|
1. Bu rapor, "Cumhuriyet Tarihi'nin En Büyük İhanet Odağı:
TÜM YÖNLERİYLE FETHULLAHÇILAR" başlıklı ve
yaklaşık 1000 sayfadan oluşan bir kitap çalışmasının
girizgâhı, sunumu olma özelliğini taşımaktadır.
Sözkonusu kitapta, Fethullahçıların yurtiçi ve dışındaki
tüm faaliyetleri, CIA, MI6 ve BND ilişkileri, yurtiçi ve yurtdışı
örgüt (vakıf, dernek, şirket, dersane, okul, yurt vb.) adres
ve telefonları, yayınları, işbirlikleri, şûra-istişâre
üyeleri ve ülke-bölge imamları, kamp programları ve beyin yıkama
yöntemleri, itirafçıların kaset çözümleri, özgün
belgeleriyle verilecek; yorum yaşayan ve gelecek nesillere bırakılacaktır.
Tarafımdan yaklaşık beş yıldır çalışmaları
sürdürülen ve son rötuşları yapılan bu kitapla, Türkiye'de
fethullahçılarla ilgili bilinmeyen hiçbir husus kalmayacaktır.
2. Fethullah Gülen, Küçük Dünyam, s. 106.
3. Emniyet Genel Müdürü Kemal Önal'ın T.B.M.M. İnsan
Hakları Komisyonu içinde oluşturulan "yasadışı
telefon dinleme"yi araştırma alt komisyonuna verdiği
resmi bilgiye göre: "Mafya tabir edilen suç çetelerinin açıktan
geçen telefon hatlarına veya sokak başlarında bulunan
telefon kutularına veya apartman girişlerinde bulunan kutulara
müdahale ederek hedef aldıkları şahıs veya özellikle
ticari firmaları dinleyebilecekleri; bu yolla elde ettikleri
bilgileri ticari alanda haksız rekabet veya menfaat temin etmek için
kullanabildikleri gibi şahıslara yönelik şantaj amaçlı
olarak da kullandıkları, nitekim basına yansıyan karşılıklı
telefon görüşmelerinin kayıtlarının bu yolla veya
benzeri yollarla elde edildiği ... Mafyanın 'böcek' adı
verilen cihazlarla da dinleme gerçekleştirdiği"
kaydedilmiştir.
4. Özel Arşiv, Kutu: 1, Kaset: 5.
5. Özel Arşiv, Kutu: 1, Kaset: 2. Kasedin çözümü için bkz. Zübeyir
Kındıra, Fethullah'ın Copları, (İstanbul: Su
Yayını, 2001), s. 167.
6. Özel Arşiv, Kutu: 3, Kaset: 7. Kasedin çözümü için bkz.
Ergün Poyraz, Fethullah'ın Gerçek Yüzü, (İstanbul: Otopsi
Yayını, 2000), s. 62. Ergün Poyraz'ın bu kitabı,
bugüne kadar fethullahçılar hakkında yapılmış
en özgün ve mükemmel çalışmadır ve ağırlıklı
olarak kaset çözümlerini içermektedir
7. Fethullah Gülen, İnancın Gölgesinde, C. 2, s. 234.
8. Fethullah Gülen, Fasıldan Fasıla, C. 3, s. 69.
9. Özel Arşiv, Kutu: 3, Kaset: 3.
10. Haz. Nuh Mete Yüksel, Fethullah Gülen Örgütü Hakkında
İddianame, s.58.
11. Özel Arşiv, Kutu: 1, Kaset: 8.
12. Özel Arşiv, Kutu: 1, Kaset: 3.
13. Özel Arşiv, Kutu:1, Kaset: 7.
14. Özel Arşiv, Deşifre Metin, K.1,D.1.
15. Özel Arşiv, Kutu: 3, Kaset: 2.
16. Fethullah Gülen, Fasıldan Fasıla, C. 1, s. 119.
17. Fethullah Gülen, a.g.e. , s. 125.
18. Fethullah Gülen, Küçük Dünyam, s. 121.
19. Fethullah Gülen, Fasıldan Fasıla, C. 1, s. 28.
20. Fethullah Gülen, İnancın Gölgesinde, C. 2, s. 174.
21. Fethullah Gülen, Prizma, C. 1, s. 25.
22. Fethullah Gülen, Fasıldan Fasıla, C. 2, s. 141-42.
23. Fethullah Gülen, a.g.e., s. 142.
24. Fethullah Gülen, Fasıldan Fasıla, C. 1, s. 113-14.
25. T.C. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı,
Haz. Nuh Mete Yüksel (Ankara D.G.M. Cumhuriyet Savcısı,
Fethullah Gülen Örgütü Hakkında İDDİANAME (Hazırlık
No. 1999/420).
26. Dr. Necip Hablemitoğlu, "Etki Ajanları-Nüfuz
Casusları ve Fethullahçılar Raporu", Yeni Hayat, Ağustos
2000, 70: 13-29.
27. Basında yer alan haber ve yazı dizilerinin dışında,
Emniyet Genel Müdürlüğü, Ankara Emniyet Müdürlüğü, M.İ.T.,
Batı Çalışma Grubu, Jandarma Gen. Kom., Müfettiş
Raporları, Soruşturma Belgeleri ve Yazışmaları
gibi binlerce sayfalık belge, bu konuda çalışma yapacak
araştırmacıların hizmetine açıktır.
Ankara D.G.M. Cumhuriyet Savcısı Nuh Mete Yüksel tarafından
hazırlanan İddianamede, Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün
Fethullah Gülen ve örgütü hakkındaki 21 Nisan 1999 tarihli
raporu; Emniyet Genel Müdürlüğü'nün raporu; Genel Kurmay Başkanlığı'nın
raporu ve belgeler; Jandarma Genel Komutanlığı'nın
raporu ve belgeler; Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Fethullah Gülen'in
şirketleri, okulları, dersaneleri, vakıfları ile
ilgili tespitleri; Yurtdışındaki Nurculuk faaliyetleri
ile ilgili Emniyet Genel Müdürlüğü'nün yazısı ve
ekindeki evrak gösterilmiş; M.İ.T.'in raporları deliller
arasında kaydedilmemiştir (ek deliller arasında yer
verilme olasılığı da sözkonusudur).
28. "Fethullahçı Kuşatma" (Manşet),
Cumhuriyet, 13 Kasım 2001
29. Özel Arşiv, Kutu: 1, Kaset: 9.
30. Lynne Emily Webb, İftiranın Değişmeyen Mantığı,
(İstanbul: Feza Yay., 2000), s. 126-27.
31. Webb, a.g.e., s. 136-42.
32. Uygulamada, zorunlu haller dışında Bakanlara bile
yurtdışı gezilerinde koruma verilmemektedir. Özellikle yüksek
bürokratların bile, dış gezilerde yanlarına koruma
almaları sözkonusu değildir. Fethullah Gülen'e koruma
tahsisi, bu bağlamda son derecede anlamlı ve dikkat çekicidir.
Gülen'in koruması, halen Malatya'da görevini sürdürmektedir.
33. İstihbarat Bülteni, No. 70, Temmuz 1998, s. 164-70.
34. Bülten'de, STV için sadece şu bilgiyle yetinilmektedir:
"Ulusal düzeyde yayın yapan ve F. GÜLEN grubuna yakın
şahıslar tarafından kurulan Samanyolu Televizyonu (STV)
muhafazakâr bir yayın politikası izlemektedir". Aynı
şekilde, yine basın ve halkla ilişkiler açısından
anahtar konumundaki "Türkiye Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı"
için de, istihbaratçı duyarlılığı (!),
titizliği (!) ve de araştırmacılığı
(!) ile ulaştığı anlaşılan şu bilgi
demeti (!) verilmektedir: 19.01.1994 yılında Ankara İlinde
F. GÜLEN Grubuna mensup şahıslar tarafından kurulmuştur".
Bkz. İstihbarat Bülteni, s. 170.
35. M.A. Soydan, Devlet, Medya ve Siyaset Üçgeninde Fethullah Gülen
Olayı, (İstanbul: Birey Yay.), s. 107-108; "Aksiyon'da
Telekulak Skandalı Münasebetiyle",
http://www.m-fgulen.org/hayat/article.php?id=1941&pageno=4
36. T.C. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı,
Haz. Nuh Mete Yüksel (Ankara D.G.M. Cumhuriyet Savcısı,
Fethullah Gülen Örgütü Hakkında İDDİANAME (Hazırlık
No. 1999/420), s. 78-79.
37. Emniyet Müdürü Osman Ak hakkında, dönemin İçişleri
Bakanlık Müsteşarı Saim Çotur'un Başkanlığındaki
Yüksek Disiplin Kurulu tarafından yürütülen idari soruşturmanın
iddiası, taraflı, düşündürücü ve de talihsiz
isnatlara dayandırılmıştır: "Türkiye
genelinde bir çok ilde görevli çok sayıda Emniyet Mensubu hakkında
Fethullahçılar diye (Işık Tarikatı Mensubu) rapor
tanzim edilerek kin ve gareze binaen aslı olmayan ilişkileri
rapora geçerek sanki bir suç ilişkisi içerisindelermiş gibi
göstererek cürüm (iftira) atfında bulunulduğu, hazırlanan
raporun gerçekle alâkası olmadığı, iftiradan öteye
gitmediği, raporun istihbarat mevzuatına uygun olmadığı,
istihbarat usul ve metodlarının kullanılmadığı
hususunda; İstihbarattan sorumlu Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı
olarak görevli olduğunuz sırada, bahse konu raporu hazırladığınız,
bu suretle yetki ve nüfuzunu kendisine ve başkalarına çıkar
sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye
kullanmak,, kasıtlı olarak gerçek dışı rapor
vermek suçlarını işlediğiniz iddia edilmektedir. Bu
husustaki savunmanızı veriniz". Osman Ak, 21 sayfalık
yazılı savunmasında, tüm iddiaları yanıtlarken,
"çıkar" suçlamasına karşı şu
ifadeyle işbirlikçi zihniyete eleştiri getirmiştir:
"Emniyet Teşkilâtı içerisindeki Fethullah Gülen örgütlenmesi,
ilk kez 1999 yılında deşifre edilmiş bir olay değildir.
Varlığı, 1992 yılında Devlet arşivlerinde
mevcut olan soruşturmalar kapsamında tescillidir. Bu itibarla
kin ve garez duyguları içerisinde çalışma yapıldığı
tespit ve suçlaması, arşivlerdeki mevcut bilgi ve Fethullah Gülen'in
kamuya yansıyan beyanlarıyla çelişmektedir. RAPORUN DÜZENLENMESİNDE
İDDİADA KAST EDİLEN ANLAMDA OLMASA DA, MENFAATİM
OLDUĞU DOĞRUDUR. BU MENFAAT LAİK, DEMOKRATİK HUKUK
DEVLETİNİN VAR OLMASINDAN KAYNAKLANMAKTADIR. 'BAŞKALARINA
ÇIKAR SAĞLAMA' TABİRİNDEN NE ANLAŞILACAĞI
MUALLAKTADIR. BU YAZIŞMALAR DEVLETİN YETKİLİ
MAKAMLARINA İLETİLMİŞTİR. DEVLETE İLETİLEN
RAPORDA ÇIKARI OLAN VARSA, O DA DEVLETİN KENDİSİDİR.
AYRICA 'DOST' SAĞLAMAKTAN KASIT, DEVLETE DOST OLMAK İSE, BU DOĞRUDUR.
BU İDDİALARDA BULUNANLARIN HANGİ ÇIKAR İÇİN,
NE AMAÇLA, NASIL DAVRANDIĞINI AYRINTILI OLARAK AÇIKLAMASI GEREKİR.
TARAFIMA YÖNELTİLEN VE HİÇBİR HUKUKİ MESNEDİ
OLMAYAN SUÇLAMALAR AĞIR VE MESNETSİZDİR. MÜFETTİŞLERİN
YAPTIĞI BU SORUŞTURMA, TAMAMEN YANLI VE SORUŞTURMAYI
YAPANLARIN SORUŞTURULMASINI GEREKTİRECEK İÇERİKTEDİR".
Bkz. Özel Arşiv, K. 5, D.2.
38. Özel Arşiv, Kutu: 2, Kaset: 2. Deşifre metni için bkz.
Ergün Poyraz, Fethullah'ın Gerçek Yüzü, (İstanbul: Otopsi
Yayını, 2000), s. 221.
39. Fethullah Gülen'in bu doğrultudaki söylemleri hakkında
derli toplu bilgi için bkz. Dr. Necip Hablemitoğlu,
"Fethullahçılar ve Hizbullahçılar", İlk Hedef
(Türkiye Gaziler Vakfı), Nisan 2002, No. 7, s. 34-40.
40. Ergün Poyraz, a.g.e., s. 223.
41. Özel Arşiv, Kutu: 2, Kaset: 2.
42. Fethullah Gülen, Fasıldan Fasıla, C. 1, s. 124.
43. Fethullah Gülen, Prizma, C.1, s. 35.
44. Ankara Emniyet Müdürlüğü, 16 Nisan 1999 Tarihli Fethullah Gülen
Raporu, 2. Bölüm, s. 36.
45. Adıgeçen Rapor, 2. Bölüm, s. 39-40.
46. Adıgeçen Rapor, 1. Bölüm, s. 6-7.
47. Adıgeçen Rapor, 2. Bölüm, s. 42-43.
48. Özel Arşiv, K. 11, D. 1.
49. Zübeyr Kındıra, Fethullah'ın Copları, (İstanbul:
Su Yayını, 2001), s. 15-16.
50. Dr. Necip Hablemitoğlu, "Etki Ajanları-Nüfuz
Casusları ve Fethullahçılar Raporu", Yeni Hayat, Ağustos
2000, 70: 17-21. Yukarıdaki rapor nedeniyle şahsım
aleyhine 25 milyer TL. manevi tazminat davası açan ve İstanbul
2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmama önayak olan
Sadettin Tantan'ın İçişleri Bakanı olarak olur
verdiği 12.06.2002 tarih ve B.05.1.EGM.0.71.01.02 sayılı
yazının -ki bu yazı Tantan'ın siyasal kimliği
hakkında çok ciddi ipuçları vermekte ve yurttaşlar
hareketinden kimleri kastettiğini hissettirmektedir- metin kısmı
aynen şöyledir: "İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünde
koruma altında bulundurulan, tedavi görmek üzere ABD'ye giden ve
halen tedavisi devam eden emekli vaiz Fetullah Gülen'in, şu an yakın
korumasında bulundurulan İstanbul Emniyet Müdürlüğü
emrinde görevli 128058 sicil sayılı Başkomiser Ahmet AKGÜN
adı geçene yakın koruma olarak refakat etmek üzere
03.05.1999 tarihli Başkanlık Onayına istinaden 04 Mayıs-04
Haziran 1999 tarihleri arasında ABD'ye gönderilmişti. Ancak,
ABD'de bulunan Fetullah GÜLEN'in tedavisinin uzadığı
bildirildiğinden, adı geçen koruma görevlisi personelimizin
görev süresinin, tüm masrafları korunan şahıs tarafından
karşılanmak üzere, 04 Haziran 1999 tarihinden itibaren bir ay
uzatılması hususunu tensiplerinize arz ederim". Yazıdan
da anlaşılacağı üzere, hocaefendiye (!) tahsis
edilen -hem de Başkomiser rütbesinde- korumanın görevlendirildiği
günün ertesinde ABD'ne gitmesi, "elden takip" ve birtakım
siyasal ilişkilerin en üst düzeyde gerçekleştirilmesi ile açıklanabilir.
Bu yaptırım gücüne Türkiye'de kaç kişi sahiptir?
51. M.İ.T. Fethullah Gülen Raporu, s. 12-15.
52. Ankara Emniyet Müdürlüğü, 16 Nisan 1999 Tarihli Fethullah Gülen
Raporu, 2. Bölüm, s. 36.
53. Mehmet Eymür'ün C.I.A. kontrol ve güdümündeki internet sitesi için
bkz. http://www.atin.org M.İ.T. ya da Emniyet Genel Müdürlüğü,
mevcut "hack" birimlerine rağmen, bu siteyi anlaşılamayan
bir nedenden dolayı "hack"lamamaktadırlar. Eymür,
sitesinde, son dönemlerdeki siyasal olay ve skandalları,
dezenformasyon amaçlı fabrikasyon yöntemiyle ve A.B.D. unsurunu
tamamiyle devre dışı bırakarak yorumlarken; bilgisiz
ama meraklı okuyucu kitlesine ulaşmayı hedeflemektedir.
Eymür, yazdıklarını tersinden okumak ve değerlendirmek
kaydıyla, birtakım ilişkiler örgüsünün anlaşılmasına
da yardımcı olmaktadır.
54. "Eymür, Türkiye'ye dönecek mi? Eymür, 33 yıl boyunca
çalıştığı devletinin vefasızlığından
olsa gerek, Türkiye'ye dönmek niyetinde değil. En azından
şimdiki kadrolar yerlerinde kaldıkça Eymür Türkiye'ye dönmeyecek.
O artık biricik kızı ve eşiyle Yeni Dünya'da
kurdukları yeni yaşama alışmaya çalışıyor".
İlgi çekici yazı için bkz. Aydoğan Vatandaş,
"Eymür'le Bir Washington Sabahı", Zaman, 1.7.2001.
55. Jandarma Genel Komutanlığı 23'ncü Jandarma Sınır
Tümen Komutanlığı-Şırnak-, Hizbullah Terör Örgütü
ve Diğer İrticai Faaliyetler, Eylül 1999, s. 20.
56. Zamanlama ve içerik açısından dikkat çeken yazı,
24.4.2001 tarihinde, 11.011.03.252/9622-14695 sayı ile İçişleri
Bakanlığı'na gönderilmiştir. Tezgâhın
TBMM'ndeki ayağı ise Fazilet Partisi Samsun Milletvekili Musa
Uzunkaya'dır.
57. "... Siz ziyaretinize gelen birkaç memura, adliyede, mülkiyede
çalışan birkaç kişiye, karşılaştıkları
zorlukları anlattıklarında onlara sabır tavsiye
ediyor, 'üstlerinizle iyi geçininiz' diyorsunuz; devleti ele geçirmeye
çalışan, en azından onun imkânlarını
istedikleri gibi kullanmaya çalışanlar ise, sizi de DEVLETİ
ELE GEÇİRME İÇİNDE OLMAK GİBİ, ASLINDA SUÇ
OLMAYAN, HER TÜRK VATANDAŞININ HAKKI olan bir şeyle suçlayabiliyor".
Geniş bilgi için bkz. "Devleti Elegeçirmek Her Vatandaşın
Hakkı", Milliyet, 7.4.2001.
58. Müsteşar Sönmez Köksal imzalı Başbakanlığa
sunulan M.İ.T. Susurluk Raporu'nun ve ilgili listenin tam metni için
bkz. http://siyaset.bilkent.edu.tr/susurluk/mit
59. http://www.cumhuriyet.com.tr/w/c0110.html
60. İstihbarat kurumlarının, yabancı istihbarat
servislerine karşı "dostluk" gibi
"ittifak" gibi bir öngörüsü, duyarlılığı,
düşüncesi, hedefi ve de kaygısı sözkonusu olamaz. Bu
bağlamda bir veya daha fazla istihbarat servisi ile iyi ilişkiler
kurulabilir ve de kontrollü-sınırlı işbirliği
yapılabilir ancak belirleyici faktör, ulusal çıkardır,
"dostluk" değil. Örneğin, CIA ve MOSSAD, en çok
ortak operasyona imza atan iki istihbarat servisidir. A.B.D., Orta Doğu'da
İsrail'i kayıtsız şartsız destekleyen tek
devlettir. Buna karşılık A.B.D.'nin finansman kaynaklarının
yönetiminde, dolaylı da olsa İsrail etkilidir. Böylesine
ortak çıkarlara rağmen, CIA yönetimi, Şubat 2002'de gerçekleştirdiği
operasyonlarla Adalet Bakanlığı ve Pentagon'a sızmaya
çalışan 120 Mossad ajanını tutuklarken, bir bölümünü
de sınırdışı etmiştir. Bir başka
ifadeyle, dostluk ve tam bağımsızlık arasındaki
ince çizgiye ayar çekmiştir. İstihbaratçılar,
diplomatların işlevini üstlenemezler. Ve her şeyden önemlisi,
tam bağımsız olmanın en önemli yolu, güçlü bir
kontr-espiyonaj örgütünden geçmektedir. Türkiye'nin tam bağımsızlığına
göz diken ülkeler kapsamında ABD'nin ilk planlı operasyonu,
Demokrat Parti döneminde MAH mensuplarının maaşını
ödemek suretiyle, devlet erkine ortak olmasıdır. Sabahattin
Savaşman ve Mehmet Eymür örnekleri ise, bu dış müdahalenin,
M.İ.T. içinde giderek kötü bir geleneğe dönüşmesi biçiminde
algılanmasına yolaçabilir mi? Bu soru, ürküntü
vermektedir. Türkiye, son dönemde, militan devletçi, ödün vermez
yurtsever ve ulusalcı istihbaratçıların yokluğunun
sıkıntılarını yaşamaktadır. Bu
kapsamda M.İ.T. yönetimi, Almanya'ya karşı çok ciddi
boyutlarda zaaf sergilemiştir ve sergilemeye de devam etmektedir.
Yasadışı Alman vakıflarına karşı, bağlı
ve birinci derecede sorumlu olduğu Başbakanlığı
uyarmayan, riskli faaliyetleri bildirmeyen M.İ.T. yönetimi, acaba
aynı duyarsızlığı ya da hoşgörüyü, başka
hangi ülkelerin ülkemizde yasadışı faaliyet gösteren
örgütlerine de göstermekte midir? 1990'dan itibaren onlarca M.İ.T.
görevlisini ve de diplomatımızı "casus" olduğu
gerekçesiyle sınırdışı eden ya da Almanya'ya
tekrar dönmesini yasaklayan; yasaklamış olduğu halde PKK
(KADEK)'nın kendi topraklarında 149 örgüt merkezi ve 43
medya kuruluşu oluşturmasına izin veren; tüm şeriatçı
ve mezhepçi, terörist ve de etnik bölücü örgütlere lojistik
destek sağlayan; bu faaliyetleri Türkiye'de de yasadışı
vakıfları vasıtasıyla sürdürme girişiminde
bulunan Alman İstihbarat Servislerinin (BfV ve BND) eylemleri, M.İ.T.'in
ilgi ve yetki alanında değil midir? Misilleme yapma cesaret ve
iradesini sergileyemeyenler, ekleri dahil 18 sayfalık raporla,
Almanların espiyonaj faaliyetlerine karşı, dağıtım
planındaki makamlara (Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık,
Genel kurmay Başkanlığı, Devlet Bakanlığı,
İçişleri Bakanlığı, Dışişleri
Bakanlığı ve M.G.K. Genel Sekreterliği)
"tehlikesizlik" mesajı vermeye kalkışmışlardır.
Yabancı bir ülkenin bir başka hukuk devletinde yasadışı
biçimde örgüt kurması ve dinsel-politik-etnik ve ekonomik-sosyal
istihbarata yönelik faaliyette bulunması, dünyanın -muz
cumhuriyetleri hariç- hangi ülkesinde "masum" bulunmakta ve
izlenmeye gerek duyulmamaktadır? Raporun 2. sayfasında yeralan
şu talihsiz açıklama, teşkilâtın sergilediği
zaafiyetin tipik bir örneğini oluşturmaktadır: "Son
dönemde, Necip HABLEMİTOĞLU'nun yazdığı 'Alman
Vakıfları ve Bergama Dosyası' adlı kitap başta
Konrad Adenauer, Heinrich Böll Vakıfları olmak üzere, Alman
Vakıfları'nda ve B. Elçiliği'nde sıkıntı
yaratmıştır. Anılan Vakıflar merkezden aldıkları
onay ile yazar hakkında dava açmaya hazırlanmaktadır. F.
Almanya B. Elçisi Rudolf Schmidt, 11 Ekim 2001 tarihinde yaptığı
basın açıklamasında; N. HABLEMİTOĞLU'NUN
yersiz ve uydurma iddialarla açtığı kampanya vasıtasıyla,
Türkiye ile Almanya arasındaki dostluğun bozulmaya çalışıldığını
ifade etmiştir. Alman Vakıfları ile ilgili söz konusu
gelişmeler, Vakıf temsilcilerince, Avrupa karşıtı
grupların aktivitesi şeklinde yorumlanmakta ve bu gelişmelerin
Almanya'da Türkiye'nin AB'ye üye olmasına karşı çıkanlarca
istismar edileceği şeklinde değerlendirilmektedir".
Raporda, bırakın şahsımı, Türk devletinin ya
da İstihbarat birimlerinin, Türkiye'nin ulusal çıkarlarını
yansıtan görüşlerine ise yer verilmemektedir. Bu raporu, BND
yazmış olsaydı, Alman vakıfları daha iyi
savunuluyor olamazdı. Almanya ve AB ülkelerinin Türkiye'ye yönelik
çifte standarda dayalı, hasmane, kışkırtıcı
politikalarına, etnik ve dinsel gerekçeli müdahalelerine hemen
her ortam ve fırsatta tepki veren, 30 Ağustos 2002'de görevini
Org. Hilmi Özkök'e devredecek olan Genel Kurmay Başkanı
Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, Genel Kurmay İkinci
Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Milli Güvenlik
Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç, Hava
Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cumhur Asparuk gibi Türk Devleti'nin
kaderini elinde bulunduran isimler de, Alman vakıflarının
bakış açısıyla, şahsımla aynı safta
bulunmaktadırlar. Bu saflaşmada, M.İ.T. yönetiminin
yerinin nerede olduğunu belirlemesi gerekmektedir. Çünkü bu
raporda, sadece Alman Büyükelçisi'nin ve yasadışı Vakıf
temsilcilerinin görüş ve endişelerine yer verilmiştir;
sözcülüklerini yapma konumuna düşülmüştür. Kendisini o
makama getiren hiçbir siyasiye -ve de erkek kardeşine- diyet borcu
olmaması gereken M.İ.T. Müsteşarı'nın
gelecekteki durumu (Madrit Büyükelçiliği gibi), ANAP'ın
yeralmayacağı yeni Hükûmette mutlaka büyüteç altına
alınmalıdır. Tabii, hâlâ TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE
diyorsak...
61. http://www.cumhuriyet.com.tr/w/c0110.html
62. Dr. Necip Hablemitoğlu, "28 Şubat Kararları Sürecine
Bir Katkı: Organize Suçlar ve Fethullahçılar", Yeni
Hayat, 1999, 5 (52): 3-9.
63. Yazının tam metni için bkz.
http://mypage.koc.net/EGITIM/tkumkale/16agustos.html
64. A.Ü. Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü'nde doktora eğitimine
alınan muvazzaf subayların neredeyse tamamına yakını
-kendi isteği ile ayrılanlar dışında- emekliye
sevkedilmiştir. "... Geçtiğimiz günlerde çok satan bir
gazetenin ilan sayfalarında bir ilan. İri puntolarla, 'KİTAP
DOSTLARI FATİH ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK KİTAPLIĞINDA'
diye başlıyor. 'Ömür boyu toplayarak sakladığınız
kitaplarım ve dokümanlarım benden sonra ne olacak diye düşünmeyin'
diye sürüyor ve şöyle son buluyor: 'Kitaplarınız ve
dokümanlarınız Atatürkçü Türk Gençleri'nin ve bilim dünyasının
hizmetinde olacak ve adınız daima saygıyla anılacaktır'.
Bu ilan, birçok kişi tarafından muhtemelen ilk bakışta
sempati ile karşılanacaktır. Ancak Fatih Üniversitesi'nin
Fethullah Gülen Cemaati ile anıldığını
bilenler ister istemez, Atatürkçü söylemle makyajlanmış bu
ilanı biraz daha dikkatli okuyacaktır. Bu gözle baktığınızda
ilanın alt bölümünde iletişim kurulacak kişi olarak geçen
şu isim dikkat çekiyor: Dr. Tamer Tahir Kumkale". Kumkale
hakkında gazeteci Fatih Güllapoğlu'nun "Tanksız
Topsuz Harekât" adlı kitabından yapılan alıntılar
için bkz. Fatih Polat, "Susurluk ve Bir İlan", Evrensel,
2.11.2001.
65. İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Kemal Alemdaroğlu,
bağlı olduğu anabilimdalı itibariyle en çok yayını
olan öğretim üyeleri arasındadır. Üstelik, Y.Ö.K. Başkanlığı
dışında, yükselebileceği en üst idari görevdedir.
Dolayısıyla, akademik yükselme için öngörülen yayın
yapma zorunluluğu da sözkonusu değildir. Editörleri arasında
yeraldığı bir yayın gerekçe gösterilmek suretiyle,
Prof.Dr. Alemdaroğlu'na çok yönlü bir kumpas kurulmuştur.
Kumpasın bir köşesinde, AB'den aldığı
trilyonluk proje bedeli karşılığında kurulan ve
internette servis veren "Bianet" ile AB'ci İstanbul Tabip
Odası ve yine AB'ci olarak bilinen kimi vakıf üniversitelerin
paralı eğitim yanlısı kadroları yeralmaktadır.
Bunlardan örneğin, Bianet'in yönetiminde Ertuğrul Kürkçü,
Nadire Mater gibi isimlerin bulunduğunu açıklamak, hiç
kimseye şaşırtıcı gelmeyeceği gibi bir
fikir de verecektir. Bu köşenin kalemşörleri arasında,
Murat Belge, Kadir Erdin gibi malum isimler yer almaktadır. Diğer
köşesinde ise, TİSAG gibi fethullahçıların yoğun
biçimde yer aldıkları bir sanal platform bulunmaktadır.
Farklı köşelerde de, yine vaktiyle Y.Ö.K. ve M.E.B. tarafından
gönderilen fethullahçıların etkin oldukları Virginia Üniversitesi'nde
oluşturulan bir merkezle (The Plagiarism Resource Centre), şeriatçı
basında yer alan pekçok yazar ve bir de "Yaşayan Osmanlı
Hanedanının Tarihçisi " olarak lanse edilen bir diğer
gazeteci boy göstermektedir. Böylece, iftira topu, bu köşeler
arasında gidip gelirken, Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerinin
gelmiş-geçmiş en net Atatürkçü Rektörü, kamuoyu
nezdinde, en sağdan en sola karalanmaya, şaibe altında bırakılmaya
çalışılmaktadır. Üniversitelerdeki akademisyen kıyımına
ve Y.Ö.K. merkezli baskılara onurlu ve işlevsel bir tepki
vermeyen; en son ulusalcı kimliği nedeniyle Ankara Üniversitesi
S.B.F.'nde girdiği Doçentlik Sınavında, Prof.Dr. Doğu
Ergil'in fiziksel ve sözlü saldırısına uğrayan Y.
Doç.Dr. Emin Gürses'e sahip çıkmayan, menfur saldırı
olayını aktif biçimde kınamayan ve gereğinin yapılmasını
istemeyen İstanbul Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği
Başkanı Prof.Dr. Kadir Ergin, Prof.Dr. Kemal Alemdaroğlu
ile ilgili konuyu, Y.Ö.K., TÜBA gibi merkezlere intikalde akılalmaz
ısrarcılık sergilemektedir.
66. Doktora tezimle ilgili olarak "intihal" iddiasında
bulunan "Radio Liberty" bağlantılı Y. Doç.Dr.
Nadir Devlet'in girişimleri ile hem Y.Ö.K. ve hem de Ankara Üniversitesi'nde
iki ayrı inceleme komisyonu kurulmuştur. Komisyonlar, bu
iddiaların geçersizliği doğrultusunda karar vermişlerdir.
Adıgeçen "bağlantılı", halen Yeditepe Üniversitesi'nde
görev yapmaktadır.
67. Fethullahçı yapılanmaya karşı ancak devlet
erkiyle yürütülebilecek mücadele yapılmayıp, bu görev
sadece bir avuç Cumhuriyet aydınına, gönüllüsüne bırakılacak
olursa, ödenecek kişisel bedeller de giderek ağırlaşacaktır.
Bu taktirde, kişisel olarak ödemekte olduğum bedeller
geometrik düzeyde artacaktır. Örneğin: Yine, aleyhime açılmış
yüzmilyarlarca liralık tazminat davalarına yenileri
eklenecek; Yine, işyerimde düzmece soruşturmalar açılacak
ve yargı kararlarına rağmen üniversitedeki görevime son
verilecek; Yine, fethullahçı yayın organlarında kişilik
haklarıma saldırıda bulunulacak; Yine, sırf tâciz
ve "göz korkutma" amaçlı olarak polis ekibi bir ihbarı
(!) değerlendirerek evime operasyon düzenleyerek gözaltına
alma işlemi yapacak ve sonra özür dileyecek; Yine, fethullahçı
istihbaratçılar tarafından ilgili tüm istihbarat
birimlerinde, "ileride kullanılmak üzere" şahsımı
karalayan, zan altında bırakan raporlar kaleme alınacak
ve saklanacak; Yine, aynı ekip tarafından sahte belgeler
tanzim edilmeye ve kamuoyuna maledilmeye devam edilecek; Yine,
otomobilim kimliği meçhul kişiler tarafından saldırıya
uğrayacak, içindeki her türlü matbu evrak gaspedilirken,
ekonomik değer ifade eden eşyalara hiç dokunulmayacak. Ayrıca,
tehdit ve hakaret içeren telefonların, mektupların, faksların,
posta kutusuna bırakılmış imzasız notların
ve elektronik postaların ardı arkası kesilmeyecek; Yine,
başta T.S.K. olmak üzere, belirli kurum ve kişilerle ilgili
sorular sorarak, sahte itiraflarda bulunarak, amiyane deyimle "zarf
atarak", "gizli çekim" yapmaya çalışanlar,
dolaylı rüşvet önerenler eksik olmayacak; Yine, telefonlarım
dinlenmeye devam edecek; Yine, İçişleri Bakanlığı
ya da benzeri bir kurumu tahkir ve tezyiften Ağır Ceza
Mahkemesi'nde dava açılacak; Yine, yine, yine... Üniversitem,
bunca yıldır şahsıma -zorunlu olmasına rağmen-
bırakın bir odayı ya da masayı, sandalye bile
vermemeye devam edecek. Belki de bir yenilik teşkil etmek üzere,
Çağdaş Eğitim Vakfı örneğinde olduğu
gibi, evimde yasal arama yapılacak ve suç (!) delilleri (!)
bulunacak... Sonuç olarak geldiğimiz nokta şu ki, devleti yıkmaya,
devleti ülkesi ve ulusuyla parçalamaya, Cumhuriyete kastetmeye, Atatürk
ilke ve devrimlerini, laik hukuk sistemini yok etmeye çalışanlar
ve tüm bu ihanetleri dış ülkeler adına gerçekleştirenler,
devlet gücünü, devleti savunanlara karşı kullanma aşamasındalar...
Bunlara karşı olmak, onaylamamak artık yetmiyor... Her
gerçek kamu görevlisinin mağdur olma pahasına, elini taşın
altına koyması; devletimizin, tam bağımsızlığımızın
geleceği açısından inisiyatif kullanırken canının
yanmasını, bedel ödemesini göze alması gerekiyor. Çoğunluk
seyrettikçe, mücadele etmek yerine mücadele eder gibi yaptıkça,
faraza Fethulllah Gülen'den, Müslüm Gündüz'den, Metin Kaplan'dan
daha çok cesur ve namuslu olmadıkça, bilelim daha çok Asteğmen
Kubilaylar, Uğur Mumcular, Ahmet Taner Kışlalılar,
Bahriye Üçoklar, Muammer Aksoylar, aramızdan yitip gidecekler.
Cumhuriyete bağlı olduğunu söyleyen bizler de, utanmadan
ve sıkılmadan "devrim şehitlerimizi" sadece ölüm
yıldönümlerinde hatırlamaya devam edeceğiz; neye can
verdiklerinin nedenini sorgulamadan, hesabını sormadan...
68. Fethullahçı internet siteleri içinde sadece biri
(http://www.m-fgulen.org) Türkiye'den yönetilmektedir. Kaynak Holding
A.Ş. adına Sedat Kocar adlı şahsın sorumluluğundaki
bu sitenin adresi, Alayköşkü Cad. No. 12, Cağaloğlu,
34420-İstanbul olup, telefonları da (212) 520.83.40 olarak
kaydedilmiştir. Sözkonusu sitelerin önemli bir bölümü,
A.B.D.'nde bulunmaktadır. Amerika Kıtasındaki tek
istisna, (http://www.fethullah.com) sitesidir. Bu site, Pop It Up
Ventures, Inc. Site 3A Comp2 RR1, Kaleden, BC VOH1KO, Kanada adresini göstermiştir.
Ancak, bu adresin ve de (1) 250.497.6600 telefon numarasının
sahte olduğu anlaşılmıştır. Avrupa'daki
sitelerin büyük çoğunluğu, Almanya üzerinden yayın
faaliyeti sürdürmektedir.
69. Bu uygulamanın tek istisnası, http://www.kartallar.8m.com
adresindeki sitedir. Sitede yer alan amatörce kaleme alınmış
yazı ve haberlerin uslûbuna bakıldığında, bu
sitenin profesyonel istihbaratçıların denetim ya da yönetiminde
olmadığı anlaşılacaktır.
70. Sağ kesimdeki Türk-İslam sentezcilerine (ülkücülerden,
nizamı alemci ülkücülerine ve de ayırdetmeksizin tüm
şeriatçılara) yönelik yayın yapan http://www.otuken.org
adresli site, fethullahçılara, göstermelik, içi boş birkaç
satırlık eleştiri getirirken, tüm içeriğiyle bu
yapılanmaya destek olmaktadır. Sözkonusu site Cumhur Puliç
isimli şahıs üzerine kayıtlı olup, adres olarak PO
Box 408 Dallas Melbourne, Victoria 3047 Avustralya gösterilmiştir.
Şahıs, gerçekten Avustralya'da ikamet etmekte olup, yukarıdaki
posta kutusu adresinin ve verdiği telefonun (61438525867) sahte
olduğu anlaşılmıştır. Bu arada, fethullahçı
istihbaratçılar, hasımları aleyhine dezenformasyon
belgelerini (!) ve iftiralarını bu sitenin yanısıra,
http://www.gercekergenekon.com ya da http://www.yenitercuman.com gibi
siteler üzerinden yayınlatmaktadırlar.
71. Mehmet Eymür, güvenlik gerekçesiyle olacak, internet sitesi için
müracaatını yaparken, sahte adres ve telefon numarası
vermiştir: 1714 Massachutess Ave. NW, DC 20036, USA, Tel: (1)
202.887.9060. Oysa, C.I.A. koruması altındaki şahsın
bu ülkede hiçbir güvenlik riski bulunmamaktadır. M.İ.T.
Belgelerini -C.I.A. süzgecinden ve onayından sonra- Türkiye
Cumhuriyeti'nin yasalarına (özellikle 2937 sayılı
yasaya) rağmen ifşa ve teşhir eden, hatta daha ileri
giderek M.İ.T. içindeki rakiplerinin özel hayatlarına ilişkin
fotoğrafları yayınlayan Eymür'ün sitesi, bugüne kadar
"hack" edilememiştir. Oysa, M.İ.T. bünyesinde
"Elektronik ve Teknik İstihbarat Başkanlığı"nın
yanısıra, Emniyet Teşkilâtı içinde de
"hedef" siteleri çökertecek "hacker" birimi
mevcuttur. Türk istihbarat birimlerinin, kendilerine, dolayısıyla
devlet güvenliğine saldıranlara karşı
"seyirci" konumunda bulunmaları, hiç şüphesiz bir
zaaf olarak değerlendirilmektedir. Bu zaafı sergileyenler hakkında
da gereğinin yapılması, acil ve kaçınılması
olanaksız bir zorunluluktur.
72. Mehmet Eymür'ün şahsımla ilgili hakaret, isnat ve
iftiraları için bkz.
http://www.atin.org/Detail.asp?PRUDUCT_ID=Atin00151 Örneğin,
29.8.2000 tarihli Zaman gazetesinde "Eymür'den Zaman'a Övgü"
başlıklı haberde, "Eymür, bugüne kadar pek yanlış
haberine rastlamadığımız Zaman'ın bilgisine, sözleriyle
gazetemizi övdü" denilmektedir. Yine bir başka örnek olmak
üzere, Zaman gazetesinin yazarlarından Aydoğan Vatandaş,
1.7.2001 tarihli Zaman Gazetesinde yayınlanan "Eymür'le Bir
Washington Sabahı" başlıklı makalesinde, Eymür'ü
ideal bir eş ve aile babası, devlet mağduru, masum mu
masum bir "deli yürek" olarak takdim ettikten sonra, şu
cümlelerle sonlandırmaktadır: "Eymür, Türkiye'ye dönecek
mi? Eymür, 33 yıl boyunca çalıştığı
devletinin vefasızlığından olsa gerek Türkiye'ye dönmek
niyetinde değil. En azından şimdiki kadrolar yerlerinde
kaldıkça Eymür Türkiye'ye dönmeyecek. O artık biricik kızı
ve eşi, Yeni Dünya'da kurdukları yeni yaşama alışmaya
çalışıyor..."
73. Fethullahçı "hacker"ların saldırısına
uğrayan http://www.hablemitoglu.cjb.net adresinde, fethullahçıların
yüzlerce sitesinden biri çıkmaktadır. Eşim Doç.Dr.
Şengül Hablemitoğlu ile ortak sitemiz, halihazırda
http://www.hablemitoglu2002.cjb.net ile
http://www.neciphablemitoglu.cjb.net adreslerinden takip edilebilir.
74. Kemalist Siteler Birliği'nin duyurusu için bkz.
http://www.ksb.8m.com/public.html
75. Geniş bilgi için bkz.
http://www.atin.org/Detail.asp?PRUDUCT_ID=Atin00300
76. http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?
77. alperturkkan@yahoo.com adresini kullanan fethullahçının
"İttifaklar ve Müttefikler" konu başlıklı,
23 Ağustos 2001 tarihli mesajından alıntı yapılmıştır.
78. "MİKDAT ALPAY'I MÜSTEŞARLIKTAN EDEN MEKTUP" başlığı
altında yayınlanan ve dağıtılan dezenformasyon
belgesi için bkz. http://www.gercekergenekon.com vd.
79. Yavuz Güneş takma adını kullanan fethullahçının
ldplist@mail.ldp.org.tr adresine gönderdiği "Faşist TC
Devleti" konu başlıklı, 29.12.2001 tarihli mesajdan
alıntı yapılmıştır.
80. Ornaments Legend takma adıyla ldplist@mail.ldp.org.tr adresine
gönderilen "Komplocu Paranoyak Meczup Hablemitoğlu" konu
başlıklı mesajın tarihi 16.10.2001'dir.
81. Uğur Top adını kullanan fethullahçının
eroltop@hotmail.nl adresi üzerinden gönderdiği bu mesajın
tarihi, 25 Haziran 2002'dir. Tehdit, galiz küfür ve hakaret mesajları
arasında böyle "yumuşak" uslûp kullananlara arada
bir rastlanmaktadır.
82. 3071 Sayı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına
Dair Kanunun 3. maddesine göre, "Türk vatandaşları
kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında,
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ve yetkili makamlara yazı ile başvurma
hakkına sahiptirler". Ne var ki, aynı kanunun "dilekçede
bulunması zorunlu şartları" düzenleyen 4.
maddesinde, "dilekçe sahibinin adı-soyadı ve imzası
ile iş veya ikametgah adresinin" bulunması koşulu
getirilmiştir. Bu koşulun yerine getirilmemesi, dilekçenin işleme
konulmaması-incelenmemesi sonucunu doğurmaktadır.
83. "Bu kitap, Fethullah Gülen'in okullarında eğitim gören
iki yürekli çocuğumuzun anılarından oluşuyor.
20'li yaşlarını süren, ancak yaşadıkları
acı dolu günler nedeniyle kendilerini çok yaşlı
hisseden bu gençler, ne yazık ki anılarını yüksek
tirajlı gazetelerden birinde yayınlatma olanağı
bulamadılar. Çünkü onların hepsi, sözü edilen cemaat ve
liderine övgüler dizmekle meşguldüler. Ülkenin yarınları
için çok önemli olan bu yaşamsal bilgilerin gün
ışığına çıkması, biz sivil toplum
kuruluşlarının onları sahiplenmesiyle gerçekleşebildi.
Atatürk 1920'li yıllarda 'Artık Türkiye din ve şeriat
oyunlarına sahne olmaktan çok ileridedir. Bu gibi oyuncular varsa,
kendilerine başka taraflarda sahne arasınlar...' diyordu. Oysa
1990'lı yıllarda bu oyuncular ülkemizde başrolü
oynuyorlar ve bazı çevrelerden büyük alkış
topluyorlar. Gerçeklerin ve gerçek yüzlerin ortaya çıkması
gerekiyordu. Toplumumuzun bu çocuklara en az bizler kadar duyarlı
davranacağını biliyoruz. Bugün gelinen noktada karşımızdaki
temel tercih sözkonusu: Türk Milli Eğitiminde ya aklı özgürleştirilmiş,
düşünmeyi göze alan ya da aklını belirli bir inanç,
fikir ve ideoloji ile sınırlamış bunun dışında
düşünmeyi reddeden, yalnızca itaat eden insanlar yetiştirmektir...
Gerçeklere gözümüzü kapatarak ya sonuçlarına katlanacağız
ya da aklımızı yüreğimizi ve ilkelerimizi ortaya
koyarak sorgulayacağız ve karşı çıkacağız.
Bu çocuklar bizim çocuklarımız ve bizlerden destek
bekliyorlar". Bkz. Hocanın Okulları, (İstanbul:
İstanbul Üniversitesi Basımevi, 1998).
84. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 5.3.2002 tarih ve E. 2001/10557,
K. 2002/2500 sayılı BOZMA kararında: "Dosyaya
sunulan diğer belgeler ve davacı ile ilgili olarak yapılan
soruşturmalar sonunda iddianamede açıklanan olgular, davacının
yaptığı konuşmalar birlikte değerlendirildiğinde,
dava konusu kitapta yer alan sözlerin, savların ve değerlendirmelerin,
davaya konu kitapta davacı hakkında açıklamaların,
resmi belgeler karşısında görünürdeki gerçeğe
uygun bulunduğu, bundan dolayı da, hukuka aykırılık
unsurunun gerçekleşmediği, böylece davacının kişilik
haklarına saldırıda bulunulmadığı sonucuna
varılmak gerekir. Bu durumda yerel mahkemece istemin tümden
reddedilmesi gerekirken, dosyadaki maddi olgulara uygun düşmeyen
yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı biçimde
hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun görülmediğinden
kararın bozulması gerekmiştir" denilmektedir.
85. Özel Arşiv, Dezenformasyon-S.T.K.B. Klasörü, Dosya: 2,
Belge: 1
86. " " " " " Dosya: 1, Belge: 7
87. " " " " " Dosya: 5, Belge: 3
88. " " " " " Dosya: 1, Belge: 9
89. " " " " " Dosya: 3, Belge: 3
90. " " " " " Dosya: 1, Belge: 2
91. " " " " " Dosya: 2, Belge: 7
92. " " " " " Dosya: 2, Belge: 6
93. " " " " " Dosya: 1, Belge: 4
94. " " " " " Dosya: 3, Belge: 5
95. " " " " " Dosya: 2, Belge: 3
96. " " " " " Dosya: 4, Belge: 9
97. " " " " " Dosya: 5, Belge: 1
98. " " " " " Dosya: 4, Belge: 8
99. " " " " " Dosya: 5, Belge: 3
100. " " " " " Dosya: 1, Belge: 8
101. " " " " " Dosya: 4, Belge: 1
102. Ankara 2 No.lu DGM Başkanlığı, müdahillik
taleplerini reddetmiştir.
103. Özel Arşiv, Dezenformasyon-S.T.K.B. Klasörü, Dosya: 3,
Belge: 1
104. " " " " " Dosya: 3, Belge: 2
105. " " " " " Dosya: 3, Belge: 3. İçişleri
Bakanı Rüştü Kazım Yücelen'in yanıtı,
T.B.M.M. Başkanlığı'na 26.6.2001 tarih ve 155508 sayılı
yazı ile sunulmuştur.
106. Şahsımın da, Çağdaş Eğitim Vakfı
Danışmanı sıfatıyla katıldığı,
çok sayıda sivil toplum kuruluşu başkanının
yeraldığı S.T.K.B. Heyeti, Yücelen'in nezaket dışı
davranışlarına muhatap kalarak, mevcut önyargıyı
bir kez daha algılamışlardır. Örneğin, Bakan,
"mensubu olmakla gurur duyduğu" Türk Demokrasi Vakfı'nın,
Türkiye'de yasadışı faaliyet gösteren Alman siyasal
parti vakıflarından Konrad Adenauer Vakfı ile ilişkilerinin
yasallığı (!) konusunda yanıt vermekten kaçınmıştır.
Aynı şekilde, Hükûmetinin resmi muhatabı olan Emek
Platformunun yasallığına niye itiraz edilmediği
sorusuna da karşılık vermemiştir. Fethullahçılara
karşı faaliyet göstermemek koşuluyla, çok sayıda
sivil toplum örgütünün oluşturduğu platformlara kesinlikle
ses çıkarılmamaktadır. Sekreteryasını Tarih
Vakfı'nın üstlendiği, AB ülkelerinden önemli ölçülerde
proje bedeli (!) alan S.T.Ö. platformu, periyodik etkinlikler gerçekleştirmektedir.
İstanbul Barosu, İnsan Hakları Derneği, Komkar,
İnsan Hakları Vakfı, Mazlum-Der, SODEV, TOSAV gibi kuruluşların
ayrı ayrı ya da müştereken düzenledikleri siyasal
etkinlikler nedeniyle, ne Valiliklerde, ne Emniyet Müdürlüklerinde,
ne Vakıflar Genel Müdürlüğü'nde, ne Maliye Bakanlığı'nda,
ne de Cumhuriyet Savcılıklarında eşzamanlı-planlı
operasyonlara maruz kalmamaktadırlar. Mevcut uygulamaya bakıldığında,
etnik-dinsel bölücülük başta olmak üzere, yabancılarla
her türlü işbirliği gibi olgular, fethullahçı
istihbaratçılar ve işbirlikçileri açısından hiçbir
önem taşımamakta, "suç" olarak algılanmamaktadır.
Artık anlaşılmıştır ki, devletin içine sızmaya
çalışan fethullahçılar, devletin gücünü, devleti
savunanlara karşı kullanma evresine geçmişlerdir...
107. Daha sonra, S.T.K.B. aynı adla dernek olarak kurulmuştur.
Kurucu Başkanı ise, Haşmet Atahan'dır.
108. Özel Arşiv, Ç.E.V.-Dezenformasyon Klasörü, Dosya: 3,
Belge:3.
109. "Tüm bu hazırlıkların sonucunu görmek için düğmeye
basıldığında ilk hedef belli olmuştur: Çağdaş
Eğitim Vakfı Başkanı ve Sivil Toplum Kuruluşları
Platformu Dönem Başkanı, İstanbul Üniversitesi İletişim
Fakültesi Öğretim Görevlisi Sayın Gülseven Yaşer. Sayın
Yaşer ile ilgili fabrikasyon haberleri içeren tamamı düzmece
haber metninin yayın merkezi ise, ABD'de New Jersey'dedir. Bu ne
rastlantıdır ki, yayın merkezinin adresi, Fethullah Gülen'in
Ankara'da yargılandığı 2 No.lu Devlet Güvenlik
Mahkemesi'ne sunduğu ikamet adresi ile aynıdır. Bu metnin
dağıtımını yapan fethullahçı gruplardan
birinin moderatörü de yine ne rastlantı ki, Zaman gazetesinde
Ferhat Barış kod adıyla köşe yazarlığı
yapan bir mürittir. Cemaat yöneticileri (imamları), bu düzmece
haber metnini onbinlerce adrese gönderirken, olası bir tazminat
davasına muhatap olmamak için kendi periyodiklerinde yayınlamaktan
kaçınmıştır. Halk deyimi ile bu ikiyüzlülük,
namertlik, sadece bu düzmece haber metninden ibaret mi kalmıştır.
Elbette ki hayır!.. İşte, en acı olanı,
cemaatin devlet içinde mevcut yaptırım gücünü kullanmasıdır.
Nasıl mı?.. İşte belgesi: '12.12.2000 Tarihinde Çağdaş
Eğitim Vakfına, T.C. Başbakanlık Vakıflar Genel
Müdürlüğü Vakıflar İstanbul Bölge Müdürlüğü'nden
11.12.2000 tarih ve B.02.1.13.06.180.903-26/2000/3648-1 sayılı
yazı gelir. Yazıda, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün
(15.11.2000) tarih ve (24418) sayılı araştırma
talimatı ile Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nün
(30.11.2000) tarih ve (3648) sayılı görev emri gereğince,
araştırma ve tahkikata esas teşkil etmek üzere; 1-
1.01.1999-1.12.2000 tarihlerini ihtiva eden zaman içerisinde, Vakfınıza
bağış yapan özel ve tüzel kişilerin (yurt içinden
ve yurtdışından) isimlerinin, bağış
tarihlerinin ve bağış makbuzu numaralarının
listesini, 2- Yukarıda belirtilen tarihler içerisinde, Vakfınızın
burs verdiği öğrencilerin isimlerinin ve hangi öğrenciye
hangi miktarda burs verildiğinin, 3- Vakfınızın Yönetim
Kurulu, Denetim Kurulu ve diğer organlarında (çalıştırılan
personel dahil) halen görevli bulunanların isimlerini ve ifa
ettikleri görevlerini, 4- Vakfınızın hangi banka şubelerinde
hesaplarının bulunduğunu ve bu hesapların
1.01.1999-1.12.2000 tarihleri arasındaki işlemleri (hesaba yatırılan
ve çekilen para hareketlerini) gösteren hesap ekstrelerinin, herhangi
bir şüphe ve tavzihe sebebiyet vermeyecek şekilde yazılı
olarak 15.12.2000 Cuma günü saat 16.00'ya kadar, aşağıda
belirtilen adrese intikal ettirilmesini rica ederim".
110. İster istemez yargılarsınız, bir kısmı
Fethullahçılara ait olmak üzere, Türkiye'de laik düzene karşı
mücadele amacıyla kurulmuş şeriatçı nitelikli bini
aşkın vakıf var; üstelik bunların bazıları,
'okuma odası', 'temsilcilik', 'lokal' gibi farklı adlarla tüm
ülke çapında örgütlenmiş durumdalar. Sadece Fethullahçı
vakıfların, her ay 'himmet parası' adı altında
halktan yasadışı yöntemlerle trilyonlar topladıkları
ve yine yasadışı yöntemlerle bunları çantalı
kuryelerle yurtdışındaki okulların finansmanı için
gönderdikleri biliniyor. Bugüne kadar bunların hangisi böyle bir
soruşturma geçirdi? Bini aşkın Cumhuriyet düşmanı
vakıf içinde, Çağdaş Eğitim Vakfı gibi
Cumhuriyetin temel değerlerine sahip çıkan ve özellikle de
Fethullahçı kadrolara karşı onurlu ve cesur mücadele
veren kaç vakıf var? Türkiye'de şeriatçı kadrolaşmanın
en yoğun biçimde gerçekleştiği kamu kurum ve kuruluşlarının
başında gelen Vakıflar Genel Müdürlüğü, acaba
kendi içindeki bu zararlı unsurları tasfiye etti de sıra
şimdi Çağdaş Eğitim Vakfına mı geldi?
Kamuoyuna devlet ve rejim yanlısı olarak kendini tanıtmaya
çalışan Vakıflar Genel Müdürü bu soruşturmadan
ne ölçüde haberdar? Değilse, sorumluları kim? Fethullahçılar
için müthiş denilebilecek istihbari bilgileri içeren bu soruşturmada
elde edilecek belgelerin, sözkonusu Cumhuriyet düşmanı
cemaate sızdırılmaması mümkün mü? Yangından
mal kaçırırcasına niçin sadece üç günlük süre
veriliyor, bu süre rutin mi, yoksa Çağdaş Eğitim Vakfı
için özel mi? Vakıflar Genel Müdürü'nün bu ve benzeri soruları
açıklaması, sorumlular hakkında yasal işlem başlatması
ve kurum içindeki Fethullahçı bağlantılı
elemanlara görevden el çektirmesi gerekiyor". Geniş bilgi için
bkz. Dr. Necip Hablemitoğlu, "Fethullah Gülen'in Son Yazıları
Çerçevesinde Fethullahçılar ve Hizbullahçılar", Yeni
Hayat, 76: 21-24, Şubat 2001. 110 Fethullahçı istihbaratçıların
bu dezenformasyon belgesinde, isimler ve kuruluşlar gerçektir.
Aradaki bağlantılar, "yakıştırılmıştır".
Ancak, vahim bir hata yapılarak, "Çağdaş Eğitim
Vakfı"nın adı, "Çevre Eğitim Vakfı"
olarak geçirilmiştir. Hasım kuruluşun tam adını
bilmeyen fethullahçı istihbaratçıların, uydurdukları
ayrıntılar kadar, Fethullah Gülen'e dolaylı övgüleri
de dikkat çekmektedir. Bu mesaj, internet ortamında onbinlerce
adresin yanısıra, faks yoluyla da çok sayıda ilgiliye
ulaştırılmıştır. İnternetteki tartışma
gruplarına da yönlendirilen bu mesajın, Zaman gazetesi
yazarlarından Ferhat Barış kod adlı müritin moderatörlüğündeki
gruptan çıktığı görülmektedir.
111. Işık TV, Kanal 7, Samanyolu TV, Zaman ve Yeni Şafak'ta
yayınlanan düzmece programın metni, yayını müteakip,
ekteki tam çözümü ile birlikte (toplam 24 sayfa) sanık
Fethullah Gülen'in avukatları vasıtasıyla Ankara 2 No.lu
DGM'ye sunulmuştur. Düzmece haber Işık TV'de 4 Mayıs
2002 gecesi saat: 23.00'de yayınlanmış; 6 Mayısta
Fethullah Gülen'in avukatlarına, Atlas Yayıncılık
Ticaret A.Ş. adına Galip Umut Özdil tarafından ek bir
yazı ile ulaştırılmıştır. Işık
TV, yabancı ve küreselleşmeci, AB'den proje destekli Sivil
Toplum Örgütleri ile ilgili olarak şahsımı özel bir
program davetiyle Ankara Stüdyosuna çağırmış;
yaklaşık yarım saatlik bir çekim süresince açıklamalarımı
yayınlamak yerine, sadece görüntümü ve bir iki cümlemi düzmece
programın yayının başında birkaç saniye
kullanmıştır. Işık TV'ye gönderdiğim
protesto metni aynen şöyledir: "Kanalınızın 04
Mayıs 2002 tarihli 'Özel Haber' isimli programında, Türkiye'de
faaliyet gösteren yabancı vakıflar ile ilgili olarak yaptığım
açıklamaların istenilen bölümlerinin yer aldığı
ve haberin bütünlüğüne açıkça monte edilmiş görüşlerime
de yer verildiği görülmüştür. Özel Haber'de, danışmanlığını
yapmakta olduğum Çağdaş Eğitim Vakfı ve Vakfın
Başkanı Gülseven Yaşer ile ilgili olarak asılsız
bir takım suçlamalarda bulunulmuştur. Israrlı
talepleriniz ertesinde, haberin bütünlüğü ile ilgisi olmayan ve
başka bir konu hakkında yaptığım açıklamaların,
çalışmalarını yakından takip ettiğim ve
kamuoyunun bütününün bu konuda takdirini kazanan Sayın Gülseven
Yaşer'e yönelik açık komploda yer almasını esefle
kınıyorum. Sayın Gülseven Yaşer tarafından
gereken açıklamanın tarafınıza yapılmış
olmasına rağmen, bu tarihe kadar gerçeklik kanalınızdan
yayınlanmamış olup, kamuoyunun tam ve doğru şekilde
bilgilenmesi konusundaki duyarlılığımın bu
konuda da devam edeceğinin tarafınızdan bilinmesini rica
ederim. 10.05.2002. Necip Hablemitoğlu".
112. Özel Arşiv, ÇEV-Dezenformayon Klasörü, D: 9, Belge: 1.
113. "Yaklaşık 2 yıldan bu yana süren Fethullah Gülen
davasının suç ve delil uyduran bir organizasyon tarafından
yönlendirildiği iddia edildi. Ankara 2 No.lu Devlet Güvenlik
Mahkemesi'nde devam eden davanın dünkü duruşmasında
mahkemeye üç ayrı dilekçe sunan Gülen'in avukatı Abdülkadir
Aksoy, müvekkilinin Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı
Gülseven Güven Yaşer ile arkadaşlarının başına
çektiği organizasyonun komplolarına maruz kaldığını
söyledi. Fethullah Gülen'in 'terör örgütü kurmakla' suçlanmasının
arka planda ideolojik gerekçelerle kurulan bir iftira organizasyonunun
bulunduğunu kaydeden Av. Aksoy, bu organizasyonun bir yandan montaj
kasetler hazırlayarak gazete ve dergilerde yazılar yayınlattığını,
bazı kamu görevlileri ile irtibat kurarak gerçek dışı
raporlar hazırlanmasını sağladığını
savundu". Haberin tam metni için bkz. "Gülen Aleyhinde Delil
Uyduranlar Var", Zaman, 02.07.2002. Ayrıca bkz. "Gülen
Davasında ÇEV Sorusu", Yeni Şafak, 02.07.2002;
"PKK, Gülen'i Mahkûm Ettirmeye Çalıştı",
Zaman, 07.05.2002; "Gülen Davasında İlginç Gelişme",
Milli Gazete, 07.05.2002.
114. Sözkonusu karar, Ankara 2 Nolu DGM'nin 01.07.2002 tarihli 14.
celsesinde alınmıştır.
115. "Şehit Aileleri"ni temsilen 33 kişi adına
Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığı'na suçduyurusunda
bulunan Av. Mehmet Emin Bağcı, dilekçesinde talep konusunu
şöyle belirtmiştir: "04.05.2002 Tarihinde Işık
Tv'de saat 23.00'teki programda yayınlanan Çağdaş Eğitim
Vakfı Başkanı Gülseven YAŞER'in terör örgütü
PKK'lı öğrencilere parasal yardımda (burs) bulunduğuna
dair iddia ile ilgili hadisenin Sayın Başsavcılığınızca
resen soruşturularak, Işık Tv'de yayınlanan iddiaların
doğruluğunun kanıtlanması halinde sanık Gülseven
YAŞER vee kasette adı geçen şahıslar hakkında
Terör Örgütü PKK'ya Yardım ve Yataklık suçlarından
TCK'nın 169. maddesi ve 3713 sayılı Terörle Mücadele
Kanunu uyarınca haklarında kamu davası açılması
istemidir". Dilekçenin tam metni için bkz. Özel Arşiv, Çev-Yargı
Klasörü, D: 3, B: 2. Ayrıca haber metni için bkz. "Şehit
Aileleri, Çadaş Eğitim Vakfı Başkanı Hakkında
Suç Duyurusunda Bulunacak", Zaman, 10.05.2002.
116. İfadenin tam metni için bkz. Özel Arşiv, ÇEV-Yargı
Klasörü, D: 2, B: 11.
117. Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı Gülseven
Yaşer'in, Komiser Bayram Özbek hakkındaki şikâyet dilekçesi,
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde
20.05.2002 tarih ve 14188 sayı ile kayıt işlemi görmüştür.
Dilekçenin tam metni için bkz. Özel Arşiv, ÇEV-Yargı Klasörü,
D: 3, B: 5.
118. " " " " " D: 3, B: 1.
119. " " " " " D: 1, B: 9.
120. " " " " " Tutanak Dosyası, B: 1.
121. " " " " " " " B: 2.
122. " " " " " " " B: 5.
123. " " " " " D: 2, B: 2.
124. Tuncay Özkan, "Oyun İçinde Oyun Var", Milliyet,
09.06.2002.
125. Özel Arşiv, ÇEV-Yargı Klasörü, D: 5, B: 1-5.
126. " " " " " D: 7, B: 1.
127. " " " " " D: 7, B: 3. Karşı
tarafın bu takipsizlik kararına itirazları, Ankara 1
No.lu DGM'nde kabul edilmiştir.
128. "Adalet'te Şok Rapor: 250 İrticacı Memur
Var", Hürriyet, 07.09.2000.
129. "İrtica İşi Zor", Hürriyet, 02.09.2000.
130. "Şeriatçılığa Hizmet", Hürriyet,
07.09.2000.
131. "Yargıda Yobaz da Var, Bölücü de", Sabah,
04.09.2000.
132. "107 Milletvekili Fethullahçı", Cumhuriyet,
02.09.2000.
133. "Sezer: Fethullahçı Valiler Var", Cumhuriyet,
08.09.2000.
134. Özel Arşiv, Fethullah Gülen-Deşifre Klasörü, D: 2, B:
1
135. Fehmi Koru, "Maalesef, Nuh Mete Yüksel de...", Yeni
Şafak, 05.09.2000.
136. Tuncay Özkan, "Adalet bakanı, Hukuk, Şantaj ve Bir
Kaset", Milliyet, 12.06.2002.
137. Saygı Öztürk, "Tantan Savcıya Şantajı Açıkladı,
Star Yazdı, DGM Belgeledi", Star, 08.06.2002.
138. Özel Arşiv, Özel Klasör: 1, D: 1, B: 1.
139. Dr. Necip Hablemitoğlu, "Fethullah Gülen'in Son Yazıları
Çerçevesinde Fethullahçılar ve Hizbullahçılar", Yeni
Hayat, 76: 21-24, Şubat 2001.
140. Özel Arşiv, İmamlar Klasörü, D: 1, B: 1.
141. Özel Arşiv, İmamlar Klasörü, D: 1, B: 2.
142. Özel Arşiv, İmamlar Klasörü, D: 2, B: 1-3.
143. Özel Arşiv, İmamlar Klasörü, D: 3, B:1.
144. Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele,
(Ankara:1998), s. 75.
145. Özel Arşiv, Telekulak Klasörü, D: 1, B: 7.
146. Özel Arşiv, Telekulak Klasörü, D: 1, B: 1.
147. Ayrıntılı bilgi için bkz. Aydoğan Vatandaş,
"Krizin Aslı, Bilican-Saral Kavgası",
http://aksiyon.com.tr/arsiv/236/pages/dosyalar/dos3.html
148. Özel Arşiv, Telekulak Klasörü, D: 1, B: 4.
149. Özel Arşiv, Telekulak Klasörü, D: 2, B: 1.
150. Özel Arşiv, Telekulak Klasörü, D: 1, B: 2.
151. Özel Arşiv, Telekulak Klasörü, D: 2, B: 3-6.
152. Osman Ak'ın yargı dokümanları arasında yer
alan, şu beyanları dikkat çekmektedir: "Emniyet Genel müdürlüğü'nün
organize suçlarla yoğun mücadele konseptinin ve MGK kararlarını
konu olan gizli şeriatçı unsurlarla mücadele yaklaşımının
ayrılmaz bir parçası olarak, Ankara İstihbarat Şube
Müdürlüğünde yasa ve meslek kuralları ile oluşmuş
meslek teamülleri doğrultusunda görev yapılmıştır.
Suç ve suçlulara karşı yürütülen bu yasal zemindeki mücadele
esnasında, yasal olmayan faaliyetlerinden dolayı doğrudan
zarar gören ve zarar görme tehlikesini hisseden kişi ya da
kurumlar ne yazık ki teşkilat içerisindeki tarafımızdan
da tespit edilmiş BAZI GİZLİ ŞERİATÇI
UNSURLARIN desteğini alarak etkiledikleri medya kuruluşlarıyla
beraber doğrudan saldırıya geçmişler, gerek teşkilat
üst kademelerinde gerekse kamuoyu önünde bizleri önceden mahkûm
ederek istedikleri önyargıyı oluşturmuşlardır.
Bu saldırı sırasında bir taraftan Cumhurbaşkanlığı'nın,
Başbakanlığın, Bakanlıkların, tüm medya
kuruluşlarının, gazetelerin, siyasi partilerin, aydınların,
Emniyet Teşkilatının, MGK'nın, Genelkurmay'ın,
Jandarma Teşkilatı'nın, Demokratik Kitle Kuruluşlarının
telefonlarının dinlendiğini, hizmet dışı
sorgulandığını iddia ederken, olay ve olayların
yargı aşamasına intikal edeceğini de hesaplayarak,
Yargıtay'ın, Danıştay'ın, bazı yargı
mensuplarının da telefonlarının dinlendiğini ve
sorgulandığını iddia ederek, telefon sorgulamasının
ne olduğunu, niçin yapıldığını bilmeyen
ve bilemeyecek durumda olan her derecedeki kurum, kuruluş, kişi
ve kişiler nezdinde savunmasız bırakılmamızı
sağlamışlardır. 1999 yılı Ocak ayından
itibaren başlayan ve Haziran 1999'da açığa alınmamla
sonuçlanan olayımız bir bütün olarak ele alındığında,
bu saldırıyı organize edenlerin amacı açıkça
anlaşılacaktır. Emir ve talimatlarla başladığımız
Fetullah Gülen soruşturması ne yazıktır ki, 'soruşturanların
soruşturulmasına' dönüşerek sonraki dönemlerde bu
takiyeci örgütlenmeyi soruşturacaklara da gözdağı
verilmiştir.... Ancak çalışma tamamlanmadan, örgütün
yönetim kadroları ve mali kaynaklarına yönelik çalışma
sürecine girildiği anda, istihbarat hizmetlerinden ilişiğim
kesilmiştir. Kendi söylemleri ve yazıları ile amaç ve
stratejisini açıkça belgeleyerek ortaya koyduğumuz din
istismarcısı ve rejim düşmanı bir oluşuma yönelik
'Planlı İstihbarat Operasyonu' hedeflerken, operasyon hazırlıkları
duruvermiş, elde edilen hasılalar ve ön çalışmalar
ise, 'gerçek dışı, iftira amaçlı olarak hazırlanmış
bir rapor' iftirası şeklinde karşımıza aleyhte
delil olarak çıkartılmıştır". Özel Arşiv,
Telekulak Klasörü, D: 1, B: 5.
153. Özel Arşiv, Telekulak Klasörü, D: 2, B:8.
154. Muharrem Sarıkaya, "Fethullah Hoca'nın Emniyet Planı",
Hürriyet, 24 Haziran 1999.
155. Güngör Mengi, "Hoca Nereye?", Sabah, 19.06.1999.
156. Saygı Öztürk, "İçişleri Bakanlığı,
38 Emniyetçiyi Cezalandırdı", Star, 01.04.2000.
157. Tuncay Özkan, "Montaj O Kadar İyi ki Hayrete Düştüm",
Milliyet, 08.06.2002.
158. Saygı Öztürk, "Emniyetçileri Fethullah Gülen Raporu
Çarptı", Star, 18.10.2000.
159. Saygı Öztürk, "Fethullah Hoca İçişleri'ni de
Ele Geçirmiş", Star, 22.06.1999.
160. Tuncay Özkan, "3 Bin Polislik Bir Liste", Radikal,
01.02.2001.
161. Tuncay Özkan, "Silah Oyunu Tutmadı", Milliyet,
23.04.2001.
162. Saygı Öztürk, "Müfettişlerin 'Fethullah Raporu'nu
Açıklıyoruz I ve II", Star, 30-31.8.2000.
163. "Polisin Bilgisayarı Tarikatçı Şirketlerden Alınıyor",
Aydınlık, 17.01.1999.
164. Hikmet Çiçek, "Devlete Sunulan Rapor: Fethullah Emniyet'i
Ele Geçirdi", Aydınlık, 10.01.1999.
165. Saygı Öztürk, "Türkiye'yi Sarsan Belge", Star,
14.07.2002.
166. Ercüment İşleyen, "Poliste Bitmeyen Kavga",
Milliyet, 15.06.1999.
167. Ayşe Yıldırım, "Emniyette Gülen Parmağı",
Cumhuriyet, 28.06.1999.
168. Saygı Öztürk, "Emniyette Çifte Skandal", Star,
21.06.1999.
169. Sertaç Eş, "Cemaatler Emniyeti Kuşattı",
Cumhuriyet, 16.07.1999.
170. Sertaç Eş, "Fethullahçılık Devlet Eliyle
Devlet Gözünden Kaçırılıyor", Cumhuriyet,
16.10.1999.
171. Saygı Öztürk, "Savaş Baltaları", Star,
26.09.1999.
172. Tuncay Özkan, "Valiye Çirkin Tuzak", Milliyet,
20.04.2001.
173. İlhan Demir, "Vali'nin Gazabı", Sabah,
23.07.2001.
|