BÜYÜK RUH

Bütün bu inanışlar ve gizemcilik, Hitler’in, çılgınlık krizlerine varacak kadar bağlandığı “Büyük Ruh”tan kaynaklanmaktaydı (D17, D60, S78). Örneğin, Hitler’in, Berlin metrosuna doldurarak su baskını ile boğdurttuğu 300 bin Alman’ı, Büyük Ruh’un isteği üzerine öldürttüğü ileri sürülmektedir. Büyük Ruh kimdi ve Hitler’i nasıl bu denli etkilemişti?

Hitler, aslında bir deli değil, tümü medyum olan Yahudi bir ailenin (Hiedler ailesinin) çocuğudur. Hitler’in doğduğu Avusturya-Bavyera sınırındaki Braunau-amm-Inn şehri, nerdeyse tüm yaşayanlarının medyum olduğu bir medyumlar kentidir. Bir çok ünlü medyum bu şehirden çıkmıştır. Böyle bir yerde yetişen Hitler’in çocukluğundan beri karşılaştığı medyumluk olayları ve gizemcilik, bir ülkenin başına geçip lider olmasından sonra onu yöneltmeye devam etmiştir. Örneğin, Hitler’in, üç milyonluk Alman ordusunu Moskova yolunda soğuktan donarak katletmesinde, bu Büyük Ruh’un parmağı vardır.

Çünkü, Büyük Ruh, onu, kış ortasında ani bir yazın geleceğine inandırmıştı. Kış faktörüne karşı hiç bir ciddi önlem almayan Hitler’in Rusya seferindeki acı yenilgisine, Büyük Ruh’a olan sarsılmaz inancı neden olmuştur (S78).

Hitler’in Büyük Ruh inancı, E. G. Bulwer Lytton (1805-1873) tarafından 1873 yılında yazılan “The Coming Race” (Gelen Irk) adlı kitapta (K91) sözü edilen “yeraltı uygarlığına” dayanır. Bu kitapta, söz konusu uygarlığın, “Vril” adı verilen “elektomanyetik gücü” kullanabilme özelliğine sahip oldukları belirtilmiştir. Bu kitapta yazılanlardan çok etkilenen Hitler, bu konuda, başta Tibet ve Moğolistan olmak üzere, Dünya’nın çeşitli yerlerinde araştırmalara girişir. “Vril Örgütü”nün kuruluşunda ve Hitler’in “Ari Irk” teorilerinde bu kitabın etkin olduğu bilinmektedir.

“Time-Life” yayınları arasında yer alan “Mysteries of The Unknown” (Bilinmeyenin Gizemleri) serisinin “Mystic Places” (Mistik Yerler) adlı kitabında (K142), bu konuda şöyle denilmektedir: 

Vril Örgütü, Lord Lytton’un “The Coming Race” adlı kitabında yazılanları gerçekleştirmek üzere kurulmuştur. Aynı amaçla kurulan diğer bir organizasyon ise, Bavaria’daki “Thule Örgütü” idi. Bu örgütün üyeleri arasında, Nazi filozofu Alfred Rosenberg ve Führer’in yardımcısı Rudolf Hess de bulunmaktaydı. Bir medyum karakterinde olan Hitler’in, söz konusu kitapta anlatılan yeraltı uygarlığından bir Büyük Ruh’a inandığı, bu Büyük Ruh’un geceleri ona görünerek çılgınlık krizleri yaşattığı söylenmiştir.”

Hitler’in yakın çevresinden Danzig Hükümet Başkanı Herman Rauschining’in “Hitler Bana Dedi Ki” isimli kitabında, Hitler’in bir Büyük Ruh ile konuştuğu bu çılgınlık krizleri ayrıntılı olarak anlatılmıştır (K113, K142). Bu kitapta, Rauschining, Hitler’in, kendisine şunları söylediğini yazmıştır: “Aramızda yaşayan yeni biri var! O burada! Sana bir sır söyleyeceğim: O korkusuz ve zalim! Ondan korkuyorum.”

Acaba Hitler ve karşı tarafta Stalin, savaş sırasında, başka bir “gizli savaşın” kuklaları mıydılar? Elimizdeki bilgiler, onların yakın çevrelerindeki “başkaları” tarafından çok iyi kullanıldıklarını göstermektedir.

Hitler, bir Büyük Ruh’a inanarak savaşı yönlendirmiştir. Onun bu gizemciliğinde yanında iki telepatı vardı: Bunlardan birincisi, 1920’li yıllarda İstanbul’da kaldığı süre içinde, Gurdjieff tarafından Müslüman yapılarak Zig-Zag Grubu’na alınan “Eric-Jan Hanussen”; diğeri ise, yine İstanbul’da kaldığı sırada Müslümanlığı öğrenerek Zig-Zag Grubu’na girmiş olan, hatta Gurdjieff tarafından Bağdadi ile “buluştuğu” ileri sürülen General “Karl Haushofer”dir.