hiçbir zaman onların istediği kıvama gelemez. Hiçbir zaman sola sempati duymaz. Bu nedenle aydınlar, halk hakkında bazı mitler, efsaneler yaratır ve kendi dediklerine kendilerini inandırırlar.

Açıkça söyleyeyim; ben halkın tercihlerine hiçbir zaman saygılı olmadım, önemsemedim halkı. Bu yüzden de kendimi onların sevdiklerini sevmek zorunda hissetmedim hiçbir zaman. Kurtlar Vadisi’nden de kaçınmaya çalıştım uzun süredir. Bu hayli güç oldu ama en azından uğraştım bunun için. Ama şimdi benim beğenime uymasa da bir dizinin sansürlenmesine tüm gücümle karşı çıkmayı görev sayıyorum. Bu tavrımın ‘aydın’a asıl yakışan tavır olduğunu düşünüyorum. Üstelik ben kendimi ‘aydın’ da saymıyorum. Sadece sorunlar üzerinde düşünmeye çalışan bir insanım ben o kadar. İşine geldiği zaman halk yalakası kesilen ‘Türk aydını’ndan sadece utanıyorum bugünlerde, o kadar...

 

http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=67876,10,104

***

Serdar Turgut

18.02.2007

Sansürcü molla

 

Adam halkın beğenisini çok kazanmış diziyi bir kalemde silip attı. Üstelik neyi nasıl yaptığı konusunda bir araba yalan da söylüyor. Şahitler olmasa, yalanını da yutacağız. Bakın görün; bu ‘molla’ durmayacak, özgür irademize devamlı müdahale edecek, tercih hakkımızı elimizden alacak

Birçok toplumda beğenileri, genel kültürel ortamı yönlendiren, belirleyen insanlar vardır. Burada toplum derken sadece gelişmiş ülkeleri kastetmiyorum. Kenya’daki Masai Mara kabilesinde bile durum budur. Masai Mara’ların arasında bir kişi saygınlığı ve bilgisi ile ön plana çıkar, kabilesinin yaşama kültürünü belirleyici, yönlendirici olur.

Ülkeler arasında bir tek Türkiye’de bu tür kişiler bileklerinin hakkıyla yaptıkları işi hak etmezler ve o göreve ‘Kanun Hükmünde Kararname’yle atanırlar. RTÜK denilen kurum ve başındaki kişi bizlerin neyi seyredip neyi seyredemeyeceğimizi, hangi haberi nasıl alabileceğimizi belirlemeye çalışıyor. Masai Mara kabilesindeki göreve atanma kriterleri burada geçerli değil. Adamın bilgisi, kültürü, medeniyet düzeyi nedir, benim, sizin tercihlerimizi belirleme hakkını neden ona vermeyi kabul etmemiz gerekiyor ki; bu konuda tek bir ipucu yok. Birçok toplumda bu tür beğenileri yönlendirenlere, tercihleri belirleyen kişilere çeşitli adlar verilebilir. İster ‘trend-setter’, isterseniz ‘culture guru’ deyin, ne derseniz deyin, onların ortak yönü, tercihler piyasasındaki belirleyici olma rolünü bileklerinin hakkıyla almış olmalarıdır.

Bizde hak ederek görevi almak gibi bir şey söz konusu olmadığından. o kişiye ne ad vereceğimi de tam bilemedim. Sonra, bizdekine ‘tercih mollası’ denilmesinin doğru olacağını düşündüm. Bu ‘molla’ lafı, adın takıldığı adamın yaşam ve düşünüş biçimine uygundur. Yakın çevresi onun ‘molla’ diye çağrılmaktan çok hoşlandığını söylüyor zaten. Bunun dışında ‘tercih mollası’ sıfatı günümüzün anlam ve önemine uygun bir görev tanımıdır. Çünkü RTÜK Başkanı lafının görev tanımı ne olursa olsun yine de modern bir algılanma tınısı olabilir. Şimdiki başkanın görevi yapma biçimi, davranışları ve hayata bakış biçimi ‘molla’ tanımına cuk oturuyor.

Adam halkın beğenisini çok kazanmış diziyi bir kalemde silip attı. Üstelik neyi nasıl yaptığı konusunda bir araba yalan da söylüyor. Şahitler olmasa, yalanını da yutacağız. Bakın görün; bu ‘molla’ durmayacak, özgür irademize devamlı müdahale edecek, tercih hakkımızı elimizden alacak. Çünkü alışmış kudurmuştan beterdir. Adam yıllardır sürmüş olan ezilmişliğinin, itip kakılmışlığının öcünü alıyor. Kendisini dindar olarak tanımlıyor ya; dindar değil diye gördüklerine karşı savaş açmış durumda. ‘Sansürcü molla’ görevini başarıyla yapar, göze girerse ‘molla’dan ‘Ayetullah’a bile terfi eder haspa. İşte böyle bir durumda böyle bir ülke yapıldı Türkiye...

Siz cumhurbaşkanlığını, seçimi filan tartışın bakalım istediğiniz kadar... Şunu unutmayın ki; ülkeye asıl kötülük küçük adamlar, kifayetsiz muhterislerden gelir. Efendileri işlerine yaradıkları sürece besler onları. Sonra bir tekmeyle hak ettikleri kulübelerine sokarlar tekrar. Olan biten bu Türkiye’de... ‘Molla’ zihniyetinin özgür düşünceli insanlara karşı açmış olduğu bir savaş var ortada. Bu aynı zamanda sınıfsal bir savaştır da... Özgür düşünceli insanlar tarafında, modern Türkiye’nin bu ülkeyi yükleyip geleceğe taşıyacak insanları bulunuyor. Tek istedikleri, özgür bir demokraside tercih haklarının elinden alınmaması. Öteki tarafta ise tasması başkalarının elinde olan, hayatları boyunca itilmiş, kakılmış ‘RTÜK mollası’, sansürcü gibi adamlar yer alıyor. Tercih sizin... ‘Molla’nın arzuladığı türde bir ülkede yaşamak istemiyorsanız, bu insanlara karşı direnin, yasal haklarınıza ve yaşam tercihlerinize sahip çıkın. Çünkü ‘molla’ zihniyeti modern Türkiye’nin ölümü anlamına gelecek, buna izin vermeyin.

 

http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=67999,10,104

 

GÜNEŞ

16 Şubat 2007

 

KAMPANYALAR TUTTU
Mİlyonlarca kişinin severek izlediği diziye 13 bin kişinin karşı çıkması normaldi. Üstelik terörün iç yüzünün anlatıldığı diziye karşı, daha yayına girmeden bazı çevreler tarafından 'Milliyetçiliği körüklüyor' denilerek 'Yasaklansın' kampanları başlatılmıştı.
13 BİNİN BÜYÜKLÜĞÜ
Ancak takip eden günlerde pek de normal sayılamayacak şeyler oldu. 13 bin rakamı, milyonlarca vatandaşın tercihinden 'Daha büyük' addedildi. RTÜK dizinin 'Toplumsal gerginliğe' yol açtığını öne sürüp yayından kaldırılmasını istedi. Ve yayın durduruldu.


Vadi'ye sansür
Terör gerçeğinin öğrenilmesinden korkanlar ile reyting derdine düşüp yaygara koparanlar kazandı Kurtlar Vadisi veda etti...
Milyonlarca televizyon izleyicisi şokta! İlk bölümü izleyip, dün geceyi sabırsızlıkla bekleyenler konuştu:
  • Bölücü vahşeti ekrana getirerek örgütün çirkin yüzünü ortaya çıkartmak neden toplumsal gerilimi artırsın ki?.. Dizide en çok teröristlerin otobüste yaptığı katliamdan etkilendim. Diziden rahatsız olanlar PKK terörünü, hala demokratik hak arama eylemi sanan enteller...
    Bu mu kötü örnek?
  • Apo yakalandıktan sonra PKK'ya yeni lider seçimini işleyen mağara sahnesi, örgütün nasıl kukla olduğunu işliyor. Bu çocuk ve gençleri kötü etkilemek mi oluyor...
  • Dizinin girişinde şehit anasının anlattıkları mı toplumu birbirine düşürüyor. Kadın belli ki Kürt.. Bir oğlu dağda, bir oğlu şehit olmuş. Kızı da örgütün tuzağına düşmüş onu kurtarmaya çalışıyor... Bunun neresinde kaba milliyetçilik.
    Peki ya roj TV?
  • En çok da Memati'nin uyuşturucu villasına yaptığı baskın sahnesinden etkilendim. Memati, gençlere nasihat ettikten sonra sonra serbest bıraktı. Örgüt ise iz bırakmamak için hepsini öldürdü. İşte PKK bu..
  • Dizide Ömer Baba, Polat'a 'Oğlum bizi 150 yıldır birbirimize kırdırmaya çalışıyorlar. Başaramadılar. Başaramayacaklar' diyor. Bu sözler mi kaba milliyetçiliği körüklüyor. Rahatsız olanlar belli..
  • Yıllardır PKK'yı Türk kanı dökmeye çağıran Roj TV cayır cayır yayına devam ederken güçleri Kurtlar Vadisi'ne mi yetiyor?


    Ne dediler?
    Berhan Şimşek (CHP milletvekili): Sansüre evet demek mümkün değil. Yasaklar çözüm olmaz.
    Mehmet Şandır (MHP Gen. Bşk. Yrd.) : Yasak yükselen milleyetçilikten rahatsız olanların işi..
    Tuğba Özay (Manken): Türkiye'nin acı gerçeklerini yansıtıyordu. Çok şaşırdım
    Seray Sever (Oyuncu): Yasaklanmasına karşıyım. Yaş sınırı getirebilirlerdi..
    Fikret Fidan (Eczacı): Sağır Oda'yı bırakıp, Kurtlar'la uğraşmak kasıtlı...
    İbrahim Menekşe (Doktor): Dizide rahatsız edici unsurlar varsa bunlar ayıklanmalıydı.
    Kamil Turan (DYP Gen. Sek.): Kaldırılmasında rakip firmaların gizli niyeti varsa yazık olur. Beraberliği temsil eden milliyetçilikten zarar gelmez.
    Süleyman Sarıbaş (Anavatan): PKK gerçeğini destansı bir şekilde öne çıkarmış bir dizi için 13 bin şikayet varmış. İzleyen 30 milyon kişi ne olacak?
    Mete Gündoğan (SP Gen. Bşk. Yrd): Kurtlar Vadisi Terör'ün yayından kaldırılmasını isteyenler, terör örgütünün oyunlarının ortaya çıkmasından endişelenenlerdir.
    Nihat Arslan (Berber): Beni çok üz dü. Türkiye'nin gerçeklerinin anlatılmasına izin vermediler.
    Süleyman Demir (Satış sorumlusu): Severek izlediğim dizinin bu şekilde yayından kaldırılması beni çok üzdü.
    İsmail Cengiz (Esnaf): Mükemmel bir diziydi. Terörün ne kadar çirkin olduğunu gördük...
    Zafer Bozkurt (Mağazacı): Türkiye'de terör gerçeğini gün yüzüne çıkaracak bir diziydi. Yazık oldu.
    Hakkı Bektaş (Öğrenci): Ne olursa olsun özgürlüklerin kısıtlanmasına karşıyım. Yasakları kınıyorum.
    Ali Akber (Serbest Meslek): Kararı alanlara yazıklar olsun. Herkesin severek izlediği bir dizi nasıl yasaklanıyor...


    Şehit aileleri: Neden rahatsız oldunuz ki?
    'Kurtlar Vadisi Terör' dizisinin yayından kaldırılmasına Erzurum Şehit Aileleri Derneği Başkanı Hatem Tetik 'Terörün gerçek yüzünün gösterilmesinden niye rahatsız oluyorlar ki?' diye tepki gösterdi. Tetik 'Ben de şehit babasıyım. Yüreğimizdeki acıyı, bu dizi hafifletiyor' dedi.


    Milliyet''in anketi: % 83 kaldırılmasın
    Kurtlar Vadisi Terör dizisine başından beri 'Milliyetçi duyguları körükleyeceği ve şiddeti özendireceği' gerekçeleriyle karşı çıkan Milliyet Gazetesi, okurlarına sordu: Yayınlansın mı, yasaklansın mı?.. 578 bin 219 kişi 'Kaldırılmasın' derken, 117 bin 119 kişi de 'Yasaklansın' dedi. Oran yüzde 83'e yüzde 16 oldu.


    Pek yakında sinemalarda
    Ekranlarda esen Kurtlar Vadisi Terör fırtınası, yakında sinimalarda esmeye başlayacak. İlk gelen bilgilere göre yapımcı şirket Pana, her ay dizinin bir bölümünü film olarak piyasaya verecek. Terörün iç yüzünü anlatan dizi bu yolla, hayranlarıyla buluşacak. Yine yakın bir süre içinde dizinin VCD ve DVD'leri bölümler halinde piyasaya verileceği bildiriliyor.

http://www.gunes.com/2007/02/16/manset/manset.html

***

 

Vatandaş, PKK terörünün içyüzünü ve dış bağlantılarını anlatan dizinin neden yasaklandığı sorusuna cevap bekliyor

17 Şubat 2007 <%Tarih%>
<%Gün%>

Daha ilk bölümünde PKK vahşetini bütün çıplaklığı ile ortaya koyan Kurtlar Vadisi Terör, yayına bile girmeden PKK'nın dümen suyunda siyaset yapan DTP 'Yasaklansın' diye feryada başlamıştı. Vatandaş 'Sansürde bölücüler mi etkili oldu' diye soruyor.
MİLLİYETÇİ OYLAR MI?
AKP'nin AB'ye şirin görünmek için izlediği politikalar yüzünden çok oy kaybettiği biliniyor. En büyük korkusu da bu tepkilerin oy olarak milliyetçi partilere gitmesi.. Vatandaş, 'Dizi milliyetçi oyların artışını önlemek için mi sansürlendi' sorusuna cevap arıyor
RATİNG KAVGASI MI?
Kanallar arasında kıyasıya bir rating rekabeti olduğu, birbirinin önünü kesmek için her yola tevessül ettiği de herkesin malumu. Vatandaşlar 'Milyonlarca kişinin heyecanla izlediği dizi rating uğruna çevrilen entrikalara mı kurban edildi' diye soruyor.



Halkın isyanı RTÜK'ü kilitledi!
RTÜK'ün 444 1 178 numaralı şikayet telefonu gün boyu hiç susmadı. Kurumun internet sitesi yoğunluktan çöktü. Vadiseverler, yürüyüş hazırlığında
Milyonların tutkunu olduğu Kurtlar Vadisi Terör'ün, 13 bin kişinin 'şikayeti' ve 'küçük çıkarlar' peşinde koşan bir grup azınlığın yaygaraları sonucu yasaklanması televizyon izleyicisini çileden çıkardı. Perşembe gecesi Kurtlar Vadisi'nin yayınlanmadığını gören vatandaşlar, RTÜK'ün şikayet hattını telefon yağmuruna tuttu.
HEP MEŞGUL TONU
444 1 178 nuramalı telefon ertesi gün de hiç susmadı. Zaman zaman santral kilitlendi, sansürü kınamak için numarayı arayanlar meşgul tonuyla karşılaştı. Yoğunluk sanal aleme de taşındı. RTÜK'ün 'rtuk.gov.tr' ve 'rtuk.org.tr' adresleri çöktü. 'tv' uzantılı olan bir başka sitede bu yoğunluktan nasibini aldı.
AMERİKALILAR ŞAŞTI
rtuk.tv isimli site bir saniye içinde 3 bin 150 giriş olduğu için çöktü. Siteye server hizmeti veren Amerikalı şirketin bünyesindeki 127 sitede bundan etkilendi. Bunun üzerine Amerikalı şirket, hizmeti durdurdu ve site görevlilerine 'Ne oluyor' diye sordu. Aldıkları cevap, Amerikalılar'ı şaşkına çevirdi.


Parmak izleri teşhis edilmesin diye...
PANA film, yasakla ilgili sert bir açıklama yaptı. İşte açıklamada öne çıkan noktalar: '... hiçbir demokratik hukuk devletinde görülemeyecek bir uygulama ile dizimizin yayımlanması imkansız hale getirilmiştir. Ya Kurtlar Vadisi yayından kalkacak ya da kanalın yayın izni iptal edilecekti.''...Dizinin en güçlü mesajlarla vurguladığı Kürt ve Türk'ün kardeşliğinden rahatsız olanlar Kurtlar Vadisi'ni suçlamış, yayın engellenmiştir.' 'Kurtlar Vadisi, bu ülkenin 40 bin insanına kıyan senaryoyu yazdıran ellerin parmak izlerini sanal labaratuvarda teşhis edeceği için mi linç uygulamasına hedef olmuştur?' 'Kurtlar Vadisi, kanlı sürecin yolaçtığı 300 milyar dolarlık kaybın hesabını sorgulayacağı için mi sakıncalı bulunmuştur?...'


Türkiye, terör belgeselini izledi
'Ayrımcılık' gibi suni bir gerekçeyle yasaklanan Kurtlar Vadisi Terör'ün yerine dün Show TV ekranlarında Kan Uykusu adlı belgesel gösterildi. Güneydoğu'daki terör gerçeğini gözler önüne seren Kan Uykusu, önce SKY TURK, sonra Show TV'de defalarca yayınlanmasına rağmen AB Grubunda 7,70 reyting ve 21,40 share ile 3'üncü sırada yer aldı. Bu rakamlar, Kurtlar Vadisi'ni yasaklayarak halkın terörün çirkin yüzüyle tanışmasından korkanlara ders oldu!


Ya Sağır Oda!
Kurtlar Vadisi'ne saldıranlar 'şiddet içeriyor' yalanına sığınıyor. Oysa TV'de benzeri diziler, filmler her gün gösteriliyor. Vadi'ye karşı kampanya başlatan grubun televizyonunda yayınlanan 'Sağır Oda', 'Kod Adı' gibi dizilerde vahşet görüntüleri eksik olmuyor. Sağır Oda'da bugüne kadar onlarca adam öldürüldü, insanların kalbi çıkarılıp, paket halinde evlere gönderildi. Şimdi herkes soruyor: 'Neden şiddetse neden çifte standart uygulanıyor'


Polis önlem aldı
Tepki oklarının yöneldiği RTÜK dün gün boyu polis tarafından korundu. Kurtlar Vadisi hayranlarının RTÜK önünde protesto gösterisi yapacağı ihbarı üzerine bu uygulamaya gidildiği öğrenildi. Ancak Vadiseverler, bu tarz bir eylem için internette örgütleniyor...


Yasak ters tepti
Sansürcü zihniyet sanal alemde yapılan tüm anketlerde, forumlarda kınandı. Milliyet ve Hürriyet'in anketine yüzbinler katıldı. Yüzde 83'lük bir kesim, 'Kurtlar Vadisi kaldırılmasın' diye oy kullandı.


'RTÜK yalan söylüyor'
RTÜK Başkanı Zahid Akman dün CNN Türk'te, 'Filmi biz yasaklamadık. Sadece kanal yönetimini çağırıp, şikayetlerle ilgili uyardık. Onlar da bu kararı aldı' dedi. PANA film anında cevap verdi: 'Zahid Akman, insanların gözünün içine baka baka yalan söyledi. Gerçekler ise şu: RTÜK heyeti, oybirliği ile, dizinin birinci bölümünde yasalara aykırı bir durum olmamasına rağmen, dizinin devamının yayımlanması halinde sözlü ve yazılı uyarı olmaksızın kanala bir ay kapatma cezası verileceğini ve akabinde kanalın yayın iznini iptal edeceklerini ifade etmişlerdir.
RTÜK Başkanı, bu toplantıda kendisine gelen şikayet mesajlarını delil olarak sunarken, dizinin varlığı ile ilgili olumlu mesajları '154 bin şuursuz kişi olabilir' diye değerlendirmiştir.'


Bugün ona, yarın sana
Rakip gruplar, Kurtlar Vadisi için 'karalama' kampanyası yürütürken Sabah Gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, dün köşesinde gerçekleri çarpıcı ifadeler ve örneklerle dile getirdi...
***
Bir televizyon programını özgür iradeyle eleştirmek, makul bir şeydir.
Bir televizyon programını devlet eliyle yasaklamak, korkunç bir şeydir.
Bu satırların kaleme alındığı saatlerde, Kurtlar Vadisi'nin ekrana gelip gelmeyeceği belirsizdi... Ama belli olan şu:
Sansür hortladı, dayatıyor!
Mesleğim gereği izliyorum... Hepsini.
Beğenmediğim taraflarını, nedenleriyle birlikte yazmak görevim. Yazdım da...
Çünkü, 'Beğenmiyorsan, seyretme' tavrı yerleşmeli... 'Beğenmiyorsan, reklam verme' tavrı yerleşmeli... 'Beğenmiyorsan, o kanala telefon et, o kanalın yöneticileri durumlarını bir daha gözden geçirsin' tavrı yerleşmeli.
Ama 'beğenmiyorsan, yasakla' tavrı, asla yerleşmemeli.
Sansüre boyun eğersek, bu işler sırayla, aynı hızar, gün gelir seni de biçer!
Bu kavga kaybedilirse, sadece o kanal kaybetmez, susan herkes kaybeder.
Korkmayın halktan...
Korkmayın bu kadar.
Eğrisini doğrusuna ancak o getirebilir.
Aksini düşünen varsa, şu sorulara da mantıklı cevaplar verebilmeli...
Çoğunluk, bazı partileri tasfiye edip, bir partiyi tercih edince, o çoğunluk 'demokrasi dersi vermiş' oluyorsa...
Aynı çoğunluk, bir diziyi tercih edince, o çoğunluk neden 'kendi kendine karar veremeyen cahiller' olarak kabul ediliyor?
Milletin yarısından fazlası Meclis'in dışındayken, yüzde 34 oy alan partinin Meclis'in tamamına hükmetmesini içimize sindiriyorsak... Ki, sindirmeliyiz.
40 küsur milyon kişinin seyrettiği bir diziyi, 7 bin kişi şikayet etti diye yasaklamayı, içimize nasıl sindirebiliriz?
Bu dizi, terörü teşvik ediyorsa...
PKK, hangi diziyi seyredip dağa çıktı?
Toplum bu hale getirildiği için mi, diziler böyledir? Diziler böyle olduğu için mi, toplum bu hale geldi?
Yok mu mafya? Yok mu terör?
Siz göstermeyince, olmayacak mı?
Madem, diziler bu kadar etkiliyor bu milleti... Yıllardır Amerikan askerlerinin kahramanlıkları gösteriliyor ekranlarda, Amerikalıların ne kadar iyi, ne kadar vicdanlı insanlar oldukları anlatılıyor... Peki neden, Amerika'dan bu kadar nefret ediyor bu millet?
Niye etkileyememiş Hollywood?
Çağdaş olma iddiasındaki bir ülke burası... Çağdaşlık normları ortada... Uymamız gereken kurallar, sadece ve sadece 'evrensel hukuk' ile 'manevi değerlerimiz...'
Gerisi hikayedir.
Hukuka aykırıysa, adres mahkeme.
Değerlerimize aykırıysa, izlemez zaten.
Sansür 'çağdaşlığın' neresinde?


Bakan bile isyan etti
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener Kurtlar Vadisi Terör'ün yayından kaldırılmasının 'Adaletsizlik' olduğunu söyledi. Şener 'Dizi izlenme rekorları kırmıştır. Talebin önüne geçmemek lazım' dedi.
CIMBIZLA ÇEK!
Şener 'Sinemalara gittiğinizde öylesine şiddet içeren filmler var ki. Bu konuda genel bir kural koymadan cımbızla çeker gibi yahu şu diziye bir engel koyalım demenin adaletli bir tarafı olamaz' diye isyan etti.


Erdoğan'a rapor gitti iddiası!
Sansür kararında 'Dizi milliyetçi oyları artırır' şeklindeki bir raporun etkili olduğu öne sürüldü
İddiaya göre, Kurtlar Vadisi yayına girmeden önce, dizinin siyasi eğilimle etkileri konusunda hazırlanan bir rapor Erdoğan'a sunuldu. Akademisyenler raporda dizinin AKP oylarını olumsuz etkileyeceğini bildirdi.
Bir başka iddiaya göre de Erdoğan'a yakınlığı ile bilinen Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslan Başbakan'a dizi hakkında duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Dizinin sansüründe, bu gelişmelerin etkili olduğu öne sürülüyor.

 

http://www.gunes.com/2007/02/17/manset/manset.html

 

Kurtlar Vadisi yayından kaldırıldı

16 Şubat 2007
Kurtlar Vadisi yayından kaldırıldı Yapımcı şirket ve ilgili kanal diziyi yayından kaldırarak aynı saatte yayına "Kan Uykusu" adlı Güneydoğu'daki çatışmaları anlatan belgeseli koydu.

Dizinin yayından kaldırılmamasındra ısrar eden seyirci telefonları ve e- mailler de dikkate alınarak Kurtlar Vadisi'nin bu akşamki yayın saatinden önce Pana Film tarafından bir açıklama yapılarak dizi yayından kaldırıldı.

VADİ'DE TARTIŞMA BÖYLE BAŞLADI 

Toplumda şiddeti özendirdiği, özellikle çocuklara ve gençlere kötü örnek olduğu gerekçesiyle tepki çeken Kurtlar Vadisi’nin yayınlanmasıyla ilgili tanıtım filminin gösteriminin ardından RTÜK diziyi izlemeye aldı. Güneydoğu’daki terör olaylarının işlendiği bölümden sonra tepkilerin iyice gündeme oturması üzerine dizinin ’milliyetçi’ duyguları kaba bir bir şekilde ön plana çıkararak Ogün Samast gibi yeni tipleri yaratması endişesi karşısında RTÜK yöneticileri, Show TV Genel Müdürü Saner Ayar’la görüştü.

Karşılıklı görüş alışverişi sonucunda kurulda dizinin yayından kaldırılması eğilimi oluştu. RTÜK’ün yasaklama yetkisi olmamasına rağmen sergilenen endişe ve uyarılar karşısında Show TV Genel Müdürü Saner, "Bu durumu grubumuzun üst yönetimi ile görüşmem gerekiyor" dedi. Daha sonra RTÜK’ü arayan Saner "İyi ilişkiler çerçevesinde diziyi yayından kaldırmaya karar verdik. Olayın ne kadar hassas olduğunu biliyoruz ve biz de özen gösteriyoruz" dedi.

RTÜK’e telefonla şikáyet yağdı

"Kurtlar Vadisi-Terör" adlı dizi nedeniyle Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’na 1 Ocak - 13 Şubat 2007 tarihleri arasında toplam 16 bin 597 başvuru yapıldı. Bu başvuruların 13 bin 953’ünde dizinin yayınlanmaması, 2 bin 609’unda ise dizinin yayınlanması istendi. Dizinin 8 Şubat’ta yayınlanmasının akabinde ise 444 1 178 RTÜK İletişim Merkezi’ne toplam 2 bin 898 başvuru yapıldı. Bu başvuruların 2 bin 192’sinin (yüzde 75.6) konusunu Kurtlar Vadisi-Terör dizisi oluşturdu. İzleyicilerden gelen bildirimlerin 1924’ünde (yüzde 87.8) dizi şikayet edildi ve yayından kaldırılması istendi. İzleyicilerden gelen 268 (yüzde 12.2) bildirimde ise dizinin beğenildiği, devam etmesinin istendiği ifade edildi.

Sivil toplum ve meslek kuruluşları, yazarlar ve birçok internet sitesi  de dizinin yayınlanmasına tepki göstererek, yayından kaldırılmasını istedi.

 

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/5955050.asp?m=1&gid=112&srid=3602&oid=1

 

.


16 Şubat 2007

AKP'de ''Kurtlar Vadisi'' çatlağı


      AKP’li bakan, parti yöneticisi ve vekiller Kurtlar Vadisi-Terör dizisinin yayından kaldırılmasına ortak bir tavırla destek verirken, Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Rambo, Terminatör türü filmlerin yayınlanmasını örnek göstererek karşı çıktı.
      AKP’lilere, partinin il başkanları toplantısında Kurtlar Vadisi-Terör dizisinin kaldırılmasına ilişkin görüşleri soruldu. AKP’lilerin görüşleri şöyle:
     
     GÖRÜŞLER

      .Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin: “Bugün Kurtlar Vadisi’ne daldı bakıyorum basın. Türkiye’nin en önemli gündemi şu anda bu mu?" .Devlet Bakanı Beşir Atalay: “Dizinin kaldırılması sansür değil. Televizyon yayınlarının denetlenmesiyle ilgili de bir süreç var. Tabi RTÜK denetleyici ve düzenleyici bir kuruluş.
      .AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat: “Sansür değil. Eğer çocuk pornosunu yasaklamak sansürse o da bir sansürdür.
      .AKP Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar: RTÜK’teki işleyişi bilemem ama ben bir sade vatandaş olarak o dizinin çok doğru bir dizi olmadığını, çocuklarımızın, gençlerimizin üzerinde etkisi olduğunu biliyorum. Dolayısıyla kaldırılması yerindedir.
      .AKP Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin: “Bunu sansür olarak görmüyorum. Ben kendi çocuğumdan biliyorum. 10 yaşında oğlum var benim. Bunun gibi gençleri ve ergenlik dönemindeki çocuklarımızı çok ciddi anlamda etkilediğini biliyorum.
     
     RAMBO TEKRAR TEKRAR GÖSTERİLİYOR

      .Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener: “Rambo, terminatör türü, tipi, çok daha ağır şiddet içeren yayınlar serbest. Bir kez değil, hatta tekrar tekrar kanallarda gösteriliyor. O zaman şu tartışılır. Herkese veya tüm filmleri, tüm dizileri eşit zamanlı, aynı sisteme tabi tutacak bir sisteme ihtiyaç var mı?" (ANKA)
     
     Anketimize 762 bin kişi katıldı

      "Kurtlar Vadisi Terör Dizisi yayından kaldırılsın mı?" anketimize 762 bin kişi katıldı. Anketimize katılanlardan 640 bin kişi dizinin yayından kaldırılmaması yönünde oy kullandı. Dizinin yayından kaldırılmasını destekleyenlerin verdikleri oy sayısı ise 122 bin oldu.

http://www.milliyet.com.tr/2007/02/16/son/sonsiy17.asp

 

.SABAH Gazetesi

16 Şubat 2007

Erdoğan'a Vadi raporu!

Yayına bile girmeden kaldırılması yönünde şikayet alan, Kurtlar Vadisi'nin yayından kaldırılması da tepkiyle karşılanıyor. Süperpoligon.com'da, dizinin yayından kaldırılması için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a bir rapor sunulduğu ve raporda, dizi senaryosuna hakim olan "milliyetçi" duyguların, başta MHP olmak üzere bazı milliyetçi partilerin söylemlerine yakınlığı vurgulanarak, yaklaşan seçimler öncesi bunun AKP'ye zarar vereceğinin anlatıldığı iddia edildi.

Kurtlar Vadisi'nin yayından kaldırılması için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a bir rapor sunulduğu iddia edildi.

Süperpoligon.com'da,

Kurtlar Vadisi Terör dizisinin yayını öncesi ve sonrası Başbakan Erdoğan'a iletilmek üzere AKP Genel Merkezine ve Başbakanlığa bir kaç rapor birden gönderildiğini bildirdi.

Aralarında bazı akademisyenler, eğitimciler ve parti kurmaylarının da bulunduğu isimlerce hazırlanan raporlarda, dizinin bugüne kadar toplumda yarattığı etkiye değinilerek, gazete sayfalarına ve köşe yazılarına taşınan olayların aktarıldığı kaydedildi.

AKPi'ye yakın isimlerce hazırlanan raporlarda dizi senaryosuna hakim olan "milliyetçi" duyguların, başta MHP olmak üzere bazı milliyetçi partilerin söylemlerine yakınlığı vurgulanarak, yaklaşan seçimler öncesi bunun AKP'ye zarar vereceğinin anlatıldığını savunldu.

Bir başka iddiaya göre ise raporlarda vurgulanan bir diğer unsurun da dizinin kimi bazı kentlerde Kürt-Türk çatışmasına neden olabileceği iddia edilerek, istenmeyen olaylara neden olacağı savunuldu.

Söz konusu raporlarda özetle şu bilgilerin yer aldığı belirtildi:

"Kurtlar Vadisi dizisinde yer alan bir çok karakter, hiç bir eğitimi ve olmayan, belinde silahlı kişileri anlandırmaktadır. Söz konusu kişiler oluşturdakları illegal 'çete' yapısı ile sözde devlet adına işler yapmaktadır. Başta çocuklar ve gençler olmak üzere bir çok kesim üzerinde etki bırakan dizinin bu yönü, sanki devlet güvenlik güçlerinin çetelerle, terörle ve suç örgütleriyle mücadelede başarılı olamadığını ve bu tür yapılanmalara sanki ihtiyaç olduğu mesajını içermektedir. Dizinin, işsiz, eğitimsiz ve hayattan beklentisi olmayan kitleler üzerinde bırakacağı psikolojik etki düşünüldüğünde, toplum içinden dizi kahramanlarına özenen kişilerin çıkması kaçınılmazdır."(ANKA) 

http://www.sabah.com.tr/siy117.html

***

AK Parti'de Kurtlar Vadisi çatlağı!

AKP'li bakan, parti yöneticisi ve vekiller Kurtlar Vadisi-Terör dizisinin yayından kaldırılmasına ortak bir tavırla destek verirken, Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Rambo, Terminatör türü filmlerin yayınlanmasını örnek göstererek karşı çıktı.

AKP'lilere, partinin il başkanları toplantısında Kurtlar Vadisi-Terör dizisinin kaldırılmasına ilişkin görüşleri soruldu. AKP'lilerin görüşleri şöyle:

ÇOCUK PORNOSU NEYSE VADİ DE ODUR

.Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin: "Bugün Kurtlar Vadisi'ne daldı bakıyorum basın. Türkiye'nin en önemli gündemi şu anda bu mu?"

.Devlet
Bakanı Beşir Atalay: "Dizinin kaldırılması sansür değil. Televizyon yayınlarının denetlenmesiyle ilgili de bir süreç var. Tabi RTÜK denetleyici ve düzenleyici bir kuruluş.

.AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat: "Sansür değil. Eğer çocuk pornosunu yasaklamak sansürse o da bir sansürdür.

.AKP Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar: RTÜK'teki işleyişi bilemem ama ben bir sade vatandaş olarak o dizinin çok doğru bir dizi olmadığını, çocuklarımızın, gençlerimizin üzerinde etkisi olduğunu biliyorum. Dolayısıyla kaldırılması yerindedir.

.AKP Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin: "Bunu sansür olarak görmüyorum. Ben kendi çocuğumdan biliyorum. 10 yaşında oğlum var benim. Bunun gibi gençleri ve ergenlik dönemindeki çocuklarımızı çok ciddi anlamda etkilediğini biliyorum.

RAMBO TEKRAR TEKRAR GÖSTERİLİYOR

.Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener: "Rambo, terminatör türü, tipi, çok daha ağır şiddet içeren yayınlar serbest. Bir kez değil, hatta tekrar tekrar kanallarda gösteriliyor. O zaman şu tartışılır. Herkese veya tüm filmleri, tüm dizileri eşit zamanlı, aynı sisteme tabi tutacak bir sisteme ihtiyaç var mı?"

ANKA

http://www.sabah.com.tr/siy119.html

***

Bugün ona... Yarın sana...

Yilmaz Ozdil @ SABAH

 



Bir televizyon programını özgür iradeyle eleştirmek, makul bir şeydir.
Bir televizyon programını devlet eliyle yasaklamak, korkunç bir şeydir.



Bu satırların kaleme alındığı saatlerde, Kurtlar Vadisi'nin ekrana gelip gelmeyeceği belirsizdi... Ama belli olan şu:
Sansür hortladı, dayatıyor!



Mesleğim gereği izliyorum... Hepsini.
Beğenmediğim taraflarını, nedenleriyle birlikte yazmak görevim. Yazdım da...
Çünkü, "Beğenmiyorsan, seyretme" tavrı yerleşmeli... "Beğenmiyorsan, reklam verme" tavrı yerleşmeli... "Beğenmiyorsan, o kanala telefon et, o kanalın yöneticileri durumlarını bir daha gözden geçirsin" tavrı yerleşmeli.



Ama "beğenmiyorsan, yasakla" tavrı, asla yerleşmemeli.



Sansüre boyun eğersek, bu işler sırayla, aynı hızar, gün gelir seni de biçer!
Bu kavga kaybedilirse, sadece o kanal kaybetmez, susan herkes kaybeder.



Korkmayın halktan...
Korkmayın bu kadar.
Eğrisini doğrusuna ancak o getirebilir.
Aksini düşünen varsa, şu sorulara da mantıklı cevaplar verebilmeli...



Çoğunluk, bazı partileri tasfiye edip, bir partiyi tercih edince, o çoğunluk "demokrasi dersi vermiş" oluyorsa...
Aynı çoğunluk, bir diziyi tercih edince, o çoğunluk neden "kendi kendine karar veremeyen cahiller" olarak kabul ediliyor?



Milletin yarısından fazlası Meclis'in dışındayken, yüzde 34 oy alan partinin Meclis'in tamamına hükmetmesini içimize sindiriyorsak... Ki, sindirmeliyiz.
40 küsur milyon kişinin seyrettiği bir diziyi, 7 bin kişi şikâyet etti diye yasaklamayı, içimize nasıl sindirebiliriz?



Bu dizi, terörü teşvik ediyorsa...
PKK, hangi diziyi seyredip dağa çıktı?



Toplum bu hale getirildiği için mi, diziler böyledir? Diziler böyle olduğu için mi, toplum bu hale geldi?



Yok mu mafya? Yok mu terör?
Siz göstermeyince, olmayacak mı?
Madem, diziler bu kadar etkiliyor bu milleti... Yıllardır Amerikan askerlerinin kahramanlıkları gösteriliyor ekranlarda, Amerikalıların ne kadar iyi, ne kadar vicdanlı insanlar oldukları anlatılıyor... Peki neden, Amerika'dan bu kadar nefret ediyor bu millet?
Niye etkileyememiş Hollywood?



Çağdaş olma iddiasındaki bir ülke burası... Çağdaşlık normları ortada... Uymamız gereken kurallar, sadece ve sadece "evrensel hukuk" ile "manevi değerlerimiz..."
Gerisi hikâyedir.
Hukuka aykırıysa, adres mahkeme.
Değerlerimize aykırıysa, izlemez zaten.
Sansür "çağdaşlığın" neresinde?

 

http://www.sabah.com.tr/yaz1365-40-123.html

*****

Oscar verenler bu işi bilmiyor!

Yilmaz Ozdil @ SABAH


 


Ortalığı kasıp kavuran bir suç şebekesi. Uyuşturucu, kumar, cinayet, kadın, haraç. Bildiğin mafya. Başında da bir baba var tabii. Çok tehlikeli biri. Zeki, acımasız. Polisin içine bile adamlarını yerleştirmiş. Hatta öksüz bir çocuğu alıp, özellikle polis yapmış. Büyüyüp, polis şefi olan o çocuktan aldığı bilgiler sayesinde hep bir adım önde gidiyor, yakayı ele vermiyor.
Çare?
Aynısını yapmalı.
Yani, mafyanın içine adam sokmalı.
Aranıyor taranıyor... Gözünü budaktan sakınmayan biri seçiliyor. Özel olarak yetiştiriliyor. Kimliği değiştiriliyor. Bir suçlu gibi yaşamaya başlıyor. Ve, mafyaya sızıyor. Mafya babasının gözüne giriyor. Sağ kolu oluyor bir nevi. Sonra da darbeyi içerden vurarak, şebekeyi çökertiyor.



Nedir bu?



Kurtlar Vadisi diyenler yanıldı.
Çünkü bu, Köstebek ...
En İyi Film Oscarı'nı aldı.
Yanında 3 Oscar daha aldı.



İşin matrak tarafı, "Kurtlar Vadisi yasaklansın" diye bangır bangır yayın yapanlar, dünkü gazetelerine, "hakeden kazandı, müthiş film Oscar'ları topladı" diye yazdılar.



Bitmedi...
Köstebek'in yönetmeni Martin Scorsese... Bu film sayesinde hayatının ilk "En İyi Yönetmen Oscarı" nı kazandı. Daha önce defalarca aday olmuş, bir türlü alamamıştı... Bana sorarsanız, "Taxi Driver" filmiyle çoktan almış olmalıydı.



Neydi Taxi Driver?
Vietnam'dan dönmüş, kafayı sıyırmış, uyum sorunu yaşayan, kendince adaleti yerine getirmek için şakır şakır suçlu öldüren, manyak bir taksi şoförünün öyküsü... Alttan alta, hukuk, politika ve medyanın sorgulandığı gerçekçi bir başyapıt.
Alamadı Oscar.
Mahkemelik oldu.
Çünkü bazı gerizekalılar, filmdeki taksiciye özenip, onun asker ceketinden giyip, benzer cinayetler işlemişti.
Dava ettiler yönetmeni.
Yasaklatmak istediler.
Ama o davaya bakan hakimler, "saçmalamayın kardeşim, bu bir film... toplumsal gerçekleri gösteriyor diye yönetmenleri suçlayamayız" dedi, kestirip attı.



Bitmedi...
Taksi Şoförü filminde ne büyük bir usta olduğunu kanıtlayan başrol oyuncusu kimdi?
Robert de Niro.
Taksi Şoförü'yle alamadı Oscar.
Dert etmedi ama.
Çoktan almıştı çünkü. Hangi filmdeki rolüyle?
The Godfather, part II.
Vito Corleone.

Gangsterlerin şahı.



Hani şu 8 bin kişinin falan öldürüldüğü Baba serisi... Yanlış hatırlamıyorsam, birincisi 3, ikincisi 6 Oscar aldı.



Özetlersek...
Elbette ki, oyuncu kalitesini, yönetmenin birikimini, teknolojinin gücünü kıyaslamıyorum. Eşeklik olur.
Amacım sadece, "benzer kavramlara" verilen "zıt tepkileri" ortaya koymak.



Bu açıdan bakılırsa...
Çok öğretici bir Oscar töreni oldu.
Özellikle Kurtlar Vadisi'ne "kötü örnek", Köstebek'e "şahane", Martin Scorsese'ye "büyük usta" diyenler için.
Çok öğretici oldu.

 

http://www.sabah.com.tr/ozdil.html

 

Kurtlar Vadisi yayından kaldırıldı

15.02.2007

''Kurtlar Vadisi Terör'' dizisi, yapımcılığını üstlenen Pana Film tarafından yayından kaldırıldı.

Pana Film'in, dizinin yayınlandığı Show TV'deki açıklamasında, ''23 yıldır Türkiye'nin gününü kana bulayan, ufkunu kapatan ve geleceğini körelten terör belasının arkasındaki karanlık gerçekleri konu edindiğimiz dizimizin yeni bölümlerine gelen yayın yasağı fiili bir durumdur'' denildi.

Ön yargılı karalama kampanyalarına rağmen Kurtlar Vadisi Terör'ün birinci bölümünü her kesimden 30 milyon insanın izlediği ifade edilen açıklamada, ''eserde şu veya bu kesime karşı en küçük bir ayrım ve aşağılama görülmediği, buna rağmen sansür çarkının dönmeye başladığı'' savunuldu.

''Hiçbir hukuk devletinde görülmeyecek bir uygulamayla dizinin yayınlanmasının imkansız hale getirildiği'' ileri sürülen açıklamada, şunlar kaydedildi:

''Ya Kurtlar Vadisi yayından kalkacak, ya da kanalın yayın izni iptal edilecekti. Yapımcı olarak bizim yaptığımız 30 milyon vatandaşın takdirini kazanan sanal bir gerçekliktir. Ama bu kitlenin beğenisini hiçe sayan sansürcü zihniyetin yaptığı somut bir gerçekliktir. Zira, dizinin henüz sadece bir bölümü yayınlanmış ve bu bölümde herhangi bir sakınca görülmemiş olduğu halde sonraki bölümler, ısmarlama bir takım kaygı ve tahminlerden hareketle ağır şekilde suçlanmıştır.

Oysa Kurtlar Vadisi, daha birinci bölümün ilk sahneleriyle birlikte bu ülkede her şeye rağmen herkesin kardeş olduğu bilincini pekiştirmek için en etkili örneği vermiştir. Dizinin en güçlü mesajlarla vurguladığı Kürt ve Türk'ün kardeşliğinden rahatsız olanlar Kurtlar Vadisi'ni suçlamış, yayın engellenmiştir.

Kurtlar Vadisi, yaklaşık çeyrek yüzyıl boyunca bu ülkenin 40 bin insanına kıyan senaryoyu yazdıran ellerin parmak izlerini sanal laboratuvarda teşhis edeceği için mi linç uygulamasına hedef olmuştur? Kurtlar Vadisi, kanlı sürecin yol açtığı dolaylı-dolaysız 300 milyar dolarlık kaybın hesabını sorgulayacağı için mi sakıncalı bulunmuş ve susturulmak istenmiştir?''

Açıklamada, Pana Film'in, bu konuda ve her konuda sözünü bir şekilde söyleyeceği, televizyonda olmazsa sinemada, dijital platformlarda veya internet aracılığıyla izleyenleriyle buluşacağı ifade edildi.

Bu arada, dizinin yayınlanacağı saatte, Show TV'de ''Kan Uykusu'' adlı belgesel film yayına verildi. Belgeselin gösterimi sırasında RTÜK'ün şikayet hattı telefonu da izleyicilere duyuruldu.


http://www.stargazete.com/starextra/index.asp?haberID=46193

 

.

18 Şubat 2007

 

'Abdülhamid dönemi geri geldi'

İSTANBUL, ANKARA Milliyet

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, "Kurtlar Vadisi - Terör" dizisinin Radyo Televizyon Üst Kurulu'na (RTÜK) giden olumsuz eleştiriler sonrasında yayından kaldırılmasıyla ilgili olarak, "Abdülhamid dönemi geri geldi" dedi.
Diziyi hiç izlemediğini belirten Şener, "Türkiye'de basın özgürlüğü bulunduğunu, sansürün basın özgürlüğüyle bağdaşmayan bir kavram olduğunu" belirterek, şunları söyledi: "Zaman zaman televizyonlara, sinemalara bakıyorum. Rambo, Terminatör tipi çok daha ağır şiddet içeren yayınlar, çok serbestçe bir kez değil, hatta onlarca kez tekrar tekrar çeşitli kanallarda gösterilebiliyor. O zaman şu tartışılır, 'Tüm filmleri, dizileri, eşit ve eşzamanlı aynı ilkeye tabi tutacak bir sisteme ihtiyaç var mı?'"
Şener, İstanbul'da bir grup gazeteciye yaptığı açıklamada ise şu ifadeleri kullandı:
"Yazılı basında böyle bir uygulama olsa bunun adı sansür olur. Abdülhamid dönemi geri geldi. Kuralsız yapılan işleri hiçbir zaman doğru bulmadım. Ben kuralsızlığa karşıyım. Kurallar olmalı ve herkese eşit olmalıdır. Şiddet nedeniyle bir diziyi kaldırırken şiddet içeren Rambo gibi dizi ve diğer filmler oynatılırsa çelişki olmaz mı? Kurallar herkese eşit olmalıdır."

 

http://www.milliyet.com.tr/2007/02/18/guncel/gun01.html

 

 

Müslüm ABACI-Ali Ekber ERTÜRK

06.03.2007

 

Radyo Televizyon Üst Kurul'u (RTÜK), çok tartışılacak bir uygulamaya imza attı. RTÜK, 'hurafe içeriyor ve çocuklara kötü örnek oluyor' gerekçesiyle şikayet edilen Samanyolu TV'deki 'Sırlar Dünyası' programı ile ilgili işlem yapmak için Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan fetva istedi.

İNTİHAR VAK'ASI

Şanlıurfa'da ilköğretim 4'üncü sınıf öğrencisi 12 yaşındaki Hatice Demir, bu programdaki intihar sahnesini görüp etkilenerek hayatına son vermişti. Gelen şikayetlerin yoğunluğu üzerine inceleme başlatan RTÜK Yönetimi, kendi kanunlarına göre değil, Diyanet'ten gelecek fetvaya göre hareket etme yolunu seçti. RTÜK'ün bu amaçla geçtiğimiz günlerde Diyanet İşleri Başkanlığı makamına resmi yazı gönderdiği öğrenildi. Bu yazıda, 'Samanyolu TV'de yayımlanan bu tür dizilerin İslamiyet'te yeri var mıdır? Bu diziler dine uygun mudur?' sorularının yer aldığı bildirildi.

Şikayet konusu olan programlar için normalde RTÜK Kanunu'na göre hareket etmesi gereken Üst Kurul Yönetimi, 'Sırlar Dünyası' adlı programla ilgili kararını almak için şimdi Diyanet'ten gelecek fetvayı bekliyor. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın henüz bir karara varmadığı, RTÜK'ün talebi doğrultusunda konuyu uzmanlarına incelettiği bildirildi.




Masası çiçeklerle süslendi

'Sırlar Dünyası' programında gördüğü intihar sahnesini canlandırmak isterken ölen Hatice Demir'in (12) sınıf arkadaşları, masasını çiçeklerle süsledi. Mimar Sinan İlköğretim Okulu 4-B sınıfı öğrencileri, arkadaşlarının ölümünden duydukları üzüntüyü, tahtaya 'Seni Asla Unutmayacağız Hatice' yazarak, dile getirdi. Yıllardır aynı sıraları paylaştıkları Demir'in öldüğüne inanmakta güçlük çeken arkadaşları, derslerinde başarılı bir öğrenci olan Hatice Demir'in ölümüne üzüldüklerini belirttiler.




İslami basının cifte standardı

ŞANLIURFA'da 12 yaşındaki Hatice Demir'in, Samanyolu TV'de yayımlanan 'Sırlar Dünyası' adlı dizide gördüğü intihar sahnesinden etkilenip kendini eşarpla pencereye asarak canına kıydığı haberleri, bir kısım medyada ilgi görmedi. Samanyolu TV ile aynı gruba bağlı olan Zaman gazetesi, habere 5'inci sayfasının eteklerinde yer verirken, intihar için 'bir diziden etkilendi' ifadesini kullandı. Haberi sürmanşetinden veren Yeni Şafak gazetesi, tıpkı Zaman gibi çocuğun etkilendiği filmin adını kullanmadı. Vakit gazetesi ise olayda haber değeri görmedi.

AA'DAN ALINTILADI

Zaman gazetesinin haberi şöyle: 'Bir filmde gördüğü intihar sahnesini canlandırmak için oturma odasının penceresine bağladığı eşarbı boynuna geçiren Demir, hayatını kaybetti. Kardeşi ve kuzeninin ağlaması üzerine eve gelen komşuları polisten yardım istedi. Evde inceleme yapan polis ekipleri, Demir'in cesedini Şanlıurfa Devlet Hastanesi morguna kaldırdı. Olayın ardından korktuğu gözlenen, yakınları ve polis tarafından teselli edilmeye çalışılan Gülbahar Demir'in, ablasının oyun oynarken boğulduğunu söylediği öğrenildi.'

Yeni Şafak ise haberinde programın adını vermedi. Gazetedeki haber şöyle: 'Olayın şokunu üzerinden atamayan olayın tanığı küçük bir kız, 'Kardeşim odada oynuyordu. Gelip bize Hatice ölmüş dedi. Biz de yanına gittiğimiz zaman mosmor olmuştu. Ölüm oyunu oynuyorlardı. Hatice arkadaşlarına, 'şakacıktan ben kendimi asacağım siz de ağlayacaksınız' demiş' dedi. Öte yandan, Hatice Demir'in amcası Cuma D. ise korkunç bir iddia ortaya attı. Cuma D., kız çocuklarının odada televizyonda yayınlanan dizileri izlediğini belirterek, 'dizideki ölüm sahnelerinin oyun olduğunu zannederek kendileri de bunu gerçekleştirmek istemişler' şeklinde konuştu.'




'Hurafe' diye RTÜK'e şikayet edilmişti

ÇOCUKLARI şiddetten korumak amacıyla Meclis bünyesinde kurulan komisyonun başkanlığını yapan AKP İstanbul Milletvekili Halide İncekara, Samanyolu TV'deki 'Sırlar Dünyası' programını, RTÜK Başkanı Zahid Akman'a şikayet etmişti. İncekara, 'Bu dizi, çocuklar üzerinde olumsuz etki bırakıyor. Mantık dışı bir dizi' diyerek tedbir istemişti. RTÜK de dizi hakkında 'hurafe' incelemesi başlatmıştı.




Star hedef saptırdı baba ağız değiştirdi

STAR gazetesi, Hatice Demir'in (12) intiharını, Show TV'de yayımlanan 'Yaralı Yürek' dizisine bağlayarak hedef saptırdı. Oysa intihar günü yayımlanan dizide böyle bir sahne yoktu. Olay sonrası küçük kızın yanında bulunan kardeşi Gülbahar Demir (11), ablasının 'Sırlar Dünyası' isimli diziden etkilendiğini söylemişti.

SIR DOLU ZİYARET

Hatice Demir'in ailesi dün sabah Samanyolu TV ekibinin ziyareti sonrası ağız değiştirdi. Baba İbrahim Halil Demir ile babaanne Adile Demir çocuklarının Show TV'de yayınlanan 'Yaralı Yürek' dizisini seyrettiğini ileri sürdü. Buna karşın Show TV yetkilileri, 3 Mart Cumartesi günü 'Yaralı Yürek' dizisinin 4. bölümünün tekrarının yayınlandığını belirterek, 'Bu bölümde intihar ile ilgili ne bir konuşma ne de bir görüntü yer almaktadır' açıklamasını yaptı.

 

http://www.aksam.com.tr/haberpop.asp?a=69989,4

 

SAMANYOLU'NA DOKUNAMAZLAR

GÜNEŞ

Rıza Zelyut

07 Mart 2007 <%Tarih%>
<%Gün%>

 

***
Haberlere yansıdı: Bir kız çocuğu, ölümden sonra dirileceği fikrine kapılarak kendisini asmış...
Bu fikri çocuğun kafasına sokan da Samanyolu Televizyonu'nda (STV) yayımlanan bir dizi imiş.
Bu kanal RTÜK'e şikayet edilmiş. RTÜK yönetimi de Diyanet İşleri'nden fetva istemiş. Fetvaya göre karar verilecek imiş.


İddia ediyorum. Zahit Akman yönetimindeki RTÜK; Samanyolu TV'ye hiçbir şey yapamaz.
Yapamaz; çünkü STV'nin arkasında Fethullah Gülen bulunuyor.


Fethullah Gülen'in arkasında da Amerika var. Şimdi onu Amerika'da mükellef sofrada ağırlıyorlar.
Fethullah Gülen'in yetiştirip siyasete soktuğu, bakan yaptığı siyasetçiler var.


Bizzat; Zahit Akman, o iklimden geliyor.


Bu yüzden, STV'ye dokunamazlar.


Ayrıca...


STV'de insanların beyinleri sahte din duyguları ile doldurulacak, millet koyunlaştırılacak ki, zamanı geldiğinde oyunu STV'nin işaret ettiği partiye versin.


STV'ye dokunamazlar...


Çünkü; orada Türk milletinin milli kimliğini yücelten programlar yapılmaz... Amerika aleyhinde tek kelime edilmez. ABD'nin imal ettiği Ilımlı İslam, diyologculuk örtüsü altında gerçek İslam'ı iğdiş etmek üzere yayılır.


Bu yüzden Shov TV'deki Kurtlar Vadisi'ni yasaklayan RTÜK, Samanyolu'na laf söyleyemez...
Sorun bakalım: Maliye Bakanımız Kemal Unakıtan oraya maliye müfettişlerini göndermeyi acaba aklının ucuna getirebilir mi?


http://www.gunes.com/2007/03/07/yazarlar/y4.html

 

Kurtlar vadisi terör

Seyfi  Şahin

17.02.2007

 

Kurtlar Vadisi, yarı devlet, yarı milli ve yarı mafya görüntüsü ile bir dönem Türk televizyon dizileri kuşağında reyting rekorları ile milleti televizyonların karşısına bağlamıştı. Bir düşünür, yazar ve siyaset adamı olarak bu dizi hakkında olumsuz yazılar yazdım. İyi ve kötü yönlerini çocuk, toplum ve gençlik psikolojisi üzerindeki yanlış etkilerini belirtmiştik.

ŞİMDİ BAŞKA

Kurtlar vadisi Irak filminin Türk toplumu üzerinde olumlu etkisini ve Türk milletinin askerin başına çuval geçirilmesinin sanal intikamını almak anlamına da geldiğini gördük. Bu film ABD hakkında Türk milletinin hislerine tercüman olmuştur. Türkiye'de ve dünyada da gerekli ilgi, tepki ve etkisini de göstermiştir.

Şimdi görüntüye giren Kurtlar Vadisi Terör'ün başlangıç bölümünü seyrettik. Bundan sonraki bölümlerinin ne olacağı aşağı yukarı belli idi. Yani görünürde Kürt asıllı bir şehit'in annesi kahraman ediliyor. Bölücü terörün kurbanı yapılmış kızı hakkında kanaatlerini belirtiyordu. Dizi, Kürtlerin, Türk milletinin kardeşi olduğu ve birliği, aynı milletin mensubu olmak ve aynı devleti, vatanı paylaşmak noktasında milli birliği sembolize ediyordu. Ama daha başında bölücü terör örgütü'nün yanlışlığı, uluslar arası kirli ilişkileri, Türk milletine ve devletine karşı ihanetleri, Türk askeri ve devlet görevlilerine yaptığı zulümler kısa sürede bir bölüm içinde gayet iyi işlenmişti. Dizinin bu başlangıcı Türk milletinin hislerine ve resmi devlet görüşüne de uygun şekilde düzenlenmişti.

AKP; RTÜK VE BÖLÜCÜLÜK

Fakat ne yazık ki, AKP'nin TBMM de çoğunluğu ile ele geçirdiği kendi ideolojisinin adamı ve AKP yayın organı Kanal 7'nin eski muhabirinin RTÜK'ün başına geçmesinden sonra bir entrika ile Kurtlar vadisi terör vizyondan kaldırıldı. Güya RTÜK'e telefonlar gelmiş, on binlerce şikayet olmuş. Önce bu doğru mu onu araştırmak gerekir. Yahut bir komutla PKK yanlılarının telefonla böyle bir kampanyayı başlatılması da mümkündür. Çünkü bir gece de söylendiğine göre 50 bin telefon alınması alışılmış bir şey değildir. Çünkü Türk milleti böyle durumlarda olumlu veya olumsuz tepki göstermez. Bunun bir tezgah olduğu ortadadır. RTÜK ya oyuna gelmiştir. Ya da bilerek yapmıştır.

Çünkü AKP zihniyeti, Türkiye'nin düşmanlarını ayırt edecek ferasete sahip değildir. Bölücülüğün vahametini kavrayamaz. Hatta bilerek veya bilmeyerek onlara hizmet eder. Mesela Başbakan, Kürt sorunu, demekle, Şemdinli de bölücünün kitapevini ziyaret etmekle, son verdiği beyanda Kuzey Irak bölge yönetimini tanıyacağız demekle, çıkardığı terör yasası, ceza muhakemeleri usulü kanunları ile Türkçe dışında tv yayını yaptırmakla, Kürtçe kursla açtırıp resmi dili sabote etmekle bölücülere cesaret vermiştir.

Askerlik yan gelip yatma yeri demekle güvenlik güçlerinin elini kolunu bağlayıp terörle mücadeleyi sabote etmiştir.

TERÖRE KARŞI YÜKSEK MORAL VE SONUÇ

Kurtlar vadisi terör dizisinin, bölücü terörün ihanetlerini iyice açıklayacağı, Türk milletinin bölücü teröre karşı mücadele azmini artıracağı ve maneviyatını yükselteceğini tahmin ediyorduk.

Maalesef her zaman Türk düşmanlarının yanında görünen, bölücü tehlikeyi iyi kavrayamayan AKP ve onun doğrultusunda hareket eden RTÜK, çok büyük bir hata işlemiş ve serbest düşünceye tahammülü olmadığını göstermiştir.

301'inci maddeyi düşüncenin önünde engel ören AKP zihniyeti, bu diziyi kaldırmakla ne kadar da serbest düşünceye saygısız olduğunu da göstermiştir. Türk milletine zarar vermiştir. Bu tavır Zahit Akman'a bir gazeteci olarak yakışmamıştır.

 

http://www.ortadogugazetesi.net/makale_goster.asp?id=1914&yazid=23

 

.

 

 

 

.