|
.(EMNİYET
İÇİNDEKİ FETHULLAHÇI KADROLAR)
Dogu
Perincek ve Isci Partisi'nin aciklamalarindan derlenilen bolum:
|
Danıştay
Soruşturmasını Saptıranların Başında
Fethullah Sicilli Ramazan Akyürek Var !

http://www.doguperincek.gen.tr/20060525.html
|
|
| |
| |
TERTİPÇİLERİ
AÇIKLIYORUZ: VARAN 1 |
|
|
Danıştay
soruşturmasını saptıranların
başında
Fethullah sicilli Ramazan Akyürek
var |
|
|
|
|
Soruşturma
ekibi, kamuoyunu, suçun merkezinde bulunan
ABDnin ve Cumhuriyet yıkıcısı
iktidar sahiplerinin çıkarları doğrultusunda
yönlendirme gayretindedir. Böylece
Cumhuriyete, vatana ve millete karşı
ağır suçların içine
batmaktadır. Bu ekip, Fethullah cemaati
üzerinden SüperNATO bağlantılıdır.
Fotokopisini sunduğum sicilinde,
"Emniyetteki hizipleşme içinde
irticai akımlara (Fethullah) yakın.
Dikkat edilmelidir yazan Emniyet İstihbarat
Daire Başkanı Ramazan Akyürek Danıştay
cinayeti soruşturmasını yönlendiriyor.
Fethullahçı sicilli Ramazan Akyüreki,
Emniyetin beyin merkezinin başına
atayan Tayyip Erdoğandır.
Tayyip Erdoğan, 19 Mayıs 2006 günü
Ankarada MİT Müsteşarı,
Emniyet Genel Müdürü ve Emniyet İstihbarat
Daire Başkanı Ramazan Akyürek ile
yaptığı toplantıda
Ulusalcıların üzerine
gidilmesi talimatını vermiştir.
Daha cinayetten altı saat sonra,
ABD Büyükelçisi, emekli bir büyükelçimize,
Ulusalcıların hedef alınacağını
açıkça belirtti.
Soruşturmanın ilk gününden
beri SüperNATO güdümlü basına yalan
haberler veriliyor. MİT kameralarıyla
çekilmiş, en küçük benzerliği
olmayan görüntüler, Mehmet Perinçek diye
yayınlanıyor. Ulusal Haber diye ne
idüğü belirsiz bir basın kuruluşu
icat edilmiş, onun üzerinden Ulusal
Kanal, İşçi Partisi, Doğu
Perinçek, Danıştaya saldıran
karanlık çetenin içine konmuştur.
Bütün bunlar, SüperNATO güdümlülerin
suç kanıtları dosyasındadır.
Milletimize söz veriyoruz. SüperNATO
merkezlerinin emrinde, Danıştay
saldırısını saptıranlar,
Yüce Divanda ve Cumhuriyet
mahkemelerinde kesinlikle yargılanacaklar
ve işledikleri suçların cezalarını
göreceklerdir.
İşçi Partisi Genel Başkanı
Doğu Perinçek, bugün (25 Mayıs
2006, Perşembe) İP İstanbul
İl Merkezinde bir basın toplantısı
düzenleyerek, Danıştay soruşturmasını
saptıranların başında
Fethullah sicilli Ramazan Akyürekin olduğunu
söyledi.
Perinçek açıklamasında şunları
belirtti:
ABD DERİN DEVLETİ GÜDÜMÜNDEKİ
SUÇ ORTAKLARI
Şu anda Danıştaya saldırıyı
araştıran polis ekibi, bir soruşturma
ekibi olarak değil, soruşturmayı
karartma ve saptırma ekibi olarak
faaliyet yürütmektedir. Bu ekip, suça
azmettiren merkezlerin üzerini örtmeye, böylece
suçun aslî faillerini gizlemeye çalıştığı
için, suça ortak olmuştur. Soruşturma
ekibinin kendisi bir tertip ekibine dönüşmüştür
ve suçlu konumundadır. Bu ekip,
Alparslan Arslanın işlediği
suça iştirakin ötesinde yeni suçlar
da işlemektedir. Suçu emperyalizme karşı
mücadele eden ulusal güçlerin üzerine yıkmak
için yalan haber imal etmekte ve basına
servis yapmaktadır. Soruşturma
ekibi, kamuoyunu, suçun merkezinde bulunan
ABDnin ve Cumhuriyet yıkıcısı
iktidar sahiplerinin çıkarları doğrultusunda
yönlendirerek aynı zamanda
Cumhuriyete, vatana ve millete karşı
ağır suçların içine
batmaktadır. Bu ekip, Fethullah cemaati
üzerinden SüperNATO bağlantılıdır.
Dolayısıyla Danıştay
yargıçlarına kurşun sıkanlar
ile suçu sözümona araştıranlar,
aynı merkezden yönetilmektedirler.
ABDnin Derin Devleti faaliyettedir ve Türkiyenin
söylendiği gibi bir Derin Devleti
yoktur.
MEHMET ALİ ŞAHİNİN
SÜRPRİZİ
Hatırlanacaktır, Danıştay
soruşturmasıyla bizzat
ilgilendiğini söyleyen Devlet Bakanı
Mehmet Ali Şahin, Emniyetle görüştükten
sonra Bir takım sürprizlere hazırlıklı
olun diye açıklama yapmıştı.
Bu bir itiraftı. Sürprizler imal
ediliyordu.
Ama şimdi size asıl sürprizi açıklıyorum.
SORUŞTURMANIN BAŞINDA FETHULLAH
SİCİLLİ DAİRE BAŞKANI
Fotokopyasını verdiğim sicil
raporunu okuyorum:
"Emniyetteki hizipleşme içinde
irticai akımlara (Fethullah) yakın.
Dikkat edilmelidir
Rapor, 2001 yılında İstanbul
Valisi Erol Çakır tarafından
elyazısıyla yazılmış
ve imzalanmıştır.
Bu sicil rapor, 59983 sicil numaralı
Emniyet İstihbarat Daire Başkanı
Ramazan Akyürek hakkındadır.
Sicil Amiri, İstanbul Valisi, Ramazan
Akyürek için, İrticai akımlara
yakın diyor, parantez açıp
(Fethullah) diye irticanın adını
da koyuyor ve dikkat edilmelidir
notunu düşüyor.
Ve dikkat edilmesi gereken Fethullah
sicilli daire başkanı, Danıştay
cinayeti soruşturmasını yönlendiriyor.
Dikkat edilmesi gereken Fethullah
sicilliye, Türk Emniyetinin istihbarat
dairesi, yani beyni teslim ediliyor.
Ama bizzat başbakan koltuğunda
oturan Tayip Erdoğan, Nakşibendi
tarikatının İskenderpaşa
Dergâhından olduğunu inkâr
etmemektedir. Böyle başbakanın böyle
istihbarat başkanı olur.
Cumhuriyet, tarikatların ve cemaatlerin
elinde çırpınmaktadır.
TAYYİP ERDOĞANIN YÖNLENDİRMESİ
VE AĞIR SORUMLULUĞU
Fethullahçı olduğu siciline
kaydedilen Ramazan Akyüreki,
Emniyetin beyin merkezinin başına
atayan Tayyip Erdoğandır.
Ve Danıştay soruşturmasını
saptırma tertibini bizzat Tayyip Erdoğan
yönlendirmiştir.
Tayyip Erdoğan, 19 Mayıs 2006 günü
Ankarada MİT Müsteşarı,
Emniyet Genel Müdürü ve Emniyetin
Fethullah sicilli İstihbarat Daire Başkanı
Ramazan Akyürek ile yaptığı
toplantıda Ulusalcıların
üzerine gidilmesi talimatını
verdiği bilinmektedir.
Daha cinayetten altı saat sonra, ABD Büyükelçisinin
emekli bir büyükelçimize, Ulusalcıların
hedef alınacağını açıkça
belirttiğini de biliyoruz.
Bu yönlendirmelerle Danıştaya
saldırı soruşturması,
soruşturma olmaktan çıkmış
ve bir tertip faaliyetine dönüşmüştür.
BASINA SERVİS EDİLEN YALANLAR
Soruşturmanın ilk gününden beri
SüperNATO güdümlü basına yalan
haberler veriliyor. Ulusal Haber diye ne idüğü
belirsiz bir basın kuruluşu icat
edilmiş, onun üzerinden Ulusal Kanal,
İşçi Partisi, Doğu Perinçek,
Danıştaya saldıran
karanlık çetenin içine konmuştur.
SüperNATO güdümlü televizyon ve
gazeteler, imal edilen yalanları robot
gibi yayınlıyor. Bizimle ilgili sözde
haberlerin hepsi uydurmadır. Burada
zamanı almamak için son örneğini
belirtelim.
Bir fotoğraf yayınlanıyor.
Bugün Yeni Şafakta, dün Zaman ve
Vatanda. Aynı fotoğraf. Fotoğrafta
Mehmet Perinçek diye gösterilen şahısın
Mehmet Perinçek ile en küçük benzerliği
yok. MİT kamerasıyla çekilen görüntü,
İstanbul MİT merkezi tarafından
gazetelere servis edilmiş ve bu
gazeteler de görevlerini yerine getirmişlerdir.
BİZİM SUÇUMUZ
Mehmet Perinçekin suçu nedir?
Yedi yıldır Rus ve Ermeni arşivlerine
girmiş ve oralardan Ermeni soykırımı
yalanının belgelerini bulmuş
ve bu emperyalist yalanı yerle bir etmiştir.
Bulduğu belgeler, çeşitli
dillerden yedi kitap halinde yayınlanmaktadır
ve tartışmayı bitirmiştir.
Büyük suç!
İşçi Partisi ve Ulusal Kanal ne
yapmaktadır? ABD emperyalizminin karşısında
Türkiyenin de ötesinde bölge çapında
ve dünya çapında etkili bir mücadele
yürütmektedirler.
BASINA YALAN BİLGİ SIZDIRMA
MERKEZLERİ
Basındaki namuslu gazetecilerden aldığımız
bilgilere göre, yalan haberler, MİT
İstanbul Bölgesi Bilgi Toplama
Merkezinden ve İstanbul Emniyeti Güvenlik
Şubesinden basına servis yapılmaktadır.
Ancak basın hizmetleriyle ilgilenenler,
bu kadar değil.
Basın operasyonunda, Tayip Erdoğanın
Basın Danışmanı Akif
Beki, tam yetkili olarak tayin edilmiştir
ve kendisine sarf yetkisi de verilmiştir.
Başbakanın özel danışmanları
Cüneyt Zapsu ve Egemen Bağış,
bir karşı taarruz tertibi için görevlendirilmişlerdir.
Basın operasyonu için, 10 Milyon
dolarlık bir fonun ayrıldığı
öğrenilmiştir. Bu paranın
ihale alanlardan sağlanması
kararlaştırılmıştır.
Bu para, bazı yayın kuruluşlarına
ve meslek namusu olmayan gazeteci sıfatlı
görevlilere yalan haber yazdırmak için
kullanılmaktadır.
YARGILANACAKLAR
Milletimize İşçi Partisi kararlılığı
ve aklıyla söz veriyoruz:
SüperNATO merkezlerinin emrinde, Danıştay
saldırısını saptıranlar,
Yüce Divanda ve Cumhuriyet
mahkemelerinde kesinlikle yargılanacaklar
ve işledikleri suçların cezalarını
göreceklerdir.
İşçi Partisi, her zaman kanıtladığı
gibi, bu tertipleri yerle bir edecek
birikime sahiptir. Ülkemizi bir Milli Hükümete
kavuşturmak artık bir vatan görevidir.
NOT: SİCİL ÖRNEĞİNİ
"BASINDAN" BAĞLANTISI
"BASINDA İŞÇİ PARTİSİ"
BÖLÜMÜNDE GÖREBİLİRSİNİZ.
|
|
http://www.ip.org.tr/lib/pages/detay.asp?goster=haberdetay&idhaber=139
|
|
İşçi Partisi Muğla
İl Başkanı Yüksel Sarı
| DANIŞTAY
SALDIRISININ İÇ YÜZÜ |
|
|
|
|
Bütün milleti ayağa
kaldıran Danıştay saldırısının
iç yüzünü anlayabilmek için öncelikle 8 Nisan
2006 tarihli gazete başlıklarına
bakmak gerekiyor. Tayyip Erdoğanın danışmanı
Cüneyt Zapsu Amerikanın devlet başkanı
yardımcısı Cheney ve bazı üst düzey
Amerikalı yöneticilere bizi delikten aşağı
süpürmeyin, kullanabildiğiniz kadar kullanın
demiş. Dikkat ediniz, görüşme sınırlı
sayıda kişi arasında yapıldığına
ve bu sözleri söylediğini Zapsu kendisi açıklayamayacağına
göre, bu haberi bizzat Amerikalı yetkililerin
sızdırdığı son derece açıktır.
O zaman şöyle bir soruyu sormak gerekir.
Amerika ne yapmak istiyor?
Müslüman Irak halkının üzerine bombalar
yağdıracağında Türkiyede
sahte İslamcı bir partinin Hükümet olması
Amerikanın planıydı. O nedenle Tayyip
Erdoğanları alladı, pulladı
medya desteği ile milleti yanıltarak bunu
başardı. Doğrusu Tayyip Erdoğan
da kendilerine verilen her görevi yapabilmek için
büyük çaba harcadı, Amerikanın
memuru gibi davrandı. Fakat bir yere kadar.
Tayyip Erdoğan Hükümetine karşı büyük
bir toplumsal refleks oluşmuştu, Türkiye
halkı yüzde doksanlara varan Amerikan karşıtlığı
ile dünyada birinci olmuştu. O nedenle Tayyip
Erdoğanlar Amerikanın yeni isteklerini
yerine getirmekten aciz duruma düştü.
Cumhuriyetin her kurumu ile kavgalı olmuşlardı.
Tayyip Erdoğanın artık kendi
isteklerini yerine getiremeyeceğini anlayan
Amerika onu gözden çıkarmıştı.
Bu nedenle Amerika da yapılan görüşme
notlarını Türkiyeye sızdırdı
ve bir bakıma İşte sizin yöneticileriniz
bunlar diyerek, Tayyip Erdoğanları gözden
çıkardığını göstermiş,
delikten aşağı süpürmüş oldu.
Irakta batağa saplanan Amerika, Büyük Ortadoğu
projesini hayata geçirebilmek için Irakın
kuzeyinde kurdurduğu kukla devleti Türkiyenin
içine kadar uzatabilmek ve böylece hem Türkiyeyi
hem de İranı bölge gücü olmaktan çıkarmak
istiyor. Bu nedenle Türkiye ile İranı
karşı karşıya getirmek istiyor.
Türkiye ve İranın sırt sırta
verdiği durumda Irakta bir gün bile
kalamayacağını, buna karşılık
düşman olduklarında ise bölgede her
istediğini rahatlıkla yapabileceğini
çok iyi biliyor. Bu planında başarılı
olabilmek için de Türkiyede Tayyip Erdoğanların
yerine bu defa sahte Atatürkçü ve sahte milliyetçi
bir iktidar istiyor. Çünkü, ancak böyle bir hükümetin
İrana saldırı için uygun zemin
yaratacağını, milliyetçi ve Atatürkçü
kesimlerin refleksinin ortadan kalkacağını,
Amerika karşıtı olan ulusalcı
kesimlerin etkisiz hale geleceğini hesaplıyor.
Bu plan artık açık seçik biliniyor. Her
gün gazete köşelerinde bu plandan söz
ediliyor. Söz konusu hükümetin MHP-DYP-CHP
koalisyonu olduğu belirtiliyor. Koalisyon
adayları da bu konuma uygun davranıyor.
Amerikanın Ankara büyükelçisinin MHP
genel merkezine çok sık ziyaretler yapması,
Bahçeliye sizi hep lider görmek istiyoruz
demesi dikkatlerden kaçmıyor. Bu durum MHP
tabanında rahatsızlık yaratırken,
bazı MHPli yazarlar daha şimdiden
CHP-MHP koalisyonu olmaz ama MHP-CHP koalisyonu
olabilir diyor. DYP Genel başkanı Mehmet Ağar,
Amerikanın bu planları içinde yer
alabileceğini ima ederken, CHP Genel başkanı
Baykal da laiklik adına Bülent Arınça
cevap verirken, hiç gerekmediği halde İran
Cumhurbaşkanına sataşarak, aslında
Amerikaya İrana karşı
planlarının içinde ben de yer almaya hazırım
demiş oluyor. Nitekim Baykalın partiyi
sağa kaydıracağını söylemesi
ile Muğla milletvekili Ali Arslanın öncelikle
tek başına iktidarı düşündükleri
ama bu olmazsa MHP ve DYP ile koalisyonun söz
konusu olabileceğini söylemesi birbiri ile örtüşüyor.
Cumhuriyet gazetesinin başını çektiği
İran düşmanlığı ise planın
hayata geçirilmesi için uygun zemin yaratmayı
hedefliyor. Danıştay saldırısı,
işte bu koşullarda gerçekleşiyor.
Danıştay saldırısının
amaçlarını şöylece sıralayabiliriz;
1-AKP Hükümetini düşürmek: Nitekim Danıştay
saldırısından sonra Tayyip Erdoğan
Ankarada kalamamış, Antalyaya kaçmıştır.
Artık Hükümet olsa da iktidar değildir.
Her ne kadar Tayyip Erdoğan acele Amerikaya
gidip yalvarmak için randevu istese de artık
bu süreci durduramayacaktır.
2-Laik kesimi harekete geçirerek, İran düşmanlığını
en üst düzeye çıkarmak ve böylece İran
saldırısı için zemin hazırlamak:
Saldırıdan hemen sonra İran bağlantılarının
ileri sürülmesi bunu doğrulamaktadır.
3- Ulusalcı kesimleri etkisiz hale getirmek:
Saldırıdan önce ayrışma
Amerikan taraftarlığı ve Amerikan karşıtlığı
şeklinde iken saldırıdan sonra Laik
Dinci ayrışmasına dönüşmüştür.
Amerikaya karşı mevzilenme yerini, ülke
içinde birbirimize karşı mevzilenmeye bırakmıştır.
4- MHP-DYP-CHP üçlüsünden oluşan Amerika güdümlü,
sahte Kemalist ve sahte milliyetçi hükümetin koşullarını
oluşturmak: Böylece bu partiler yaklaşan
seçimlerde AKPye karşı diyerek
daha kolay oy toplayabilecekler ve seçimlerden
sonra da yine AKPye karşı diyerek
aynı koalisyonda yer almalarını kendi
tabanlarına kabul ettirebileceklerdir.
Saldırının gerçekleşmesinden
hemen sonra yükselen toplumsal tepki AKP Hükümetini
sarsmıştır. Hemen arkasından hükümet
olanaklarını kullanarak, durumu kendi
yararlarına çevirebilmek için soruşturmayı
Cumhuriyet Savcısının elinden gasp
edip, emniyet içindeki Fethullahçı ekibe
teslim ederek, İşçi Partisine, silahlı
kuvvetlere ve ulusalcılara karşı müthiş
bir yalan kampanyası başlatmışlar,
bu amaçla bazı emekli subayların adını
vererek halkı yanıltmaya çalışmışlardır.
Planlanan koalisyonun adayları ise ulusalcılara
yönelik saldırılar artarken, hiçbir
refleks göstermemiş, sadece ileriye dönük
hesapların gereği olarak, durumdan
yararlanmaya ve yelken doldurmaya çalışmışlardır.
Dağınık durumundaki ulusalcı
kesimler ise örgütsüzlüğün bedelini ödemişler,
kendilerine yönelik haksız saldırılara
karşılık verememişler,
ellerindeki bilgileri halka duyuracak bir yer
bulamamışlardır. Birkaç gün süren
bu saldırı karşısında
ellerinde bilgi olan Genelkurmay İstihbaratı,
Terörle Mücadele birimleri ve ulusalcı
kesimler tek çare olarak ellerindeki bütün
bilgileri İşçi Partisine sunarak vatan
savunmasını İşçi Partisine bırakmışlardır.
İşçi Partisi bir kez daha tarihteki rolünü
üstlenmiştir. Mademki savcılar soruşturamıyor,
mademki bizzat saldırıyı yönlendirenler,
soruşturmayı da yönlendiriyor, vuran da
Fetullahçı, soruşturanda, o halde bu işi
biz yapacağız, soruşturmanın
merkezi İşçi Partisi olacak diyen Doğu
Perinçek ellerindeki bilgileri belgeleriyle açıklamıştır.
1- Danıştaya yapılan saldırı
Amerikanın Türkiye içindeki derin devleti
olan Süper Natonun (Kontrgerilla ) saldırısıdır.
2- Genelkurmay İstihbaratı, Terörle Mücadele
birimleri bir süreden beri saldırganı
takip etmektedirler ve Danıştaya yapılacak
saldırıyı hükümete önceden
bildirmişlerdir.
3- Hükümet saldırıyı önlemek görevini
yerine getirmemiş, onun yerine saldırıyı
kendi lehine çevirme yolunu izlemiştir. Bu amaçla
soruşturmayı bir yetki gaspı ile
Cumhuriyet Savcısının elinden alarak
Emniyet İstihbarat Daire başkanı
Ramazan Akyüreke vermiştir.
4-Ramazan Akyürek, İstanbul Valisi Erol Çakır
tarafından Emniyet içinde Fethullahçı
hizip içindedir, dikkatle takip edilmelidir diye
fişlenen ve bu durum mahkeme kararı ile
tescillenen bir kişidir.
5- Ramazan Akyürek yalnız değildir, aynı
ekibin içinde yine Fethullahçı olan Emniyet
Genel Müdürü Teşkilat Daire Başkan Yardımcısı
İbrahim Selvi, 1.Hukuk müşaviri Osman
Karakuş, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı
Mustafa Gürcü ve Konya Emniyet Müdürü Salih
Tuzcu da vardır.
6- Danıştaya silahlı saldırıda
bulunan Alparslan Arslan ve sekiz arkadaşı
Gonca Bahar isimli bir kadın aracılığı
ile İsrail Gizli Servisi MOSSAD tarafından
Bulgaristanda eğitilmiştir.
7- Basın aracılığı ile halkın
yanlış bilgilendirilmesi için 10 Milyon
dolarlık fon ayrılmıştır.
Bu paranın da ihalelere katılanlardan sağlanması
kararlaştırılmıştır.
8- Daha kapsamlı bilgileri önümüzdeki günlerde
vermeye devem edeceğiz. Milletimize
İşçi Partisi kararlılığı
ve aklıyla söz veriyoruz, milli hükümet
kurulacak ve bunlar yargılanacaktır.
Doğu Perinçekin açıklamalarıyla
senaryo çökertilmiş oldu. Artık gazete
sayfalarında Düzmece senaryo çöktü
diye başlıklar atılıyor.
Tutuklanan emekli subaylar serbest bırakıldı.
Bomba yine Hükümetin elinde patladı.
Bütün bu gelişmelerden çıkaracağımız
ortak sonuçlar şunlardır.
1-Amerikanın Türkiyeyi İran ile
tokuşturma planı başarıya ulaşmayacaktır.
Nitekim cenaze töreninde Mollalar
Amerikaya diye slogan atan on binler, asıl
düşmanın kim olduğunu bildiklerini
ve kül yutmayacaklarını göstermişlerdir.
2- AKP Hükümeti gidicidir.
3- Amerika güdümlü sahte milliyetçi ve sahte
Kemalist hükümet planı da tutmayacaktır.
Çünkü Milliyetçilik ve Atatürkçülükle
Amerikancılık bağdaşmaz. Bu
nedenle milliyetçiliği ve Atatürkçülüğü
Amerikanın emrine sunmak isteyenler başarılı
olamayacaklardır. Milletimiz buna izin
vermeyecektir.
4- Değişik siyasi partilere dağılmış
ve bir kısmı da partisiz olan ulusalcı
kesimler örgütsüzlüğün bedelini ağır
ödemişlerdir. Kolayca saldırıya
maruz kalabilecekleri ve kendilerini
savunamayacakları görülmüştür. Onun için
Amerikanın karargahına karşı,
bir Türkiye karargahına ihtiyaç olduğu
ve bu karargahın da ancak İşçi
Partisi olabileceği bu olayla bir kez daha görülmüştür.
İşçi Partisinin milletin öncülerini
İşçi Partisinde toplanmaya çağırması
ve 4 Haziranda açıklanacak öncüler
bildirisi şimdi daha anlamlı hale gelmiştir.
5- Milletimizin bu hain saldırılar karşısında
gösterdiği bilinçli refleks taktire değerdir.
Ancak süreç henüz bitmemiştir. Yeni saldırılar
söz konusu olabilecektir. O nedenle milletçe
duyarlı olmalıyız.
Bu kapsamda Muğla Barosunun gerçekleştirmiş
olduğu büyük yürüyüşü coşku ile
selamlıyor ve Baromuzu kutluyoruz. Ne var ki diğer
şehirlerimizde olduğu gibi siyasi
partilere ait bayraklar önde, arkada ise halk
topluluğu olacak şeklinde yürüneceği
siyasi partilerin ayrı ayrı katılmayacakları
önceden duyurulduğu halde bu disipline uyulmamıştır.
İşçi Partisi ve diğer siyasi
partiler bu disipline uyarak halkın arasına
karıştığı halde bir siyasi
partimizin bu disiplini bozarak ayrı katılım
göstermesi yanlıştır. Bu gibi yelken
doldurmaya yönelik hafif tutumların birlik ve
beraberliğimize zarar vereceği düşünülmelidir.
Baromuz bu husustaki sorumluluğunu cesaretle
kabullenmeli, daha çok Türkiyeyi ve hepimizi düşünen
tutumları öne çıkarmalıyız.
http://www.ip.org.tr/lib/pages/detay.asp?goster=haberdetay&idhaber=155
|
|
|
| |
VARAN
3: İP Genel Başkan Yrd.
Turan Özlü ve E.Tuğgeneral
Servet Cömert açıkladılar |
|
|
İsim
isim Danıştay saldırısı
tertibini hazırlayan
üst düzey emniyet görevlileri |
|
|
|
|
İşçi Partisi
Genel Başkan yardımcısı Turan Özlü,
bugün (27 Mayıs 2006) İstanbul İl
Merkezinde bir basın toplantısı düzenledi.
Özlü, Danıştay saldırısıyla
ilgili olarak, Başbakan Erdoğan ve Mehmet
Ali Şahinin yönlendirmesiyle tertibi hazırlayan
ve psikolojik savaşı yürüten Emniyet içindeki
üst düzey görevlileri isim isim açıkladı.
Basın toplantısında E. Tuğg.
Servet Cömert de hazır bulundu ve konu ile
ilgili açıklamalarda bulundu.
Yalancının mumu yatsıya kadar yandı
ve yalanlar üzerine inşa edilen komplo birkaç
gün içinde bütünüyle çöktü.
Emniyet içinde en üst düzey noktalara yerleştirilen
Fethullahçı ekip, Tayyip Erdoğan ve
Mehmet Ali Şahinin yönlendirmesiyle Danıştay
saldırısında psikolojik savaşı
yürüten merkezi oluşturmuşlardır.
Bu durum artık bazı köşe yazarlarımız
tarafından da ilan edilmektedir. Bugün Sayın
Ertuğrul Özkök Hürriyet gazetesindeki köşesinde
Hükümetin ve emrindeki Emniyet güçlerinin Danıştay
suikastındaki rollerini açıkça yazmaktadır.
Hükümetin ve emniyet istihbaratının
saldırıdan haberi olduğu bugün artık
kanıtlarıyla ortaya çıkmış
bulunuyor.
Artık anlaşılmıştır.
Danıştay yargıçlarına kurşun
sıkanlar ile sözüm ona araştıranlar
aynı merkezden yönetilmektedir.
Böylece, Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın
bizzat ilgilendiği komplonun suç şebekesi
de suçlarıyla birlikte ortalıkta kalıverdi.
Bu şebeke Emniyet içinde yuvalanmış
Fethullahçılardır. Suça azmettiren
merkezin üzerine örtmeye çalışmışlar,
bir karartma ve şaşırtma faaliyeti içinde
suçun asli faillerini gizlemişlerdir.
Fethullah Cemaati üzerinden SüperNATO bağlantılıdırlar.
Türkiyenin değil fakat ABDnin derin
devletinin hizmetindedirler.
Herkes bilmelidir ki, Danıştay saldırısını
saptıranlar Cumhuriyet mahkemelerinde
kesinlikle yargılanacaklar ve işledikleri
suçların cezalarını göreceklerdir.
Suçları bütünüyle açığa çıkmış
bu isimler derhal görevden alınmalı ve
yargılanmalıdır.
İşçi Partisi olarak soruşturmayı
üstlendik. Artık soruşturmanın
merkezi burasıdır, İşçi
Partisidir. Komplocuların iddianamelerini hazırlıyoruz.
İŞTE İSİM İSİM EMNİYET
İÇİNDEKİ FETHULLAHÇI HİZİP
Bir numaralı isim, Emniyet İstihbarat
Daire Başkanı Ramazan Akyürekin sicil
dosyasına İstanbul Valisi Erol Çakırın
15 Aralık 2001 tarihinde düştüğü
notu önceki gün kamuoyuna açıkladık.
Vali Erol Çakırın sicil notunda
Emniyetteki hizipleşme içinde irticai akımlara
(Fethullah) yakın. Dikkat edilmelidir kaydı
bulunuyor.
İşte bu dikkat edilmesi gereken yani
takip edilmesi gereken zat, en üst düzey takip
merkezinin başına atanmış. Danıştay
suikastını sözüm ona soruşturma görevi
de bu Fethullahçılığı sicilli
zata emanet edilmiş. Yangını çıkaranlara
itfaiyeci görevi verilmiş.
Diğer isim Emniyet Genel Müdürlüğü
Personel Daire Başkanı İbrahim Selvi.
Teşkilat içindeki bütün önemli atamalar
Selvi tarafından yapılıyor. 2 Şubat
2004 tarihli Zaman gazetesinde Emniyet, polise
toplu konut müjdesi verdi başlıklı
haberde Selvinin reklamı yapılıyor.
İbrahim Selvi merkezde yalnız bırakılmamış.
Fethullahçı kadrolaşmada çok kritik bir
isim de Osman Karakuş. 1. Hukuk Müşaviri
olarak görev yapan Karakuş Fethullahçıların
örgüt içindeki hamisi olarak biliniyor.
Emniyet Genel Müdür Yardımcısı
Mustafa Gülcü ile Teftiş Kurulu Başkanı
Ali Kolat da ekibin tamamlayıcıları
arasında.
Ramazan Akyürek, İbrahim Selvi ve Osman Karakuş,
Polisin YAŞı olarak bilinen ve
Emniyetteki üst düzey terfi ve atamaların
belirlendiği Yüksek Değerlendirme
Kurulunun, bulundukları makam gereği doğal
üyeleri. Yani atama ve terfilerde söz sahibiler.
Bu isimlerin ardından Konya Emniyet Müdürü
Salih Tuzcu geliyor. Tuzcu, 1987 yılında Eğitim
Daire Başkanıyken Fethullahçı örgütlenmenin
temelini atan kişi olarak biliniyor. 10 Aralık
2003te Konya Emniyet Müdürlüğüne
atandı. Seydişehir Alüminyumun özelleştirilmesine
karşı direnen işçilerin eylemine müdahalesiyle
öne çıktı.
Em. Tuğgeneral Servet Cömert ise konuşmasında
özetle şunları söyledi:
Bir senaryo var ve bu senaryonun içinde umulmadık
aktörler var.
O senaryoyu Soruşturma aşamasında
sürprizlere hazır olun diyen Bakan
biliyordu. Herhalde soruşturmanın
bilgisi dahilinde olduğunu söyleyen Başbakan
da biliyordu. Senaristler de, saldırının
muhtemel sonuçlarını biliyordu.
Emekli askerlerin ve İşçi Partisinin
hedef alınması, saldırının
bir senaryo olduğunun başta gelen kanıtıdır.
Not: Tertip şebekesinin şemasını
"BASINDA İŞÇİ PARTİSİ"
bölümünde görebilirsiniz.
|
http://www.ip.org.tr/lib/pages/detay.asp?goster=haberdetay&idhaber=144
|
|
| TERTİPÇİLERİ
AÇIKLAMAYA DEVAM: VARAN 2 |
|
|
İşçi
Partisi Genel Başkanı Doğu
Perinçek:
Alparslan Arslan ekibi MOSSAD tarafından
Bulgaristan'da eğitildi
|
|
|
|
|
· Danıştay baskınını
gerçekleştiren Alparslan Arslan ve ekibi,
Bulgaristanda faaliyet gösteren MOSSAD destekli
Alpiras adlı firma tesislerinde özel eğitim
gördüler. Ankara Emniyeti Terörle Mücadele
Şubesinin, Askeri İstihbaratın
ve MİTin elindeki bu bilgi, Fethullah
tarikatının güvenliğini tehdit ettiği
için değerlendirme dışı
tutuluyor.
· MOSSADın eğittiği ekibin Türkiyede
Gonca Bahar kimliğini taşıyan bir kadınla
ilişkili oldukları ve hesaplarına 4
trilyon Lira para yatırıldığı
da biliniyor.
· Emniyet Genel Müdürlüğü istihbarat değerlendirme
verilerine göre, Danıştay baskınını
gerçekleştiren suç örgütü hakkında
izleme bilgileri var. Buna rağmen ne MİT,
ne Emniyet, MOSSAD tarafından eğitilen SüperNATOnun
suç örgütüne karşı gerekli tedbirleri
almadı ve saldırıyı önlemek için
herhangi bir uygulamada bulunmadı.
· Danıştayda silahlı bir eylem
yapılacağı, olaydan önce Hükümete
bildirildi. Hükümet, bu istihbarata rağmen,
önleyici plan ve uygulama talimatı vermedi;
olayların gerçekleşmesini bekledi.
· Bugün Hürriyet gazetesinde yayınlanan
haberde de belirtildiği üzere, Emniyetteki
sorgu ekibi, sorguladıkları Alparslan
Arslanın önüne bir suç örgütü şeması
koyuyorlar. Şema, iki örgütü hedef alıyor:
İşçi Partisi ve Türk Silahlı
Kuvvetleri. Şema, SüperNATO ve MOSSADın
plan ve stratejisine göre yapılmış.
Böylece Emniyet İstihbarat Dairesinin
Fethullah sicilli Başkanı Ramazan Akyürek
ve ekibinin bir sorgu ekibi değil, tertip ekibi
olduğu, suç işlediği bir kez daha
kanıtlandı.
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu
Perinçek, bugün (26 Mayıs 2006, Cuma) İP
İstanbul İl Merkezinde bir basın
toplantısı düzenleyerek, Danıştaya
silahlı baskını yapan Alparslan
Arslan ekibinin MOSSAD tarafından
Bulgaristanda eğitildiğini açıkladı.
Perinçek açıklamasında şunları
belirtti:
ALPİRAS FİRMASI TESİSLERİNDEKİ
EĞİTİM
Danıştay baskının gerçekleştiren
Alparslan Arslan ve ekibi, Bulgaristanda faaliyet
gösteren MOSSAD destekli Alpiras adlı firma
tesislerinde özel eğitim gördüler. Bu özel
eğitime katılanlar, Fethullahçılar içinden
seçilmiş, davranış bozukluğu
olan, psikopat karakterde, çeşitli tertip ve
silahlı eylemlerde kullanılmaya elverişli
tipler. Yapılan eğitim, yalnız silah
kullanmayı kapsamıyor; aynı zamanda
kişilik yapıları da kullanılacak
eylemlere göre robotlaştırılıyor.
GONCA BAHAR İLİŞKİSİ
MOSSADın eğittiği ekibin Türkiyede
Gonca Bahar kimliğini taşıyan bir kadınla
ilişkili oldukları ve hesaplarına 4
trilyon Lira para yatırıldığı
da biliniyor.
Ayrıca MOSSADın Alparslan Arslan ve
arkadaşlarına sık sık kadın
temin etikleri de saptandı. Bu yöntemin özellikle
MOSSAD tarafından bu tür operasyonlarda kullanıldığı
belirtiliyor.
ANKARA TERÖRLE MÜCADELE ŞUBESİ DEVRE DIŞI
BIRAKILDI
Alparslan Aslan ve ekibinin Bulgaristan bağlantıları,
Askeri İstihbarat, Ankara Eminiyet Müdürlüğü
Terörle Mücadele Şubesi ve MİT tarafından
saptanmıştır. Ancak Fethullah sicilli
Ramazan Akyürek ekibinin yetki ve görev gaspıyla
yürüttükleri soruşturmada, Ankara Terörle Mücadele
Şubesi tümüyle devre dışı bırakılmıştır
ve bulguları da bir kenara atılmıştır.
Çünkü bu bulgular, SüperNATO güdümlü
Fethullah tarikatının güvenliğiyle
çelişmektedir.
EMNİYET İSTİHBARATI VE MİT
İZLEDİĞİ HALDE ÖNLEMEDİ
Emniyet Genel Müdürlüğü istihbarat değerlendirme
verilerine göre, Danıştay baskınını
gerçekleştiren suç örgütü hakkında
izleme bilgileri var. Buna rağmen ne MİT,
ne Emniyet, MOSSAD tarafından eğitilen suç
örgütüne karşı gerekli tedbirleri almadı
ve saldırıyı önlemek için herhangi
bir uygulamada bulunmadı.
DANIŞTAY EYLEMİ ÖNCEDEN HÜKÜMETE BİLDİRİLDİ
Danıştayda silahlı bir eylem yapılacağı
olaydan önce Hükümete bildirildi. Hükümet, bu
istihbarata rağmen, önleyici plan ve uygulama
talimatı vermedi; olayların gerçekleşmesini
bekledi.
İKİ ÖNEMLİ EYLEM DAHA
Eldeki istihbarat verilerine göre, iki önemli
eylemin daha planlandığı bilgisi var.
Bu eylemlerin hangi devlet kuruluşlarını
hedef alacağı da biliniyor; bu bilgi bizde
de var.
RAMAZAN AKYÜREKİN SUÇUNUN YENİ
KANITLARI
Bugün Hürriyet gazetesinde yayınlanan haber,
Emniyette kurulan sorgulama ekibinin yeni suç kanıtlarını
ortaya koydu. Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı
Ramazan Akyürek ve ekibi, sorguladıkları
Alparslan Arslanın önüne bir suç örgütü
şeması koyuyorlar. Bu şemada Hürriyette
de belirtildiği gibi Doğu Perinçekin
adı var. Şema, iki örgütü hedef alıyor:
İşçi Partisi ve Türk Silahlı
Kuvvetleri. SüperNATO ve MOSSADın Türkiyede
yıpratılmasını ve etkisiz hale
getirilmesini saptadıkları siyasal ve
askerî güç, İşçi Partisi ile Türk
Ordusu. Bu nedenle şemada Doğu Perinçekten
başka E. Tümg. Doğu Silahçıoğlu
ve bazı emekli generallerin isimleri de var.
CUMUHURİYET BAŞSAVCILIĞI DEVREDIŞI
BIRAKILDI
Tayip Erdoğan yönetimi, Ankara Başsavcılığının
yetki ve görevlerini gaspederek, soruşturmayı
Emniyet içine yuvalandırdığı
Fethullah kadrosuna yaptırmaktadır.
Cumhuriyet yargısını devredışı
bırakan bu uygulama da, bir suçtur.
SORUŞTURMAYI İŞÇİ PARTİSİ
ÜSTLENDİ
Emniyette soruşturmayı saptırmakla görevlendirilmiş
olan Fethullah sicilli Emniyet İstihbarat
Dairesi Başkanı Ramazan Akyürekin örtmeye
çabaladığı gerçekleri kamuoyuna açıklamaya
devam ediyoruz.
Halkımızın yüreği ferah olsun
Danıştay soruşturmasını
İşçi Partisi üstlenmiştir ve
Cumhuriyetimizi hedef alan bu suç, bütün
boyutlarıyla aydınlatılacak ve suçlular
Yüce Divan ve ceza mahkemeleri önüne çıkarılacaktır.
|
http://www.ip.org.tr/lib/pages/detay.asp?goster=haberdetay&idhaber=140
|
|
|
|
| |
Eski
İstanbul Kaçakçılık
ve Organize Suçlarla Mücadele
Şb.Müdürü Adil
Serdar Saçan |
|
|
|
Emniyetteki
örgütün adı: F (Fethullah)
tipi Yöneten:
Ramazan
Akyürek
|
|
|
|
Danıştaya
yapılan saldırı sonrası
yaşanan kamuoyunu yönlendirme
faaliyetini emniyet içindeki Fethullahçı
yapılanma örgütledi. Bu örgütlenmenin
başında Emniyet İstihbarat
Daire Başkanı Ramazan Akyürek
bulunuyor.
İstihbarat Dairesi, Terör Dairesi, Kaçakçılık
Dairesi ve Eğitim Dairesinde örgütlenmiş
durumdalar ve illerin istihbarat teşkilatları
bunların elinde. Teknik dinleme yapan
polis birimleri tamamen bunların
elinde. Dinlemeyi polis mi yapıyor,
yoksa polis üniforması giymiş F
tipi adam mı yapıyor? Bunu merak
eden savcı varsa ben onları isim
isim veririm.
Şemdinlide savcı iddianameyi
yazmadan önce, Meclis Araştırma
Komisyonuna İstihbarat Dairesinin
Başkanı geliyor. Diyor ki, hırsız
içeride dışarıda aramaya
gerek yok. Onu alıyorlar onun yerine
sicilinde Fethullahçı yazan
birini atıyorlar. Adamlarda hiçbir değişiklik
yok. Şemdinli iddianamesi, F Tipi örgütünün
araştırmalarına göre yazıldı.
Devletin belirli kademeleri ele geçirilmiş.
Bu örgütün başı, bir başka
ülkenin istihbarat servisi ne derse onu yapıyor.
O ülke, o örgüt vasıtasıyla
bizim ülkemize operasyon yapıyor.
Burada hem hükümete operasyon yapılıyor,
hem de bize yani ulusalcı güçlere
Aydınlık, 28 Mayıs 2006
Türkiyede ilk Kaçakçılık ve
Organize Suçlar Müdürlüğü 1998 yılında
kuruldu. Müdürlüğün İstanbuldaki
şubesinin kurucusu Adil Serdar Saçan.
Saçan, 5 yıllık görev süresince
Ömer Lütfi Topal cinayeti, Malki cinayeti,
Korkmaz Yiğit, Albayraklar Holding,
İGDAŞ, Akbil ve İSTAÇ gibi
operasyonlarını yürüttü.
AKPnin iktidar olmasıyla birlikte görevden
alındı. Nedeni, Emniyetteki
irticai kadrolaşmaya karşı
olması.
Aydınlık Genel Yayın Yönetmeni
Emcet Olcaytu, Dr. Adil Serdar Saçanla
İstanbulda bürosunda konuştu.
AYDINLIK: Telefon görüşmemizde Danıştay
saldırısı sonrası yaşanan
gelişmeleri Emniyet içindeki Fethullahçı
yuvalanmanın organize ettiğini
söylediniz. Bu örgütlenmeyi ve bu olay içindeki
rolünü anlatır mısınız?
A. SERDAR SAÇAN: Polis Kolejine 1978 yılında
girdim. Birden Işık Evlerini
buldum karşımda. Bu yıllar
Polis Kolejinin bu örgüt tarafından
ele geçirilme dönemidir. Polis
Akademisinden o dönem mezun ilk komiser
yardımcıları -seçilmiş
bir grup Polis Kolejine gelmişti.
Şimdi kolejdeki örgütlenmeyi yapan bu
kişilerin hepsi şu anda emniyet müdürü.
Bunlardan birisi de şu anki İstihbarat
Daire Başkanı Ramazan Akyürek.
İKİ YIL İÇİNDE İL
EMNİYET MÜDÜRÜ OLACAKLAR
Komiserler, Kolejdeki öğrencileri Işık
Evlerine götürmeye başladılar.
Bizim dönemimizden Işık Evi eğitimi
almış birçok kişi var. Önümüzdeki
2 yıl içinde onlar il emniyet müdürü
seviyesine çıkacaklar. Şu anda müdür
yardımcısı durumundalar. O
tarihten sonra Polis Koleji ve Polis
Akademisi, daha sonra Polis Okulları bu
F Tipi örgütlenmenin (Fethullah Gülen örgütlenmesi
Aydınlıkın notu) eline
geçti. Ve emniyet örgütünün yönetici
kesiminin büyük bir bölümü, bunlardan
oldu.
ÖZAL DÖNEMİNDE ÇIKAN ÖZEL YASA
1985 yılında, Özel Sınıf
adı altında polis koleji değil,
üniversiteyi bitirmiş olan kişileri
de aldılar. Bir sene eğitip, 1986
yılında amir yaptılar. Atatürk,
Polis Kolejini, Cumhuriyete bağlı
bir polis teşkilatı yetişsin
diye kurmuştu. Ama 1985 yılında.
Özal döneminde bir yasa çıkarıldı.
Böylece; örneğin İlahiyatı
bitirmiş adam Polis Kolejine
girmeden, sınavla Polis Akademisine
girdi. 8 ay eğitim görüp, Kolej ve
Akademi mezunları gibi yetki sahibi
oldular. Bunların büyük bir bölümü
F tipidir (Fethullah Tipi). Bunlar
şu anda il emniyet müdür yardımcısı
düzeyindeler. Önümüzdeki sene itibariyle
birinci sınıf emniyet müdürü
olacaklar. Emniyet örgütlenmesi içindeki
üst yapılanmanın büyük bir bölümü
şu anda ne yazık ki, örgütün
kontrolüne geçti. Dolayısıyla
emniyet birimleri de F tipi örgütlenmenin
kontrolüne geçti.
Işık Evleri eğitiminden geçmiş
emniyet müdürleri, imam emniyet müdürleri...
Üzerlerinde resmi üniforma var ama üniformanın
arkasında çok ciddi bir örgütlenmeye
bağlı emniyet mensupları var.
SAVCILARA İSİM VERİRİM
AYDINLIK: Emniyet Genel Müdürü, Danıştaya
saldırı olayının arkasında,
adı belli olmayan bir örgütün varlığından
bahsediyor?
SAÇAN: Ben F Tipi örgütten bahsediyorum.
İstihbarat Dairesi, Terör Dairesi, Kaçakçılık
Dairesi ve Eğitim Dairesinde örgütlenmiş
durumdalar ve illerin istihbarat teşkilatları
bunların elinde. Teknik dinleme yapan
polis birimleri tamamen bunların
elinde. Dinlemeyi polis mi yapıyor,
yoksa polis üniforması giymiş F
tipi adam mı yapıyor? Bunu merak
eden savcı varsa ben onları isim
isim veririm.
F TİPİ ÖRGÜT SOKAKLARI İZLİYOR
Dinleme kapsamında MOBESE (Mobil
Elektronik Sistem Entegrasyonu) diye bir
sistem kurdular. Bu sistem bütün sokakları
izliyor. Yasal alt yapısı yok. Her
yere bir kamera koydular ama her sokağa
kamera koyan devlet Danıştaya
kamera koymayı unutmuş.
MOBESEyi kuran firma, bu sistemi kuran örgüt,
biraz önce bahsetmiş olduğum
grubun kontrolünde.
DANIŞTAY SALDIRISI VE ÖNCESİ
Son olayda Cumhuriyete doğrudan sıkılmış
bir kurşun var. Atatürkçü olduğu,
Cumhuriyetçi olduğu, laik olduğu
kesin olan bir üst yargıya Cumhuriyet
tarihinde ilk defa sıkılmış
bir kurşun. Danıştaya yapılan
saldırı sonrası yaşanan
kamuoyunu yönlendirme faaliyetini
Emniyet içindeki Fethullahçı yapılanma
örgütledi. Bu örgütlenmenin başında
Emniyet İstihbarat Daire Başkanı
Ramazan Akyürek bulunuyor.
Ancak son olaylar yaşanmadan önce Türkiyede
bir takım olaylar oldu. Bunlardan bazı
örnekler vereceğim.
Bir terörle mücadele komiseri, 2001 veya
2002 senesinde Çağdaş Eğitim
Vakfında bir kaset buluyor. Önce sızıyor
oraya güya komiser. Ve sonra arama yapılıyor
vakıfta ve orada kaset bulunuyor.
Kaseti bir dinliyorlar. Fethullan Gülenle
ilgili soruşturma yapmakta olan Nuh
Mete Yükselin seks kaseti. Tesadüfe bakın
şimdi. Kim yapıyor operasyonu?
Devlet yapıyor ama; devlete sızma,
üniforma giyme budur yani. Peşinden
Nuh Mete Yüksel görevden alınıyor,
sürülüyor.
YÜKSEK YARGIYA SALDIRININ MERKEZİ DE
AYNI
Peşinden tekniğe dayalı bir
istihbarat operasyonu daha. Yargıtay Başkanı
Eraslan Özkaya olayı. Yöntemi bildiğim
için söylüyorum. Özkaya laiklikle ilgili
bir konuşma yapıyor, laikliği
başka tarif eden grup bunu beğenmiyor.
Ve Eraslan Özkaya birden bire Alaaddin Çakıcı
ile ilişkilendiriliveriyor. Soruşturma
yapılınca adamın suçsuzluğu
ortaya çıkıyor ama daha evraklar
adliyeye gitmeden basında çarşaf
çarşaf yazıyor. Burada da
operasyonu yapan istihbarat ve kaçakçılık
daireleri.
Danıştaya silahlı saldırı
yapıldı. Fakat yüksek yargıya
yapılan silahsız saldırılar
daha önemli. Yüksey yargıya Yargıtay
Başkanının şahsında
saldırı yapıldı.
Hemen devamında AKPnin bir
milletvekili (TBMM Dokunulmazlıkları
Araştırma Komisyonu Başkanı
Hüsrev Kutlu Aydınlıkın
notu) diyor ki yargıya güvenmiyoruz.
Akabinde Kaçakçılık, İstihbarat
Daire Başkanlıkları Neşter
diye bir operasyon başlatıyorlar.
Yargıtaya otomatik tüfekle saldırı
gibi bir olay. Yargıtayın
yargıçları, rüşvet aldı
diye telefon görüşmeleri yayınlanıyor.
Yüksek yargıçlar karalanıyor.
Yargıtay Genel Sekreterliği topa
tutuluyor. Sonuçta hepsi beraat ediyor.
BDDK OPERASYONU
Bunun peşenden BDDK Başkanı
Engin Akçakoca ele alındı. Adamın
evinin yanında bir depo bulunuyor.
Evraklar bulunuyor ihbar gelmiş falan
filan. Adam lanet olsun dedi gitti.
Hedef gösteriliyor. Polis hazır. Polis
dediğim, bizim Türkiye Cumhuriyeti
polisi değil.
FERHAT SARIKAYA IŞIK EVLERİNE GİTMİŞ
Mİ? ARAŞTIRILSIN
Devam ediyorum... Van 100. Yıl Üniversitesi
meselesi. Orada hedef kim? Üniversiteler.
Neden Çeteye sokuldu orada rektör. Çünkü
o tarihteki mevzuata göre telefonları
dinlemek için çete mensubu olması lazım.
Hemen İstihbarat Dairesi ve malum örgüt
faaliyete başladı. Daha enteresan
bir şey. Rektör Aşkının
avukatı (TBB eski başkanı
Teoman Evren-Aydınlıkın
notu) Ankarada, şimdiki Barolar
Birliği Başkanı Özdemir Özokla
birlikte aynı büroyu kullanıyor.
Bu büroya giriliyor, talan ediliyor. Bu da
yüksek teknik kullanabilecek kişiler
tarafından yapılabilecek bir
arama. Ondan sonra da Şemdinli olayı
meydana geliyor. Burada da askere kurşun
sıkılıyor. Herkes bu savcı
yetkisini aştı falan filan dedi.
Peki bu savcı kim? Son olayda Muzaffer
Tekinin dedesine kadar araştırıyorsun.
Bu savcıyı araştırdılar
mı? Bu savcı ışık
evlerine hiç gitmiş mi acaba? Şemdinlide
bir güç gösterisi var. TSKnın en
üst düzeydeki paşası çetecilikle
suçlanıyor. Bu güce kim sahip Türkiyede.
Dikkat edin. Şemdinlide savcı
iddianameyi yazmadan önce, Meclis Araştırma
Komisyonuna İstihbarat Dairesinin
Başkanı geliyor. Diyor ki, hırsız
içeride dışarıda aramaya
gerek yok Onu alıyorlar onun yerine
sicilinde Fethullahçı yazan
birini atıyorlar. Adamlarda hiçbir değişiklik
yok. Şemdinli iddianamesi, F Tipi örgütünün
araştırmalarına göre yazıldı.
SAVCI İSTANBUL POLİSİ
HAKKINDA SORUŞTURMA AÇMALI
AYDINLIK: Son soruşturmada da Bakan
Mehmet Ali Şahin, Süprizlere hazır
olun dedi.
SAÇAN: Somut olay
şu. Cumhuriyet Gazetesi üç defa
bombalandı. Birinci bombalamada, tamam,
polis olarak bu eylemi yersiniz. İkinciyi
yemezsin, gazetenin önünde tedbirini alırsın.
Bu olay örneğin Zaman Gazetesine
olsaydı, ikinci eylem yapılabilir
miydi? İddia ediyorum yapılamazdı.
Neden oraya bir izleme aracı atmıyorsunuz.
Üçüncüyü de attılar. Ekipler orada
duruyor, adamlar yürüyüp gitti. Aynı
adamlar Danıştayda
Cumhuriyetin hâkimini katletti. Ondan
sonra polis çıkıp biz başarılıyız
diyor. Aynı yerde üç olay oluyorsa
bir kere bu görevlilerin yakasından
tutacaksın. Hiç soruşturma açıldı
mı bunlar hakkında? Aksine ödüller
veriliyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının
bu konuda soruşturma açması lazım.
En azından görevi ihmal var
burada. Ondan sonra Ankara adamı
yakalayınca İstanbul polisi,
Ben bu adamları vermem, bu adamlar
Cumhuriyet Gazetesine bomba attı
diyor. Ankaradaki eylem olmasaydı
sen yakalayamıyordun ki bunu. Bence o
adam oraya yakalanmak için gitti zaten. Bu
ya görevi ihmaldir, ya da acemilik
sebebiyle ölüme sebebiyettir. Bir komplo
varsa komplo buradan başlıyor.
İSTİHBARAT DAİRESİNİN
OLANAKLARINI KULLANIYORLAR
AYDINLIK: Komplo,
Fethullahçı yuvalanmadan sağlanan
imkânlarla mı yapılıyor?
SAÇAN: Tabii
tabii. İstihbarat dairesi, kaçakçılık
dairesi. Dikkat edin hepsi tekniğe
dayalı. Telefon görüşmeleri...
Eraslan Özkaya telefonla görüşmüş,
bir avukatın bürosunda Nuh Mete Yükselle
ilgili kaset çekiliyor. Planlı...
Danıştay saldırısı
öncesi de Başbakan, Danıştay
2. Dairenin kararı şöyle böyle
dedi saldırı oldu. Polis Yargıtaya
operasyon yaptı.
BASIN İŞİN PSİKOLOJİK
HAREKATINI YAPIYOR
AYDINLIK: Basın, polisten gelen
bilgileri sorgulamadan bunun peşinde koşturup
gidiyor. Muzaffer Tekin bağlantısı
diye bir şey ortaya atıldı.
Basının bilgi yetersizliğinden
mi?
SAÇAN: Basın
ne veriliyorsa onu yazıyor. O merkez
aynı zamanda bu işin psikolojik
harekâtını da yapıyor. Onlar
ne verirse basın da onu yazıyor.
AYDINLIK: Tüm
bunları kim planlıyor?
SAÇAN: Şemdinli
olayıyla bu iki olaya baktığınızda
bu olaydan zarar görenlerden biri kabul
etsek de etmesek de hükümet. İkincisi,
ulusalcı olan bir yargıç öldü,
ulusalcı olan bir grup zarar gördü.
Bir de askere bağladılar işi.
Bu iki gücü İstediğim an kafa
kafaya tokuştururum diyen üçüncü
bir güç çıkıyor ortaya. Bu
üçüncü gücü destekleyen yer neresi?
Biraz evvel bahsettiğim devlete sızmış
olan, biz X imamına bağlıyız
diyen grup. Bunlar taşeron. Planlayan
kim peki? İran meselesinde hem hükümet
hem ordu bir merkezin verdiği işi
yapmadılar veya geciktiriyorlar.
Devletin belirli kademeleri ele geçirilmiş.
Bu örgütün başı, bir başka
ülkenin istihbarat servisi ne derse onu yapıyor.
O ülke, o örgüt vasıtasıyla
bizim ülkemize operasyon yapıyor.
Burada hem hükümete operasyon yapılıyor,
hem de bize yani ulusalcı güçlere
O güç diyor ki, siz biz ne dersek
yapmak zorundasınız. Yapmadığınız
zaman biz artık sizin ülkenizde Danıştayı
basacak güçteyiz. Yarın kafamızı
bozarsanız Milli Güvenlik Kurulunu da
basarız diyor adam yani.
|
|
http://www.ip.org.tr/lib/pages/detay.asp?goster=haberdetay&idhaber=149
|
| İşçi
Partisi Genel Başkanı Doğu
Perinçek |
|
|
VARAN
7 : Ramazan Akyürekin Fethullah sicili
Mahkeme kararıyla belgeli |
|
|
|
|
Zaman gazetesinde dün çıkan
Eski vali Erol Çakır, Perinçeki
yalanladı başlıklı haberin
yalan olduğu mahkeme kararıyla belgelidir.
Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat
Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek hakkında
Vali Erol Çakırın kendi elyazısıyla
işlediği sicilin belgesi, yalnız
İstanbul Valiliği Arşivinde değil,
Ankara Asliye 24. Hukuk Mahkemesinde görülmüş
olan 2001/919 Esas, 2003/82 sayılı dosyada
da bulunmaktadır. Mahkeme, bu belgeye dayanarak
verdiği 17.12.2003 tarihli kararında,
İstanbul Valisi Erol Çakırın 2001
yılında, Ramazan Akyürek hakkında
şu sicili yazdığını saptıyor:
"Emniyetteki hizipleşme içinde irticai akımlara
(Fethullah) yakın. Dikkat edilmelidir
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu
Perinçek, bugün (14 Haziran 2006, Çarşamba)
İP İstanbul İl Merkezinde bir basın
toplantısı düzenleyerek, Danıştay
soruşturmasını saptıranların
başında bulunan Emniyet Genel Müdürlüğü
İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürekin
Fethullahçı sicilinin mahkeme kararıyla
belgeli olduğunu açıkladı ve basın
mensuplarına Ankara Asliye 24. Hukuk
Mahkemesinin 2001/919 Esas ve 2003/82 sayılı,
17.12.2003 tarihli kararının örneklerini
verdi.
Perinçek özetle şunları belirtti:
MAHKEME DOSYASINDAKİ BELGE VE MAHKEME KARARI
ZAMAN GAZETESİNDEKİ HABERİN YALAN
OLDUĞUNU KANITLIYOR
Zaman gazetesinde dün (13 Haziran 2006) çıkan
Eski vali Erol Çakır, Perinçeki
yalanladı başlıklı haberin
yalan olduğu mahkeme kararıyla belgelidir.
ANKA Ajansının kaynak gösterildiği
haberde, Vali Erol Çakırın kendi
eliyle yazdığı sicilden haberi olmadığı
belirtiliyor. Oysa bu sicil belgesi, yalnız
İstanbul Valiliği Arşivinde değil,
Ankara Asliye 24. Hukuk Mahkemesinde görülmüş
olan bir davanın dosyasında da bulunmaktadır.
Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat
Daire Başkanı Ramazan Akyüreke 2001 yılında
İstanbul Valisi Erol Çakır tarafından
verilen sicilde, aynen şöyle yazmaktadır:
"Emniyetteki hizipleşme içinde irticai akımlara
(Fethullah) yakın. Dikkat edilmelidir
Ankara Asliye 24. Hukuk Mahkemesi, 2001/919 Esas,
2003/82 sayılı, 17.12.2003 tarihli kararında,
Vali Erol Çakırın verdiği sicil
aynen yer alıyor ve Mahkeme kararı bu
sicil notuna dayanılarak veriliyor.
DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN FETHULLAH
SİCİLLİ
HÂLÂ İSTİHBARATIN BAŞINDA
Ve dikkat edilmesi gereken Fethullah sicilli
daire başkanı, Danıştay cinayeti
soruşturmasını yönlendirmeye devam
ediyor.
Dikkat edilmesi gereken Fethullah sicilliye, Türk
Emniyetinin istihbarat dairesi, yani beyni teslim
edilmiştir.
SORUŞTURMAYI SAPTIRMA VE KARARTMA EKİBİ
Danıştaya saldırıyı araştıran
polis ekibi, bir soruşturma ekibi olarak değil,
soruşturmayı karartma ve saptırma
ekibi olarak faaliyet yürütmüştür. Bu ekip,
suça azmettiren merkezlerin üzerini örtmeye, böylece
suçun aslî faillerini gizlemeye çalıştığı
için, suça ortak olmuştur. Soruşturma
ekibinin kendisi bir tertip ekibine dönüşmüştür
ve suçlu konumundadır. Bu ekip, Alparslan
Arslanın işlediği suçu
emperyalizme karşı mücadele eden ulusal güçlerin
üzerine yıkmak için yalan haber imal etmiş
ve basına servis yapmıştır. Bu
ekip, Fethullah cemaati üzerinden SüperNATO bağlantılıdır.
Dolayısıyla Danıştay yargıçlarına
kurşun sıkanlar ile suçu sözümona araştıranlar,
aynı merkezden yönetilmektedirler. ABDnin
Derin Devleti faaliyettedir.
BASINA SERVİS EDİLEN YALANLAR
Soruşturmanın ilk gününden beri SüperNATO
güdümlü basına yalan haberler veriliyor.
Ulusal Haber diye ne idüğü belirsiz bir basın
kuruluşu icat edilmiş, onun üzerinden
Ulusal Kanal, İşçi Partisi, Doğu
Perinçek, Danıştaya saldıran
karanlık çetenin merkezine konmuştur.
Artık kamuoyunda alay konusu olan uydurma
haberler, MİT İstanbul Bölgesi Bilgi
Toplama Merkezinden ve İstanbul Emniyeti Güvenlik
Şubesinden basına servis yapılmıştır.
Uydurma habercilik öyle düzeye varmıştır
ki, oğlum Mehmet Perinçekle ilgisi olmayan
fotoğraflar, Mehmet Perinçek diye basına
servis edilmiş ve bu fotoğrafları yayınlayan
Zaman, Vatan ve Yeni Şafak gazeteleri yalan
haberlerini hâlâ düzeltmemişlerdir.
Fotoğrafta Mehmet Perinçek diye gösterilen
şahısın Mehmet Perinçek ile en küçük
benzerliği yoktur. MİT kamerasıyla çekilen
görüntü, İstanbul MİT Merkezi tarafından
gazetelere iletilmiş ve bu gazeteler de
amirleri tarafından verilen psikolojik savaş
görevlerini yerine getirmişlerdir. ABDnin
psikolojik savaş kurallarına göre, düşman
diye tanımlanan ulusal güçleri yalan
haberle yıpratmak caizdir.
BASINA YALAN HABER SERVİSİ YAPANLAR VE
FETHULLAHÇI KADRO EMNİYETTEN VE DEVLET DAİRELERİNDEN
TEMİZLENECEK
Emniyetteki Fethullahçı kadro, Türk
Emniyetinin içine yuvalandıkları
mevzilerden temizleneceklerdir.
SüperNATOnun astüst ilişkileri içinde basına
yalan haber servisi yapmayı, devlet görevleriyle
karıştıranlar da, hukukun emrettiği
cezalara çarptırılacaklardır.
|
http://www.ip.org.tr/lib/pages/detay.asp?goster=haberdetay&idhaber=175
|
|
| |
Doğu
Perinçek'in Aydınlık
Dergisi'ndeki başyazısı |
|
|
| Cumhuriyet
hükümetinin inşası |
|
|
|
|
Şemdinli'den başladılar;
Diyarbakır'da Türkiye'nin kepenklerini kırdılar;
Danıştay'da yargının, ODTÜ'de
üniversitelerin.
Dizi devam ediyor. Ertuğrul Özkök'ün yazdığına
göre, "en derin komplo daha sırada"
imiş.
Operasyonun arkasındaki gücün ABD olduğu
apaçıktır. MOSSAD, bölgemizde hep iş
ortağıdır ve bu tür operasyonlara
İsrail devletinin çıkarlarını
da katar.
AT DEĞİŞTİRME OPERASYONU
ABD'nin at değiştirme kararı verdiği
gözüküyor. Bu saptamaya itiraz eden yazılara
rastladım. Deniyor ki, ABD Tayip Erdoğan'lardan
vazgeçmiş değildir. Bütün bunlar, Tayip
Erdoğan'lara daha ağır yükler vurmanın
hazırlıkları olarak tanımlanıyor.
TÜSİAD çevrelerine Ertuğrul Özkök'lere
ve genel olarak Aydın Doğan medyasına
bakılırsa, ABD politikası yansır.
Tayip Erdoğan'ın boynuna ilmik geçirildiği
görülüyor.
ABD, Tayyip'lerden vazgeçmek zorunda kalmıştır.
Çünkü bu yönetim, artık ne Ordu'ya, ne yargıya,
ne de üniversitelere hükmedebiliyor. Hükmedemeyen
hükümet, hele İran'la cepheleşmeler döneminde
hiç kimse için hükümet değildir.
TERTİBİN HEDEFLERİ
ABD açısından bu at değiştirme
döneminde, iki kurum hedef tahtasındadır:
Türk Silahlı Kuvvetleri hizaya getirilmelidir.
İşçi Partisi ise bastırılmalıdır.
Tertipler o kadar geri zekâların yapımı
ki, amacı ortaya koymak için araştırma
ve incelemeye bile gerek kalmıyor. Soruşturma
dosyaları, mizah tarihine geçecektir. Geçen
hafta Fikret Otyam ağabeyin yazısını
okuyanlardan, kasıklarını tedavi
ettirenler oldu.
Sorguda İşçi Partisi ve Doğu Perinçek
bağlantısı imal etmek için gösterilen
gayretler, artık tutanaklara da geçmiştir.
Sorguda Alparslan Arslan'a ısrarla
"Suikast emrini Doğu Perinçek'ten mi aldın"
sorusu yöneltiliyor. "Israrla^sözcüğü,
Sayın Saygı Öztürk'ün Hürriyet ve Gözcü'de
çıkan haberinde bulunuyor.
Soruşturma görev ve yetkisi, yasalarla
belirlenmiş savcılıkların
elinden gasp edilirse, böyle olur. Böyle iktidarın
böyle soruşturmacıları olur. Yasadışı
iktidarların soruşturmacıları da
yasadışıdır.
ODTÜ'DE MÜDAHALE ETMEYECEKSİN EMRİNİ
VEREN MAKAM KİM
Geçiyoruz ODTÜ'ye, orada da bir kamu faciası
yaşandı. Türkiye, yeni bir Danıştay
tertibinden kurtarılmıştır. Öncü
Gençlik üyeleri ve Atatürkçü gençler, uyanık
ve disiplinli davranışlarıyla suçu
önlediler. Yüzlerine sol maskesi takılan
Alparslan Arslan'lar yarım dakikada amfiden ve
üç dakikada binadan çıkardılar.
Jandarma araya girince, salondan sopalarını
ve kimliklerini bırakarak kaçan bu kahramanlar
cesaret bulmuşlardır. Çünkü jandarma
tam üç saat, orada onların binaya taş
atma eylemlerinin güvenliğini sağlamıştır.
Amaç ne olursa olsun, yapılan budur.
Kamu güvenliğini sağlamakla görevli
olanların, suçu seyretme yetkisi var mıdır?
Jandarma Alay Komutanı, "Bana müdahale
emri verilmiyor" diyor. Bir güvenlik amiri,
iki adım, evet iki adım önünde taşlar
atılırken, sopalar sallanırken, cana
ve mala tecavüz edilirken, emir ve yetki istemez.
Suçu önlemek onun görevidir. Suçluyu yakalamak,
onun görevidir. Suçüstü durumu vardır.
Müdahale etmeyeceksiniz diye emir veren makam
kimdir? Jandarma Ankara Valilik makamından emir
alır. Emir, hangi kamu yöneticisinden gelmiştir,
ona emreden kimdir? Bunların açığa
çıkarılması, tertibin açığa
çıkarılmasıdır.
Üniversite de, zavallı duruma düşürülmüştür.
Aciz ve kurumu savunma kararlılığından
yoksunluk, bugün kamu yönetiminin neredeyse genel
hastalığıdır. Hukuk, otorite,
disiplin, bütün bunlar liberalizmin mabetlerinde
kurban edilmektedir. ODTÜ yönetimi o korku tapınağının
dışına çıkma iradesi gösteremiyorsa,
istisna olmak istemiyor demektir.
MİT MÜSTEŞARLIĞI NOTER GÖREVİ
YAPIYORSA
Ancak Danıştay tertibinde, MİT bağlantılarını
bütün çıplaklığı ve kanıtlarıyla
ortaya koymuş bulunuyoruz.
Boynuna "Kilit adam" fermanı asılan
Muzaffer Tekin'i teslim olmamaya ikna eden ve onu kuşatıp
denetim altına alan Ertaç Giray, M. Zekeriya
Öztürk ve İsmail Paker'in üçünün de MİT
bağlantılı olması, bir rastlantı
mıdır? Ertaç Giray ile Gonca Bahar ilişkisi,
araştırmayı MOSSAD ve
Bulgaristan'daki CIA-MOSSAD eğitimine götürür.
MİT, Zekeriya Öztürk'e kendi bünyesinde,
İstanbul MİT Bölge Başkanlığı'nda
hangi eğitimin verildiğini ve üç buçuk
saat hangi bantların doldurulduğunu araştırmayacak
mıdır?
MİT Müsteşarı için, "noterdir
o" değerlendirmeleri duyuyoruz. Noterlik
gerçekten seçkin ve saygın bir meslektir. Ama
MİT Müsteşarlarının noter olması,
yasada kendilerine verilmeyen başka görevler
yaptıkları anlamına gelir. O zaman, MİT'in
tertibin içindeki üçlü ile bağlantılarını
hangi makam araştıracaktır?
EMNİYET GENEL MÜDÜRÜ VE EMNİYET İSTİHBARAT
DAİRE BAŞKANI
GÖREVDEN NASIL ALINCAK
MİT bağlantılı elamanlar,
Fethullah sicilli Emniyet istihbaratçıları,
ABD tezgâhlarında el ele vermişler,
Cumhuriyet'e karşı büyük suçu işliyorlar.
Peki bunlara kumanda eden zincir nerelere uzanmaktadır?
Emniyet Genel Müdürü, daha soruşturmanın
ilk günlerinde, suç örgütünü bütünüyle
ortaya çıkarttıklarını söyledi.
Bu açıklama, yaşanan fiyaskodan sonra
tertibi onaylamaktan başka bir anlam taşımıyor.
Tertibin aydınlatılması için, öncelikle
Emniyet Genel Müdürü Gökhan Aydıner'in ve
Emniyet İstihbarat Daire Başkanı
Fethullah sicilli Ramazan Akyürek'in istifa
etmeleri veya görevlerinden alınmaları
gerekiyor.
CUMHURİYET MAKAMI ARANIYOR
Onları görevden alacak Cumhuriyet makamı
nerede?
Şu an kamu makamları, Tayip Erdoğan'ı
kurtarma tertipleriyle iştigal ediyorlar.
Bugün hükümet görevini yapan kurum, İşçi
Partisi'dir. Bismil'de ve Çat'ta, Türkiye'nin bütünlüğü
görevini yapıyor. Lozan'da ve Berlin'de
Cumhuriyet'in Dışişleri Bakanlığı
görevlerini yaptı. Şemdinli, Diyarbakır,
Danıştay, ODTÜ ve Atabey'ler sürecinde
de Cumhuriyet'in güvenlik görevini yerine
getiriyor.
İşçi Partisi, Cumhuriyet iktidarının
görevlerini yaparak, Cumhuriyet iktidarını
inşa ediyor.
Bütün iktidarlar böyle kurulmuştur
|
http://www.ip.org.tr/lib/pages/detay.asp?goster=haberdetay&idhaber=161
|
|