|
Kendilerini "Sivil Toplum Cemaati" olarak nitelendiren ve
özde Cumhuriyete ve ülke bütünlüğüne karşı tüm
kuruluşlarla işbirliği ve dayanışma gerçekleştiren
Fethullahçıların, buna karşılık, "hasım"
olarak nitelendirdikleri demokratik kitle örgütlerine karşı
yürüttükleri "caydırma" ve "imha"
politikalarının çok iyi bilinmesi gerekmektedir. Fethullahçıların,
kendilerine karşı ulusalcı-laik kuruluşlarla mücadele
konsepti, birbirine bağlı birdizi operasyonu içermektedir:
1. Hasım olarak nitelendirilen kuruluşun, kontrol ya da güdümlerindeki
"devlet gücü" ile tanıştırılmasının
(!) ilk aşamasında, isimsiz ya da sahte isimli mektup gönderme
yöntemine başvurulmaktadır. Bu aşamada, hasım
kuruluşun yasadışılığına ilişkin,
dezenformasyon kapsamında hazırlanmış çarpıtılmış
bilgileri içeren ihbar mektupları, Cumhurbaşkanlığı,
Başbakanlık, T.B.M.M. Başkanlığı ve ilgili
istihbarat kuruluşlarına gönderilmektedir.
2. Sistemin işleyişi içinde, yukarıdaki kurumlar, bu
ihbar mektuplarının altındaki imzaların gerçek olup
olmadığını incelemeksizin, ilgili kurumlara havale
etmektedirler.
3. Bir diğer aşamada, T.B.M.M. üyelerinden birine, ilgili
Bakanlığın yanıtlaması için aynı çarpıtılmış
bilgi ve iddiaları içeren bir soru önergesi verdirilmektedir.
4. Diyelim ki, soru önergesini yanıtlayacak olan İçişleri
Bakanı olsun. Bu taktirde, yanıtların yazılması
aşamasında, Emniyet Genel Müdürlüğü ve M.İ.T.
devreye girmektedir. İşte bu aşamada, Fethullahçı
istihbaratçıların aktif katılımının sözkonusu
olduğu önesürülmektedir. Böylece, çarpıtılmış
bilgiler ve iddialar, "yasal-resmi" bir temele oturtulmuş
olmaktadır. Tabii bu arada ihbar mektubunun altındaki imzanın
gerçek olup olmadığı hususu, "Dilekçe Hakkının
Kullanılmasına Dair Kanun"un bağlayıcı hükümlerine
rağmen gözardı ettirilmektedir (82).
5. Sonraki aşamada, sistemin işleyişi içinde, rutin
prosedüre göre Cumhuriyet Savcıları devreye girmektedir.
Şayet hasım kuruluş bir dernekse, yoğun-bunaltıcı
kontroller, ani baskınlar, binada yasadışı suç
unsurlarının bulunması, bunların basına sızdırılması
ve kapatılması için dosyanın yargıya intikali gerçekleştirilmektedir.
Şayet hasım kuruluş bir vakıfsa, yukarıdaki tüm
işlemlere ek olarak, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün ve
de Maliye Bakanlığı'nın kapatmaya kadar giden yoğun-bunaltıcı
denetimleri sözkonusu olmaktadır.
Fethullahçı istihbaratçıların, hasım olarak
nitelendirdikleri sivil toplum örgütlerine yönelik operasyonlardan aşağıya
alınan iki örnek bile, başlıbaşına devletin kuşatılmışlığı
hakkında bir fikir vermeye yeterlidir:
|