|
Fethullahçıların üniversitelerdeki "hasım"larına
yönelik taktik ve stratejilerini -yaşayarak, bedel ödeyerek öğrenen-
bir akademisyen olarak, devam etmekte olan bir savaşımın
mütevazi tarafıyım. 12 Eylül döneminden itibaren, intihal
(66) dahil, her türlü iftiraya maruz bırakılıp, 3 kez
üniversiteden uzaklaştırılan; toplam 76 ceza ve disiplin
soruşturmasına ve de 100'e yakın idari ve adli davaya
maruz ve muhatap bırakılan, ancak tümünden onanmış
yargı kararlarıyla aklanan bir Cumhuriyet Tarihçisi olarak,
diğer ülke ve devlet düşmanı yasadışı örgütlerin,
tarikatların ve benzeri yapılanmalar yanısıra,
fethullahçılara karşı mücadelemi de kesintisiz sürdürmekteyim.
Yaklaşık 20 yıllık süreçte açılan dava
dosyaları içinde yer alan binlerce belge, hiç şüphesiz, her
fırsatta "din, ahlak, mukaddesat, fazilet, dürüstlük,
namus" gibi kavramların ardına sığınan
fethullahçıların, "hasım"larını
tasfiye doğrultusunda sınırtanımaz etiksizliğinin
göstergeleridir. İşte, sadece birkaç örnek:
Fethullahçı istihbaratçılar tarafından "hasım"
kabul edilen kişi ve kuruluşlar aleyhine yürütülen
dezenformasyon faaliyetlerinden biri de, çarpıtılmış
bilgilere dayalı sahte belgeler üretmektir; teknik deyimle
"fabrikatörlük" yapmaktır. Bu kapsamda, şahsımla
ilgili üretilmiş onlarca sahte belge sözkonusudur ve bu sahte
belgeler, daha çok internet ortamında dağıtılmaktadır.
Bunlar arasında, kayda değer olarak "M.İ.T. mensubu
olduğumu gösterir kimlik fotokopisi", "Gagauz-Hristiyan
olduğuma dair nüfus kütüğü fotokopisi", "yüzkızartıcı
suçlara ilişkin yargı kararları fotokopileri",
"komünist örgüt militanı olduğuma ilişkin
istihbarat raporu fotokopisi", "masonluğuma dair kimlik
fotokopisi" vs. vs. sayılabilir. Sahte belge üretiminde sınırtanımazlığın
ve utanmazlığın en tipik örneğinde şu bilgiler
yer almaktadır:
"AA0012A7A-SİY/04-EYL-0511-2895
TERÖR ÖRGÜTÜ OPERASYONU
BÖLÜCÜ ÖRGÜTÜN SÖZDE SİYASİ KANADININ ANKARA SORUMLUSU
ELE GEÇİRİLDİ
(FOTOĞRAFLI)
ANKARA (AA) - Güvenlik güçlerince Ankara'da yapılan operasyonda
bölücü terör örgütü PKK'nın sözde siyasi kanat ERNK'nın
Ankara sorumlusu Necip Hablemitoğlu ele geçirildi.
Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne bağlı
ekiplerin bir ihbarını değerlendirerek Ankara Gençlik
Caddesi'nde bir hücreevine düzenledikleri operasyonda Hablemitoğlu'nun
yanısıra çok sayıda örgütsel doküman ve kırsal
kesimdeki teröristlere gönderilmek üzere eğitim notları da
ele geçirildi.
Sorgusu halen Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde sürdürülen
Hablemitoğlu'nun bir üniversitede görevli olduğu ve örgütün
kitleselleşmesi için çaba sarfettiğini itiraf ettiği
kaydedildi.
TALİMATLAR BEKAA'DAN
Hablemitoğlu'nun ilk sorgusunda, talimatları bizzat terör örgütü
elebaşı Abdullah Öcalan'dan aldığı, PKK'nın
geniş kitlelere ulaşması için bazı teklifler sunduğunu
itiraf ettiği öğrenildi.
Doğu Perinçek ile Abdullah Öcalan ile ilişkileri de sağladığı
öğrenilen Hablemitoğlu'nun önceki yıllarda da bazı
sol gruplarla birlikte olduğu provakatif faaliyetlerde uzman olduğu
ifade edildi.
(AB-TK-NHK)
04.09.1989 14:59:07 TSİ
NNNN"
Normal posta, faks ve elektronik posta aracılığı ile
dağıtılan ve de halen http://www.gercekergenekon.4t.com
adresinde "servis"e sunulmaya devam eden bu sahte belgeye,
uzun yıllardan sonra ilk kez, Bandırma'da yayınlanan
"Genç BAYRAK" adlı bir gazetenin 25 Mayıs 2002
tarihli nüshasında "Necip Hablemitoğlu eşittir
PKK" başlığı altında yer verilmiştir.
Bandırma'daki MHP eski ilçe başkanı tarafından yayınlanan
gazetedeki haberde, sahte belgeye ek olarak -imla bozuklukları
dahil aynen- şu iddia, iftira, hakaret ve isnatlarda bulunulmuştur:
"Kısa bir süre önce, yerel bir gazete, Bandırma'da bir
öğretim görevlisini konuk edip Belediye düğün salonunda
konferans verdirdi. Şahsın adı Necip Hablemitoğlu.
Elbette Bandırma'nın iyi niyetli ve onurlu insanları bu
konferansı tüm samimiyetlikleri ile gidip dinlediler. Necip
Hablemitoğlu anlattı. Bandırmalılar dinledi. Ancak
meslekten mi bilinmez bizde bir araştırma hastalığı
vardır. Biri Bandırma'ya geliyor ve onlarca kişiye gözlerinin
içine baka baka birşeyler anlatıyor ve gidiyor, elbette
sormak gerek kim bu Necip Hablemitoğlu diye. Sordukta.
Necip Hablemitoğlu hakkında araştırma yaptığımızda
ne o yapılanın konferans olduğunu nede insanları
bilgilendirmeyi hedeflediğine inanmadık, inanmayacağızda.
Çünkü geçmiş dönemlere ait olan tüm dökümanlarda Necip
Hablemitoğlu eşittir PKK. Evet gerçek bir söylem ve asla
iddia değil, gerçek. Çünkü elimizde saatine kadar verebileceğimiz
bilgilere göre Necip Hablemitoğlu'da geçmişte PKK'ya hizmet
ettiğini ve Abdullah Öcalan ile birebir görüşerek talimat
aldığını itiraf etmiş. Aynı Necip
Hablemitoğlu yani PKK örgütü yardımcısı ve yatakçısı
Necip Hablemitoğlu, 2002 yılında Bandırma'da
Belediye'ye ait bir salonda konferans veriyor ve bir gazetenin işbirliği
ile. Biz size 04.09.1989 tarihinde saat 14:59'da tüm haber ajanslarını
alt üst eden ve tüm adli makamları harekete geçiren resmi yazıları
eksiksiz, kesintisiz, cesurca ve Kamuoyuna hitaben yayınlıyoruz.
...
Yazıyı okuduktan sonra konu kamuoyuna kalıyor. Bandırma'ya
gelerek onlarca onurlu Türk insanına konferans veren bir kişinin
PKK Örgütüne yataklık etmesi ve bu konferansın alenen yapılması
doğru mu? İşte bu soruya da kamuoyuna gerçekleri ile
birlikte ekte sunuyoruz".
Gazete, 28 Mayıs 2002 tarihli nüshasında, manşetten
verdiği "Hablemitoğlu Gazetemize Dava Açıyor(muş)!"
başlıklı haberde, yukarıdaki haber metnini aynen bir
kere daha yayınladıktan sonra, şöyle denilmiştir:
"Haberimiz üzerine 18 Mayıs'ta Hablemitoğlu'nu şehrimize
getirerek konferans organizesini üstlenen bir yerel gazete, Necip
Hablemitoğlu'nun gazetemize dava açtığını açıklamış.
Kendisinden yurtsever ve değerli bilim adamı olarak bahsedilen
bu şahsın PKK ile ne ölçüde işbirliği içerisinde
olduğunu umarız kamuoyuna açıklayacak ve nihai kararı
halkımız verecektir. Bekliyoruz HABLEMİTOĞLU...1
Konunun takibindeyiz. Hablemitoğlu davası ile ilgili bilgileri
önümüzdeki sayılarımızda size aktaracağız".
Konferansın Bandırma Ticaret Odası Konferans Salonunda
yapıldığını saptayamayan, "Belediye Düğün
Salonu" diyerek okuyucularına usulen adres gösteren bu titiz
(!) gazetenin haberi sonrasında, sahte belgenin kaynağı
olarak gösterilen ANADOLU AJANSI adına bir açıklama yazısı
gönderilmiştir. Genel Müdür adına Genel Müdür Yardımcısı
İsmail Bezgin imzası ile gönderilen 26.6.2002 tarih ve
B.02.1.AA.12/102-2171 sayılı yazıda aynen şöyle
denilmiştir:
"İlgi yazınıza konu haber bültenlerimizde yer almamıştır.
Ayrıca, yazınız ekinde göndermiş olduğunuz
haber metni fotokopisi bizim formatımıza uygun değildir.
Bu metnin düzmece yazılmış olduğunu düşünmekteyiz.
Bilgilerinizi rica ederiz. Saygılarımızla".
Elbette ki, bu sahte belge çerçevesinde gelişen haksız isnat
ve iftiralara karşı sözkonusu gazete aleyhine açılabilecek
tüm davalar açılacaktır. Ancak önemli olan gerçek şu:
Yurdun farklı köşelerindeki benzer yayınlar nasıl
saptanacak ve dava açılacak?!. Baba tarafından Kırım
Türkü, anne tarafından Rumeli Türkü olan şahsımı,
tüm mücadele ve eserlerime rağmen, etnik bölücü, elikanlı
terör örgütü destekçisi-yatakçısı, dolayısıyla
AB işbirlikçisi PKK'lı, ERNK yetkilisi gibi gösterme
faaliyetlerinin "ülkücülük", "müslümanlık",
"mukaddesatçılık" gibi kılıflar ardından
yapılması, konunun takiyye yönünü ve mesajın hedefini
ortaya çıkarmaktadır.
Kaldı ki, bu ve benzeri iftira ve kumpasların 1980'den bu yana
sonu gelmemektedir. Hatta, şahsımla ilgili iftira ve isnatlara
yer veren Zaman gazetesi aleyhine açtığım ve tümünü
kazanarak haksız isnat sahiplerini mahkûm ettirdiğim davaların
birinde, gazete avukatı, Ankara Asliye 25. Hukuk Mahkemesi'ne
benzeri sahte belgelerden birini sunma cüretini göstermiştir.
2000 Yılında görülen bu davaya, Zaman gazetesi, Ankara
Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü'ne
ait 15 Ekim 1986 tarih ve C-2537 sayılı belgeyi (!) iddia ve
isnatlarına dayanak olarak göstermiştir. 14 Yıl öncesinin
tarihini taşıyan ve İstihbarat Şubesi'ne ait olması
dolayısıyla "gizli" olması gereken bir
belgenin, nasıl olup da Fethullah Gülen Cemaatine yakınlığı
tüm istihbarat raporlarında belirtilen bir gazetenin eline geçtiği
sorusu, henüz yanıt bulamamıştır. Bu belgenin
sahteliği, Ankara Emniyet Müdürlüğü'nce mahkemeye sunulan
yazıda belirtilmiştir. Ortaya çıkan sonuç şu ki,
fethullahçı istihbarat örgütünde, gerektiğinde kullanılmak
üzere saklanılan, ileride kullanılmak üzere hazırlandığı
anlaşılan "tedbire yönelik" resmi belgelerle, sahte
belgeleri içeren bir arşiv bulunmaktadır. Anlaşılan,
"Zaman" gazetesi de bu arşivden yararlanabilmektedir.
İşte, "Zaman" gazetesinin mahkemeye sunduğu
istihbarat belgesinin son paragrafında şu hükme varılmaktadır:
"Sözkonusu Enstitü'de, çeşitli devlet dairelerinden,
Emniyet teşkilâtından ve Türk Silahlı Kuvvetlerinden
subayların da öğrenim gördüğü, bu nedenle laiklik ve
Atatürk aleyhtarlığı yapıldığı
iddialarının asılsız olduğu, istihbar edilmiş
olup; ayrıca bahse konu olayın D.G.M. Savcılığına
intikal ettiği ve soruşturma yapıldığı öğrenilmiştir"
Oysa, dönemin Emniyet Genel Müdürü'nün Özel Kalem Müdürü başta
olmak üzere, çok sayıda üst düzey emniyet mensubunun yanısıra,
50'ye yakın emekli ya da muvazzaf Türk Silahlı Kuvvetleri
mensubunun da Enstitü'de öğrenim sürdürdüğü, Hürriyet,
Milliyet, Günaydın, Sabah, Cumhuriyet gibi gazetelerde yayınlanan
çarşaf listeler çerçevesinde kamuoyuna malolmuş olup,
sadece İstihbarat Şube Müdürlüğü'nün bilgisinin
olmadığı anlaşılmaktadır. Bu sonuç,
bizatihi İstihbarat Şubesi'ne yapılmış bir
hakarettir. Nitekim, dönemin Ankara Emniyet Müdürü Kemal İskender,
anılan Mahkeme Başkanlığı'na gönderdiği
29.5.2000 tarih ve
B.05.1.EGM.4.06.00.06-06.5.800.1200-(6068-2000)-072065 sayılı
yazıda şu bilgileri vermektedir:
"... Kayıtlarımızın tetkikinde ve yapılan
arşiv araştırmasında 15.10.1986 gün ve C-2537 sayılı
evrak bulunamamıştır. Bahsekonu evrakın numarası
itibariyle yazışma ve arşiv kodlama sistemimize uygun
olmadığından muhtemelen böyle bir raporun mevcut olmadığı
veya tarih itibariyle on yılı geçtiğinden imha edilmiş
olabileceği değerlendirilmektedir.
Ayrıca İstihbarat Şube Müdürlüğü'nün görev
alanına giren faaliyetlerle ilgili yapılan yazışmalarda
yeralan bilgiler; dokümanter olmayıp istihbari niteliktedir.
Herhangi bir adli veya idari tahkikatta delil olarak kullanılamayacağı
gibi genel güvenlik ve İKK tedbirleri açısından evrakın
aslı veya fotokopisi yazışmaya muhatap olan ilgili birim
tarafından başka birimlere gönderilemez ve başka amaçlarla
kullanılamaz ibareli bir uygulama bulunmaktadır. Bilgilerinize
arzederim".
Zaman gazetesi, anılan mahkeme tarafından mahkûm edilmiştir.
İstihbaratçı fethullahçıların, tüm bu sahte
belgelere dayalı dezenformasyon faaliyetlerine ve tasfiye yöntemlerine
muhatap olan Atatürkçü bir akademisyen olarak, emin olduğum gerçek
şu ki, Türkiye'nin en az PKK kadar, belki ondan da fazla tehlikeli
ihanet odağı olan fethullahçıların devlet içindeki,
öncelikli olarak da istihbarat birimlerindeki kökü kazınmadıkça;
dış destekleri kesilip elebaşları İmralı'ya
doldurulmadıkça, bu dış destekli, olağanüstü güce
sahip organize suç örgütüyle bireysel kavgalar da -eşit olmayan
koşullarda- sürüp gidecektir (67).
|