|
Fethullahçı istihbarat örgütünün yürüttüğü
operasyonların analizi yapıldığında,
profesyonel bir teknik desteğe sahip oldukları anlaşılmaktadır.
Örneğin, medyadaki kadroları, gizli çekim, gizli kayıt,
ses ve görüntü montajı, grafik, fabrikasyon-asparagas haber yazımı
ve dağıtımı gibi konularda, örgüte lojistik destek
sağlamaktadırlar. Aynı şekilde, yurtiçi ya da yurtdışı
eğitimi almış bilgisayar mühendisleri ile profesyonel düzeyde
bilgisayar konusunda bilgi ve deneyime uzmanlar, "hacker",
"moderatör" ya da "webmaster" olarak görev üstlenmektedirler.
Özel şifrelerin kırılması yoluyla hasımların
bilgisayarlarındaki tüm bilgi ve belgelerin kopyalanması, özel
tanıtım amaçlı ya da provokatif amaçlı site
kurulumu, özel yazışmaların elde edilmesi ve sürekli
denetimi gibi servis hizmetleri, sözkonusu mürit bilgisayarcılar
tarafından gerçekleştirilmektedir.
Fethullahçıların tanıtım ve propaganda amaçlı
kullandıkları sitelerden neredeyse tamamı, yurtdışındaki
adreslerden yayınlarını sürdürmektedir (68). Fethullahçı
istihbaratçılar, "hasım" kabul ettikleri kişiler
aleyhine doğrudan yayın sürdüren siteler açmak yerine, bu işi
kamufle edilmiş siteler üzerinden yürütmeyi yeğlemektedirler
(69). Bu arada kendilerine muhalif (!) siteleri de, yine kendileri oluşturmaktadırlar
(70). Fethullahçı istihbaratçıların, "hasım"larına
karşı kullandığı en etkin internet sitesi,
C.I.A.'in teknik, propaganda ve benzeri lojistik desteği ile yayınını
sürdüren ve bu sayede internet dünyasında "en çok ziyaret
edilen" siteler arasında gösterilen Mehmet Eymür'ün
sitesidir (http://www.atin.org). Yakın bir süre öncesine kadar Türkiye'nin
en önemli istihbarat kuruluşu olan M.İ.T.'nın kilit
isimlerinden biri olup, bu ahlâk (!), işbirlikçilik, müfterilik,
ketumiyetsizlik gibi belirgin özellikleriyle bunca yıl nasıl
devletimizin güvenliğinde söz sahibi makamlarda tutulduğunu
şaşkınlıkla değerlendirdiğimiz Mehmet Eymür,
C.I.A.'nın yanısıra, yine aynı bağlantılı
fethullahçı istihbaratçıların da sözcülük ve tetikçiliğini
yürütmektedir (71). Eymür, bu cümleden, şahsımla ilgili
dezenformasyon esaslı iftira ve isnatları da, pekçok
fethullahçı internet sitesinden önce yayınlamıştır
(72).
Fethullahçı istihbaratçıların "hasım"
kategorisinde değerlendirdiği Türk Silahlı Kuvvetleri
de, karşı propaganda faaliyetlerinden nasibini almaktadır.
Örneğin, kamuoyu anketlerine göre "en güvenilir" kamu
kurum ve kuruluşları içinde başta gelen Türk Silahlı
Kuvvetleri'nin bu imajını gölgelemek, kamuoyu nezdinde itibar
kaybı sağlamak, bir başka ifadeyle zan ve töhmet altında
bırakmak amacıyla kurulan sitenin adresi şudur:
"http://www.yolsuzluk.com". Giriş sayfasında yer
alan Türk Bayrağı ve Genel Kurmay Başkanı Orgeneral
Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun fotoğrafı, ilk bakışta
"yurtsever", "Kemalist" bir site görünümü
vermektedir. Sitenin linkler bölümünde ise, -onlarca güvenlik görevlimizin
ve vatandaşımızın ölümünden sorumlu yasadışı
"Kurtuluş" örgütünün dışında-"Kemalist
Siteler Birliği", "Aydınlanma 1923",
"Hablemitoglu", "Fethullah Gülen Gerçekleri" gibi
Kemalist ve anti-şeriatçı sitelerin bağlantıları
dikkate alındığında, bu sitenin ülkemizdeki
yolsuzluklarla mücadeleyi görev edinmiş kişilerce yönetildiği
kanısı uyanmaktadır. Sitede yer alan yazılara biraz
dikkatle bakıldığında, hazırlayanların
profesyonel istihbaratçılardan oluştuğu anlaşılmaktadır:
İsimler ve adresler doğru, buna karşılık
olaylar, belgeler, iddia ve isnatların tamamı ise sahte!.. Bu
sitede, dezenformasyon kapsamında hazırlanmış
"fabrikasyon" bilgi ve belgelerle, Türk Silahlı
Kuvvetleri'nin kamuoyu nezdinde güvenilirliğinin yokedilmesinin
yanısıra, özellikle fethullahçılar başta olmak üzere,
tüm şeriatçı yapılanmalara karşı net tavırları
ile ön plana çıkmış, "hasım" olarak değerlendirilen
üst rütbelerdeki Türk Subaylarının, özellikle karalamaya
dahil edilerek yıpratılması amaçlanmaktadır. Bu
arada, silah ve malzeme ihalelerinde, A.B.D. silah firmalarından doğrudan
alım yerine, alternatif ülkelerin tekliflerini değerlendiren
Türk Subayları da, nedense bu sitenin hedefleri arasında yer
almaktadırlar.
Fethullahçı istihbaratçılar olgusunu bilmeyen, yaygın
deyimle "sağ gösterilerek sol vurulması" biçiminde
bir amacın farkına varmayan, psikolojik harekât kavramından
habersiz nice insanımız, bu sitenin tuzağına düşmektedir.
Nasıl mı? İşte, tipik bir örnek: Türkiye'nin 500'ü
aşkın merkezinde örgütlenmiş olan ve yöneticilerin
yurtseverliğinden asla kuşku duyulmayan Atatürkçü Düşünce
Derneği Genel Merkezi de bu oyuna düşenler arasındadır.
A.D.D. Genel Merkezi'nce 26 Ağustos 2001 tarihinde ilgili tüm
adreslere gönderilen "Atatürkçü Düşünce Yolunda
Toplumsal Dayanışma Kampanyası" başlıklı
çağrı metninde şöyle denilmektedir:
"Bu kampanya, Türkiye'nin sorunlarını Atatürkçülük yönünden
ele alarak, O'nun düşünce kalıtını korumak, milli
birlik ve beraberliği kuvvetlendirmek, ATATÜRK'ün devrim ve
ilkelerinin toplumsal sorunlarımızın çözümlenmesinde
ışık tutucu niteliğini ve yaratıcı güce
sahip olduğunu anlatmak, ülkemizin içine düştüğü
durumu değerlendirmek, gereken çözümleri üretmeyi
hedeflemektedir. Kampanyaya katılmanızı bekliyoruz. Teşekkür
ederiz. Atatürkçü Düşünce Derneği.
Destekleyenler:
http://www.add.org.tr Atatürkçü Düşünce Derneği sitesi
http://www.yolsuzluk.org Çeyrek asrın flaş yolsuzlukları
http://www.yolsuzluk.com Türkiye'nin yolsuzluk haritası
http://www.temizeller.com Temiz toplum, temiz siyaset".
Atatürkçü Düşünce Derneği'nin sergilediği iyiniyetli
aymazlık, ayrıca yoruma muhtaç değildir. Buna karşılık,
eşimle birlikte ortak sorumluluğumuz altındaki
"Hablemitoğlu" sitesi (73) dahil, tüm Kemalist siteler
adına "Kemalist Siteler Birliği", kamuoyuna hitaben
yayınladığı bir duyuru ile, izinsiz bağlantı
veren sözkonusu "yolsuzluk.com" sitesini protesto etmiştir:
"Kamuoyuna Önemli Duyuru! 05.06.2001
Son zamanlarda yolsuzlukla mücadele amaçlı yayın yaptığını
öne süren bir web sitesi, iznimiz alınmadan Kemalist Siteler
Birliği Üyesi olduğunu iddia etmekte ve KSB üyesi sitelere
izinsiz olarak link vermektedir. Bu siteyi hazırlayanlar ve sitenin
içeriği ile ilgili hiçbir ilgimizin olmadığını
duyururuz. Özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik ağır
ithamların yayınlandığı bu siteyi hazırlayanların
kimliği meçhuldür. Bu tür ithamların muhatabının
Türk Mahkemeleri olduğunu hatırlatır, Kemalist Siteler
Birliği olarak Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratmaya yönelik
bu tür girişimleri onaylamadığımızı önemle
vurgularız. Sitenin reklamını yapmamak amacıyla, web
adresini yayınlamıyoruz. Kemalist Siteler Birliği Üyeleri,
sitemizin "Üyelerimiz" bölümünde logoları ile
birlikte sergilenmektedir. Kamuoyuna önemle duyurulur" (74).
Sözkonusu site, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni karalamaya çalıştığı
kadar, K.S.B.'nin duyurusunda ifade ettiği gibi kafalarda "çelişki"
yaratmaya da çalışmaktadır: Bir kere bu site,
A.B.D.'nden (PO Box 444 La Jolla , California) yönetilmektedir. Sorumlu
kişi olarak görünen Yeşim Çillioğlu, muhtemelen gösterdiği
posta kutusu adresi gibi gerçek değildir. Şekilsel olarak hem
Türk Bayrağı ve hem de temiz Türkiye duyarlılığı
sergilerken, özde sadece Türk Silahlı Kuvvetler düşmanlığı
yapmaktadır. Eli kanlı bir terör örgütünün logosu ile
fethullah karşıtı yazıların yer aldığı
Kemalist sitelerin logolarını yanyana koymak suretiyle,
Kemalist siteleri zan altında bırakmayı hedeflemektedir.
Nasıl mı, sorusunun yanıtını, fethullahçı
istihbaratçıların en önemli işbirlikçisi ve tetikçisi
Mehmet Eymür, kendi sitesinde, amaçlanan doğrultuda zihinleri
bulandırarak vermektedir:
"Doğrusunu söylemek gerekirse biz, bu sitenin ilk başta
askerle ilintili bir site olabileceğini düşünmüştük.
Neden öyle düşündüğümüze gelince KSB yani 'Kemalist
Siteler Birliği' üyesi gözüküyordu. Herhalde 'yolsuzlukla mücadele'
kapsamında kurulmuş bir site diye düşündük.
Küçük bir teferruatı atlamışız. Sitenin 'Linkler'
bölümüne bakarsanız, KSB üyesi sitelerin hepsinde rastlayacağınız
'Aydınlanma 1923', 'Yeni Hayat Dergisi', 'Hablemitoğlu',
'Fethullah Gülen Gerçekleri' gibi müşterek linklerin haricinde sıradışı
bir bağlantı görürsünüz: Kurtuluş Cephesi.
Biz yolsuzluğun Türkiye'nin en başta gelen çok önemli
sorunlarından biri olduğu bilincindeyiz. Ancak neyi
kurtaracaklarsa, yıllardan beri terörcülük oynayarak, bir türlü
kurtaramayan 'Kurtuluş'çuların, yolsuzluk ve anarşi düzeninin
bir parçası olduğu kanaatini de taşıyoruz.
... Bize göre kökü dışarıda olan, kime hizmet ettiği
belli olmayan, silahlı eylem ve sinsice adam öldürmekten başka
marifetleri bulunmayan, yöneticileri keyfince yaşarken kandırdıkları
zavallı militanları köle gibi kullanan, onları intihar
eylemlerine, ölüm oruçlarına sevk ederek ölümlerini zafer işaretleri
ile kutlayan, fikir ve çağdaş doktrinler üretmek yerine, çağın
dışında kalmış ideolojilere tutsak olmuş,
bu bağnaz, teröör hastası örgütlerin Türkiye'ye zarardan
başka verebilecekleri bir şey yok. Onun için bu siteyi de,
yapıcı, yolsuzluklarla mücadele eden samimi bir yayın
olarak kabul etmek mümkün değil.
... Yeşil.org isimli sitenin Doğu Perinçek ve Aydınlık'ın
yeni gizli yayını olduğunu yazmıştık....
Yeşil.org'da dikkatimizi çeken bilgiler var. Mesela 'Terör'
sayfasına bakarsanız buradaki bilgilerin ancak devletin resmi
bir organında bulunan kapsamlı bilgiler olduğunu görürsünüz.
... Diğer bir sayfaya bakalım. Fethullah Gülen ile ilgili
iddianame. Burada da sayfanın altındaki referanslar arasında
KSB yani 'Kemalist Siteler Birliği' üyelerinin hemen hepsinde
bulunan 'Hablemitoğlu' ve 'Nursuzlar' gibi bağlantıların
verildiğini görürsünüz.
Aydınlanma 1923, Yeni Hayat, Nursuzlar, Hablemitoğlu, Otopsi,
Fethullah Gülen Gerçekleri, Talkan, Reformist, Kemalist, Cengiz Özakıncı,
Sarısakal gibi 'Kemalist Siteler Birliği' üyesi web
sitelerine bir göz gezdirirseniz, bunların adeta bir kaynaktan
beslendiğini, işledikleri konuların aşağı
yukarı aynı olduğunu, sivil siteler olduğu halde
'Kara Harp Okulu', 'Kuleli Mezunları' gibi askeri bağlantıların
sayfalarında olduğunu görürsünüz.
Genelde bu sitelerde yazan yazarlar da aşağı yukarı
aynıdır. Doğu Perinçek, Hasan Yalçın, Faik Bulut,
Necip Hablemitoğlu ve diğerleri gibi" (75).
Sığındığı yeni vatanının
istihbarat servislerinin lojistik desteği ile, eski vatanını
pazarlayan bir istihbaratçı eskisi kaçkın, K.S.B. üyesi
sitelerin "beslenme" kaynağı olarak, Türk Silahlı
Kuvvetleri'ni ima etmektedir. Eymür'ün yasadışı terör
örgütü "Kurtuluş"la ilgili yazdıklarına
itiraz, elbette ki olanaksızdır. Ancak, Eymür'ün amacı,
fethullah karşıtı Kemalist siteleri, "Kurtuluş"
örgütü ile özdeşleştirerek zihinleri bulandırmak; zan
altına sokmaktır. KSB üyesi siteler içinde Doğu Perinçek,
Hasan Yalçın, Faik Bulut gibi yazarların yer almadığını,
herkes gibi Eymür de çok iyi bilmektedir.
Fethullahçı Özel İstihbarat Örgütü, Mehmet Eymür'ü,
"hasım"ları için açılacak kampanyaların
tetikleyicisi olarak kullanmaktadır. Eymür'ün atin.org sitesinde
ilgili bir haberin yeralmasından sonra, suya atılan bir taşın
neden olduğu halkalar gibi, aynı konuda binlerce-onbinlerce
yazışma gerçekleştirilmekte; dezenformasyon kapsamındaki
belgenin ya da bilginin kaynağı olarak Eymür gösterilmektedir.
Mehmet Eymür'ün yukarıda yazdıkları, internet ortamında
faaliyet gösteren binlerce haberleşme grubunda ve de sitede,
kaynak gösterilerek ya da olduğu gibi yönlendirilerek yayınlanmıştır.
Örneğin, daha çok Türkiye karşıtı sözde
sosyalistlerin, yehova şahitlerinin, 2. cumhuriyetçilerin görüşlerine
yer veren "savaşkarşıtları.org" sitesi,
Eymür'ün yazdıklarına hiçbir yorum getirmeden aynen alıntı
yapmıştır (76). Bu defa, millliyetçi-muhafazakâr
grupları yönlendirmek isteyen ve Alper Türkkan adını
kullanan bir fethullahçı, 23.8.2001 tarihinde, Milliyetçiler@yahoogroups.com,
grup-turk@yahoogroups.com , turkculer@yahoogroups.com,
Ulkucu-Hareket@yahoogroups.com, Turkmilliyetcileri@yahoogroups.com
adreslerindeki tartışma gruplarına konuyu taşımıştır.
Bir anda binlerce adrese ulaşan bu mesaj, fethullahçı
istihbaratçıların taktiklerini sergilemesi açısından
tipik bir örnektir:
"www.yolsuzluk.com adresinin linkleri arasında yer alan
sitelere bakınca, ilginç ittifaklar ve müttefikler olduğunu
göreceksiniz. Tohuma kaçmış dinozor cinsinden kemalist
siteler bir şey diyeceğimiz yok. Ama linkler kısmının
ilk başında http://www.kurtuluscephesi.com isimli terör örgütünün
sitesi yer alıyor. Terör örgütünün sitesinde ise Lenin, Troçki
vs. gibi komünist liderlerin hayat ve görüşlerine link
veriliyor. Durun daha bitmedi. Aynı sitede tanıdık bazı
'simalar' da yer alıyor.
Çok büyük Türkçü Hanefi Altaş'ın Yeni Hayat Dergisi ile
yine Altaş'ın çok değerli silah arkadaşı Necip
Hablemitoğlu'nun sitesi de yer alıyor. Peki bir terör örgütünün
sitesi ile Altaş ve Hablemitoğlu'nun sitesini hangi ortak değerler
bir araya getiriyor dersiniz? Şimdi soruyoruz: Kurtuluş
Cephesi ile Hanefi Altaş ve Necip Hablemitoğlu'nun ortak değerleri
nelerdir?
Ya da Kurtuluş Cephesi isimli terör örgütü Hanefi Altaş'ın
üzerinde çok durduğu 'Ulusal Güvenlik'in neresinde, ne kadar yer
alıyor?Acaba bizim bilmediğimiz hizmetleri mi vardır bu
terör örgütünün Ulusal Güvenliğe? Lenin ve Troçki hangi söylemleri
veya katliamları Türkçü yapmıştır? Lenin ve Troçki'nin
Türkçülüğe ne gibi hizmetleri olmuştur? Yoksa bu iki
muhterem zatın sitelerine link verenler Fethullahçı mıdır?
Yani kendilerine yönelik bir provokasyon mu sözkonusudur?Bütün
bunlar bir yana son dönemde özellikle internet ortamında başka
maskeli kişiler aramıza Türkçü, milliyetçi kılıklarla
giriyorlar. Sanırım aynı sitelerin bir terör örgütü
ile aynı sayfada yer alması, özellikle bazı arkadaşlarımızın
gerçekleri farketmelerine neden olur" (77).
Fethullahçı istihbaratçıların, bugüne kadar hazırlamış
oldukları en etkili ve de sonuç getiren dezenformasyon
belgelerinin bir başka muhatabı, Mikdat Alpay'dır. Laik
kimliği ile bilinen ve de sırf bu nedenle başta şeriatçılar
olmak üzere, tüm şeriatçı grupların nefret ve korkuyla
andıkları Mikdat Alpay'ın, M.İ.T. Müsteşarlığı
görevine atanmaması için, planlı istihbarat faaliyetleri yürütülmüştür.
İşte bu kapsamda, tüm ilgililere gönderilen ve de internet
ortamında faaliyet gösteren fethullahçı-şeriatçı
sitelerde teşhir edilen mektupta, tamamı gerçekdışı-iftira
niteliğinde şu isnat ve iddialara yer verilmiştir:
"Bilgi Notu:
Ülke yönetiminde istihbarat, yöneticilerinin hem gözü hem kulağı
hem de eli durumundadır. Ancak objektif bir haber değerlendirmeleri
ile devlet organları sağlıklı çalışır
ve somut sonuçlara varır. MİT Müsteşarlığı'nın
boşalması ile yerine düşünülen Miktad Alpay, Türkiye
Komünist Partisi (TKP) yanlısı olarak bilinmekte, eğilimini
ve eğrisini işine yansıttığı aynı çevrelerce
kabul edilmektedir. Benimsediği marksist ideolojiden bugün
ateistliğini sürdürmekte, Türkiye'de islamı andıran ve
inancı çağrıştıran, her türlü kişi ve
kuruluşlara karşı radikal bir cüretle, fanatik bir
duygusallıkla kara çalmakta, tahrikkâr ifadelerle MEDYA'da
kampanyayı sürdürerek objektifliğini yitirmiş bir
şekilde yanlış değerlendirmelerde yanıltıcı
kararlara varılmasına neden olabilmektedir.
Kendilerinin ateist olduğunu zemin ve zamana göre vurgularken, kökeni
itibarı ile Alevi olduğunu gizlemektedir. Aleviliği ülke
güvenliği için tehdit olarak görmemekte ve bilgi toplanması
yönünde önlemler almakta, 1992'de yayınlanan Milli Güvenlik
Politikalarını gözardı ederek hedef önceliğini
islama ve müslümanlara yönelterek MGK'nın konseptini saptırmaktadır.
Türkiye'nin Cezayir gibi olmasını ve ordunun sünni halka
savaş açmasını beklemektedir.
Diğer taraftan, Aleviliği rejim payandası olarak lanse
etmekte, PKK ile Alevi kökenli Terör örgütlerini 3-4. hedef sıralamasına
çekmektedir.
PKK ve Alevi hedeflerini meşrulaştırıcı ve meşruiyet
kazandırıcı temalarla devletin üst düzeyini etkilemede
başarıya ulaşmıştır. Aleviliğin özüne
zarar gelmeyecek şekilde Alevi terör örgütlerini istihbari değerlendirmelerde
bulunmakla, hafife irca ederek dikkatlerin yoğunlaşmasını
perdelemektedir. Operasyon Daire Başkanlığından beri
müsteşarı etkileyerek operasyonlu faaliyetlere Alevi kökenli
şahısları yönetici olarak getirmiş, terfi önceliğini
Alevilere vermiştir.
Oysa en sağlıklı verilere göre Türkiye'de Alevi nüfusu
% 5'i geçmemektedir. Bu oran içinde de Alevilerin birlikteliğinden
söz etmek zordur. Ancak yarar çıkarları, muhtelif etnik
unsurlara mensup alevileri pastanın paylaşımında
birbirine yaklaştırmaktadır. Ülke çapında % 5 olan
Aleviler, Teşkilata ve diğer devlet kurumlarında % 100
etkin olabilmektedir.
Milli İstihbarat Teşkilatının sivilleşmesi amacı
ile Dışişleri'nden getirilen Müsteşarı aşarak
şirketi askerin emrine ve hizmetine yanlı ve yanlış
değerlendirmeleri ile sunmuştur.
Teşkilat sivilleşmemiştir. Askeri sivil demokratik rejime
daha çok müdahale etme eğilimine ivme kazandırmış,
demokratik koşullarda bilgi derlemesi ve üretmesi gereken kurumu
totaliter yönetimi özletecek ve özendirecek şekilde işin
kolayına kaçacak değerlendirmelere girişmiştir. MİT
yöneticileri, demokrasiyi içine sindirememiş, Cumhuriyetin bekası
öne sürülerek anti demokratik çağrışımlara her
zaman kapı aralamış, insan hukukunu ihlal etmiştir.
Bu yönetici kadrolarla askeri müdahale ihtimali her zaman güncelliğini
sürdürecektir.
Teşkilat öteden beri iç tehdidin çözümünü anti demokratik yöntemlerle
önlenebileceği yönünde önerilerde bulunmuş ve ciheti
askeriyeyi Demokrasiye müdahale yönünde davetiye çıkarmış,
MEDYA'daki saplantılı uzantıları ile kamuoyunu
askeri yönetimi beklentili hale getirmiştir.
M. Alpay, mezhebi bağnazlığı nedeni ile tarihi
intikamı çağrıştırarak Osmanlı ve sünnileri
topyekûn MGK'nın hedefi haline getirmiş, Millet/Asker kutuplaşmasının
iç mimarı olmuştur.
Teşkilatta objektifliği ile tanınan anti marksist olarak
bilinen kişileri CIA çizgisinde ve yönlendirmesinde kabul etmiş,
TKP uslûbunu kullanarak ince ayarla sindirme politikaları uygulamıştır.
Milliyetçi muhafazakâr görevlileri pasifize etmiş, dışlamış,
kendisine rakip gördüğü görevlileri ise kendi icraatına
engel teşkil edecek ve yanlı tasarruflarına karşı
tavır koyması beklenen yöneticilere de bir bir yurt dışı
görevlerle sus payı vermiştir.
Şirketin, Teşkilatın görevlilerini birbirini izleterek
kimin ırkçı, kimin irticacı (Cuma namazı kılanlar
buna dahil) olduğu yönünde güven sarsıcı tecessüslerin
yoğunlaşmasına neden olmuştur. Görevlileri dışa
bilgi sızdırıyor şeklinde birbirinden kuşkulanır
hale getirmiştir. Teşkilatın bünyesinde en önemli
yerlerde M.A. tarafından görev verilen mezhep mensupları,
Suriye lehine teşkilatı adeta şeffaflaştırmıştır.
Bu nedenle Suriye İstihbaratı, Türkiye ile ilgili en gizli
bilgilere dahi ulaşma imkanına kavuşmuştur. Suriye
aracılığı ile diğer ülkelere de sunulan gönüllü
hizmette, şirketteki Alevi kökenliler aracılığı
ile sağlanmaktadır. Şirketin, yönetimine getirilecek bir
alevi aracılığı ile Suriye İstihbaratının
yan kuruluşu haline getirileceği uzak bir ihtimal değildir.
Bu nedenle Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad Türkiye'yi
her defasında ıskalamaktadır.
Şirket, mercek altına alınarak elemeye tabi tutulmalı,
yeniden değerlendirmeye alınmalıdır. Hedefler tekrar
belirlenirken, demokratik ilkelerin özüne zarar vermeyecek şekilde
önem ve öncelik sıralamasına tabi tutulmalıdır Hafız
Esad'ın başkanlığındaki Suriye devleti, Türkiye
Cumhuriyetini birinci kuşakta yer alan önemli düşman ülke
ilan etmiş ve istihbari çalışmalarında önceliği
Türkiye'ye vermiştir.
Türkiye'deki mezhep bağnazlığını beslemiş,
Alevi kökenli Terör örgütlerine güvenli ortam sağlamıştır.
Türkiye'de bilinçli bir şekilde Aleviyim diyen her şahıs,
dolaylı ve dolaysız Suriye İstihbaratının haber
kaynağıdır.
Cumhuriyetin ilkeleri arasında yer alan milliyetçilikten
kaynaklanan etnik hoşnutsuzluklardan da Suriye yararlanmasını
bilmiş, Türkiye aleyhine bu çevreleri kullanmayı sürdürmüştür"
(78).
Fethullahçı istihbaratçılar, yukarıdaki mektupta,
Mikdat Alpay gibi yurtsever bir M.İ.T. yöneticisi için hayal bile
edilmesi olanaksız yakıştırmalarda bulunurken,
kendilerinin de yerlerini ve gerçekte ne olduklarını ortaya
koymuşlardır. Alpay'a yapılan iftiraları, Türkçemizdeki
"alçakça" sözcüğü kesinlikle karşılamamaktadır.
Türk alevilerini bilerek, sırf provoke amaçlı olarak
nasturilerle karıştıran; nasturi vatandaşlarımızın
Türkiye'ye bağlılığını çarpıtan;
kendilerini, Türk yerine Osmanlı ve sünni olarak nitelendiren ve
80 yıl önce tarihe karışmış Osmanlı'nın
intikam davasını güden; Türk Silahlı Kuvvetleri'ni
millet düşmanı olarak gösteren; M.İ.T. içindeki Alevi
Türkleri, orduya müdahale davetiyesi çıkaran darbe işbirlikçileri,
kendilerini de salt Cuma namazına gittikleri için mağdur
edilen Osmanlı sünniler olarak takdim gayreti içine giren
fethullahçı istihbaratçılar, tüm bu iftira ve dayanaksız
isnatları içeren mektuptan umduklarını -maalesef- elde
etmişlerdir.
M.İ.T. Müsteşarlığı ataması öncesinde,
binlerce adrese normal ve elektronik posta ve de faks yoluyla gönderilen
bu mektubun kaynağının ve de sorumlularının araştırıldığına
ilişkin herhangi bir M.İ.T. soruşturmasının
duyumu alınmamıştır. Yine çok acıdır ki,
Türkiye'nin güvenlik konseptini hazırlayan resmi kurum ve kuruluşlar
da bu duruma seyirci kalmışlardır. Sonuçta, Mikdat
Alpay, fethullahçı istihbaratçıların stratejisi doğrultusunda,
bırakın M.İ.T. Müsteşarlığına
atanmayı, ardından da emekliye sevkedilerek tümüyle tasfiye
edilmiştir. Askeri-sivil, tüm yurtsever yetkililer, bu tasfiye sürecinde
seyirci konumunda kalmışlardır. Şimdilerde, Mikdat
Alpay'ın M.İ.T. ve tam bağımsızlık savaşımı
veren Türkiye için önemi, buna karşılık fethullahçı
istihbaratçıların neden çırpındıkları çok
iyi anlaşılmıştır; ancak bu duyarsızlığın
ve seyirci kalmanın bedeli ülkemiz açısından ağır
olmuştur, olmaktadır da...
Fethullahçı istihbaratçılar, başta M.İ.T., Emniyet
olmak üzere, stratejik kurum ve kuruluşlarda, karar verici konuma
gelebilecek Cumhuriyet aydınlarını fişlemeye devam
etmektedirler. Alınan duyumlara göre, şahsım dahil,
fethullahçılara aktif biçimde mücadele veren tüm kamu görevlilerinin
hakkında, "ileride" ve "gerektiğinde"
kullanılmak üzere, yukarıdaki Mikdat Alpay örneğinden
çok daha ağır raporları içeren dosyalar hazırlanmıştır.
Bu duyumların doğru olup olmadığının araştırılması;
şayet doğruysa, olası yükselmenin önünü kesmeye yönelik
bu dosyaların içinde imza ve parafı bulunan tüm istihbarat görevlilerinin
süratle kamu görevinden çıkarılmaları gerekmektedir.
Diğer taraftan, Fethullahçı istihbaratçıların
internet ortamındaki en önemli dayanakları ise, dünyanın
hemen her tarafında dağılmış fethullahçı
müritlerdir. Kendi içlerinde, özel bir soruşturma süzgecinden
geçildikten sonra kabul edilen müritlerin yer alabildiği "çok
özel" tartışma gruplarının yanısıra,
internete girebilen tüm fethullahçılar, aşırı sağdan-aşırı
sola, etnik bölücülerden-liberallere, ekonomistlerden-çevrecilere
uzanan çizgide ne kadar tartışma grubu varsa, bunların içinde
yer almayı doğal bir görev olarak kabul etmektedirler.
Kendilerini alalamak için, örneğin "antikapitalist"
gibi aşırı sol tartışma gruplarında
"Deniz Devrim", "Ulaş Kaypakkaya", "Özgür
Gezmiş" gibi takma adlar kullanan fethullahçı müritler,
ülkücü-türkçü-milliyetçi tartışma gruplarında ise,
yukarıdaki örnekte olduğu gibi "Alper Türkkan",
"Bahadır Ergenekon" gibi takma adlar kullanmayı yeğlemektedirler.
Daha ortalarda yer alan gruplarda ise, "Ali Kaya", "Anıl
Seçkin", "Ornaments Legend", "Okşan Kıpırtılı",
"Taha Kıvanç" gibi takma adlar kullanan fethullahçılar,
kullandıkları terminoloji ve söylemlerden ve de birbirleri
ile paslaşmalarından belli olmaktadırlar. Örneğin,
"Liberal Düşünce Topluluğu" listesinde yükselen
değer olarak, Atatürk ilke ve devrimlerine, laik hukuk sistemine,
Türk ulusalcılığına saldırmak anlaşıldığından,
listede mesajları ile dikkat çeken fethullahçılardan Yavuz Güneş
kod adını kullanan bir mürit, tipik bir örnek teşkil
eden şu kışkırtıcı mesajıyla liste üyelerine
katkıda (!) bulunmaktadır:
"Arkadaşlar geçtiğimiz günlerde bu Faşist T.C. yönetimi,
faşistliğine yeni bir şey daha ekledi. Son yapılan
faşistlik, Fatih'te yaşayan insanlar (kendince doğru
bulduğu) günlük kıyafet olarak sarık ve cüppe giyerek
gezdiği için kılık kıyafet kanununa aykırı
davrandığı iddiası ile tutuklanıp, işkence
ile karşılaştılar. Bu zulmü yapan faşistler, kılık
kıyafet kanunu diye bir şey uydurmuşlar. Adama demezler
mi, be faşist kardeşim, bu kılık kıyafette
standart nedir? Kim belirler, Atatürk mü? Hiiiç umurumda değil
Atatürk'ün veya bir başkasının belirlediği
standart. Benim için mühim olan, benim arzu ettiğim ve herkesin
kendi arzu ettiği şeyi kendi iradesiyle giyebilmesidir. Şu
düştüğümüz duruma bakın, adamlar türban zulmünü
yaparken efendim biz bunlara kamu alanında türban takmalarını
yasaklıyoruz. Özel hayatlarında giyebilirler, diyorlar. Ardından
böyle bir şey yapıyorlar. Yaa arkadaşlar insanlar PKK, HİZBULLAH
vb. terör örgütlerine neden katılıyor daha iyi anlaşılıyor,
değil mi? Sanırım bu son şansımız. Sadece
ve sadece 3 seçeneğimiz kaldı:
1. LDP'yi en kısa zamanda iktidara getirmek.
2. Yurtdışına gidip bu Faşist TC'den kurtulmak.
3. PKK ve HİZBULLAH terör örgütlerinden birine katılmak.
Tercih sizlerin. NOT: Ben bugüne kadar hiç sarık vb. kıyafet
giymedim, giymeyi de düşünmüyorum. Giymek isteyene karışanın
da tepesinden inmeyeceğim. Allah bunlara akıl fikir
versin" (79).
Bir başka örnek, yine aynı tartışma grubuna gönderilmiştir.
Aşağıdaki mesaj, fethullahçıların "hasım"
olarak nitelendirdiği kişilere ve de aynı zamanda Türkiye
Cumhuriyeti'ne, laik hukuk sistemine, Atatürk ilke ve devrimlerine karşı
olan tüm ülke, örgüt ve gruplarla koşulsuz dayanışmasına
tipik bir örnek oluşturmaktadır:
"Sevgili arkadaşlar, bu komplocu, paranoyak, meczup Hablemitoğlu,
direk bol keseden sallıyor, inanmayın. Adam sağ demiyor,
sol demiyor, Türk-Alman dostluğunu zedelemek pahasına ulusalcı
görüşlerimi pazarlayacağım diye, liberal Frederic
Neuman, liberal-muhafazakar Konrad Adenaur, sol görüşlü Heinrich
Böll ve Frederic Ebert gibi bütün vakıfları zan altında
bırakıyor. Başına büyük iş aldı bu
Hablemitoğlu. Alman vakıfları tümden birleşip
tutacakları avukatlarla bu meczubun hayatını
karartacaklardır. Bizim medya ise bu meczubu pazarlama peşinde,
komplocu şahsa tüm gazetelerde ve tv'lerde yer veriyorlar, bu ülke
inanılır gibi bir ülke değil. Hablemitoğlu bence
Vural Savaş'ın 2002 modeli olarak piyasaya sürülmüş
bir arkadaş olup, belediye itlaf ekiplerine duyurulur, zira ulusalcı
kuduz vakaları gün geçtikçe halkımızı tehdit
ediyor. Tanıl" (80).
İnternet ortamında faaliyet gösteren fethullahçıları
deşifre etmenin en kestirme yolu, hocaefendilerini ya da Said
Nursi'yi ad vererek, açıkça eleştirmektir. Sadece Türkiye'den
değil, dünyanın neresinde fethullahçıların okulu,
dersanesi varsa, buralardan eşzamanlı tepkiler yağacaktır.
Bu müritlerin bir diğer ortak yönü de, tamamının
hocaefendilerini övdükten sonra, "ben fethullahçı değilim
ama ..." diye başlayan, kendilerini alalama gayreti ve çabası
içine girmeleridir. Bugüne kadar, bir tek fethullahçı, dürüstlük
gösterip, gerçek kimliğini kabullenmemiştir. Bu olgu,
takiyye denilen dinsel kılıflı sahtekârlık ve ikiyüzlülüğün,
fethullahçıların adeta iliklerine işlediği sonucunu
ortaya koymaktadır. Fethullahçı istihbaratçıların,
internet ortamındaki tartışmalarda hasımlarını
etkisizleştirme yöntemleri arasında, kendi müritlerine, hasımlarına
ait başta telefon numaraları, iş ve ev adresleri olmak üzere,
her türlü kimlik bilgilerini aktarmak da bulunmaktadır. Bu
durumda, hasım kişiyi korkutmaya ve caydırmaya yönelik
hakaret ve tehditleri içeren binlerce elektronik posta, mektup gönderilmekte;
tehdit ve küfür telefonları günlerce, bazen haftalarca sürmektedir.
Kendi deyimleriyle, Risale-i Nur tedrisinden geçtiği,
hocaefendilerinin kasetlerini yüzlerce kez hıfzettiği anlaşılanlar,
bir başka ifadeyle, "imam" ya da "abi" denilen
statüye yükselenler, tehditlerinde amiyane tabirlerden kaçınarak
daha ziyade, nispeten terbiyeli (!) biçimde dinsel temaları
kullanmaktadırlar. İşte, bunlardan bir örnek:
"Size selam veremiyorum, çünkü Allah dostlarına dil uzatan
birisine selam verilmez. Sitenizde yer alan nursuzlar diye adlandırdığınız
F. Gülen hoca efendimizi böyle bir şeyle kötüleyemezsiniz.
Sizden iğreniyorum, yaptığınız çok yanlış
ve düşüncesiz bir şey. Aklınızı başınıza
alın, bu bir tehdit filan değildir, sadece uyarmadır.
Herkesin kendi dinini yaşamaya hakkı var, İslamiyeti
yayma hakkı var. Varisler diye yazdığınız bölümde
F. Gülen'i o kadar kötülemektesiniz ki, size yazıklar olsun.Utanın,
sizi Rabbime ediyoruz. Yaptığınız şeylere çok
dikkat edin, belki bir gün çok korkunç bir şey ile karşılaşabilirsiniz.
Korkmayın, hocalarımız Fethullah Gülen, M. Esad Coşan
ve Musa Topbaş ve diğer hocalarımızın bizlere
verdiği islam terbiyesi devam edecek ve ettikçe islamiyet inşallah
çok büyüyecektir ve siz de o zaman göreceksiniz ne olacağını.
Siz benim sevdiğim insanları kötülüyorsunuz, ben ve benim
gibilerin adına size sesleniyorum, biz de sizi kötülüyoruz.
Sizin yazdıklarınızın yanında benim bu mailim,
hiç kötü diyecek şekilde değildir, iyi düşünürseniz
tabii ki.Geri bir mail yazmak istiyorsanız,
birgenclik@hotmail.com'a gönderebilirsiniz. Bu yazdığım
mailin sizden tepkisi ne olursa olsun korkmuyorum, siz islamiyet ne
demek bilmezsiniz ama bir gün herkese apaçık gösterilecek, eyvah
diyecek herkes ama iş işden geçmiş olacak. Uğur Top
(81).
Fethullahçı istihbaratçılar, ayrıca, hasım kişilerin
adreslerini kullanarak, sahte mesajlar gönderme konusunda da epeyce
deneyim kazanmışlardır. Şayet Cumhuriyetimizin bu en
tehlikeli örgütü ile mücadele ediyorsanız, diğer alanların
yanısıra, internet ortamında başınıza
gelebilecek tüm olumsuzluklar hakkında önceden bilgi sahibi olmanız
ve önlemlerini almanız gerekecektir...
|