|
1) Mahkemenizce verilen karar üzerine savcılık makamı
bu kararı uygulamak üzere Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne
havale etmiş ve birimce arama yapılmıştır.
Ancak tüm bu olayların nedeni olan ve Vakıfa gelip görevli
olduğunu söyleyen, yürüttüğü ilişki sonucu gizli
gizli görüntü kaydeden ve savcılık makamınca yürütülen
soruşturmada sanık sıfatı ile yer alan Bayram Özbek
adlı kişi de aynı birimde görevli bir memurdur. Yani
Bayram Özbek'in de sanık olarak yer aldığı bir hazırlık
soruşturmasında, Bayram Özbek'in mesai arkadaşları
Çağdaş Eğitim Vakfı'nda arama yapmakla görevlendirilmiştir.
2) Yapılan aramada maalesef savcılık hazır bulunmamış
ve görevli memurlar da ne olur ne olmaz zihniyeti ile vakıftaki
ilgili ilgisiz ne kadar evrak, belge ve malzeme var ise hepsini almışlardır.
Bu durum pratikte vakfımızı kapama noktasına getirmiş
bulunmaktadır. Vakıf, fonksiyonlarını yerine
getirecek malzemeden ve belge düzeninden yoksun bırakılmıştır.
3) Arama yöntem olarak önce ne var ne yok ortalığa döküp,
sonra ayıklama işlemine tabi tutulmak şeklinde yapılmıştır.
Bu işlem yaklaşık 7-8 saat gibi bir zaman diliminde gerçekleştirilebilmiştir.
Kitaplığımızda vakfa ait olmayan ve bu güne kadar
varlığından haberdar olunmayan yedi sekiz adet yasadışı
örgüt ismini ve sloganlarını taşıyan trikler çıkmıştır.
Yine kitaplıktaki tüm kitaplarımızda ÇEV damgası
var iken bu damgayı taşımayan ve yazarının
Abdullah Öcalan olduğu görülen iki adet kitap çıkmıştır.
Bu kitap ve triklerin vakıfa ve vakıf personeline ait olmadığı
ve ilk kez görüldüğü belirtilmesine rağmen, bu husus, tüm
ısrarlarımız sonuçsuz kalarak arama tutanağına
geçirilmemiştir. Bu hususta muhalefetimizi belirtmek üzere Av.
Arif Hikmet Bildik vakıf görevlilerine tutanağı
imzalamamayı önermiş, ancak yetkili polislerce o zaman görevlileri
gözaltına alırız, diyerek imza atmaya zorlamış
ve bu yolla tutanaklar imzalatılmıştır.
4) Yine muhasebe kasası görevli memurlar gelir gelmez açılmış,
ne var ne yok masaya konmuş ve yaklaşık 7 saat sonra
tutanağa geçilmiştir. Bu durumda kasadan çıktığı
söylenen CD, disket, görüntü ve ses kasetleri ve diğer belgeler
üzerinde henüz inceleme yapılmamışsa da, bu
incelemelerde eğer bir suç unsurunu içeren bir durum varsa bu
dahi vakıfa ve çalışanlarına ait olmayacaktır.
Bu kadar süre ile dışarıda kalan belge ve malzemenin sıhhatli
bir şekilde kayıt altına alındığı söylenemez.
5) Tutanakların bir örneğinin tarafımıza verilmesi
yasal bir zorunluluktur. Vakfımızdan yüzlerce, binlerce
belge, bilgi ve malzeme götürülmüştür. Ancak şu anda ne
alındığı ve nelerin götürüldüğü tarafımızdan
bilinmemektedir. En başta arama yapan yetkililer tutanak örneklerini
vermek için söz dahi vermişler ve tutanaklar imzalandıktan
sonra, tüm ısrarlarımız ve hatta araçllarına kadar
peşlerinden koşup istememize rağmen, bu tutanak örnekleri
tarafımıza verilmemiştir.Yaratılan bu koşullarda
endişelerimiz artmış ve sonradan tutanaklara ilave yapılabileceği
dahi tarafımızdan düşünülür olmuştur.
Tüm bu koşullarda mahkemenizce verilen arama kararına vaki
itirazımız nedeniyle arama kararının iptaline karar
verilmesi ve bu karara bağlı olarak vakfımızdan alınan
tüm belge, kayıt ve her türlü malzemenin tarafımıza
iadesinin sağlanmasını saygılarımızla
bilvekale arz ederiz. Çağdaş Eğitim Vakfı Vekilleri
Av. Hanefi Altaş - Av. Arif Hikmet Bildik" (126).
Yukarıdaki itiraz dilekçesinin hemen akabinde, İstanbul
Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı,
24.6.2002 tarihli (Hazırlık No. 2002/1134) kararıyla,
fethullahçı istihbaratçıların tüm oyunlarını
bozmuştur:
"... Toplanan delillere, hazırlık evrakı içeriğine,
sanıkların anlatımlarına ve Yargıtay'ın kökleşmiş
içtihatlarına göre sanıkların yasa dışı
PKK adlı örgüte yardım ettikleri hususunda haklarında
kamu davasını açılmasını gerekli kılacak
yeterli, inandırıcı kesin delil ve emare elde olunamadığından,
sanıklar hakkında CMUK 164 ve müteakip maddeleri gereğince
TAKİBAT İCRASINA YER OLMADIĞINA ... KARAR VERİLDİ"
(127).
Bu karar metni, gerçekdışı, iftiraya dayalı düzmece
haberi yayınlayan şeriatçı basında yer almamıştır.
Her zamanki gibi "çamur at izi kalır" mantığı
içinde hareket eden bu kesim, yeni bir iftira ve dezenformasyona dayalı
asparagas haber ya da programa kadar suskunluğunu korumaya devam
edecektir; tabii tüm bu yalanlar ve iftiralar, mukaddesat, maneviyat,
din, ahlâk, şeriat, milliyetçilik, alp-erenlik, hocaefendi (!) ve
Saidi Nursi adına...
|