|
HANS von AIBERG'İN YENİ YAZILARI
- 22 :
Bilim Klübü:
Doomday & Big Crunch-1
Sorular:
1. Son bilimsel araştırmalarda evrenin sonsuza kadar genişleyeceği gibi bir
sonuç çıkarıldı.Yani çökme (big crunch) olmıyacağı iddia edilmeye başlandı.
2. Beşinci güç denilen çekime ters bir güç sayesinde big crunchın yani
birlenmenin olmayacağı söyleniyor.Fakat siz bilimsel verilere ve Kuran
ayetlerine bakarak big crunch'ı savunmuştunuz eserlerinizde.
3.Sizin de bu fikriniz değişti mi? Yoksa hala evrenin sonunun büyük çökmeyle
olacağına hala inanıyor musunuz?
slm&slm
sevgideğer,
Nasıl ki Kur'an "Ayrıntı, teferruat, detay" kitabı ise, BİLİM de
aynı mantaliteyle hareket eder. O bakımdan kısa sorularını biraz uzun
irdeleyebilirim.
”Bilimsel
araştırmalarda evrenin sonsuza kadar genişleyeceği gibi bir sonuç çıkarıldı.”
2001 yılı Ağustos ayı BİLİM'in verileri itibariyle yazıyorum: Yani en son
araştırma yetkili ağız bizzat biziz.
Evrende
aktüel olarak ölçümlenen madde miktarı, evrenin genişlemesini önleyecek
yani, evreni gerisin geriye büzecek olan madde miktarının % 10'nundan az...
Ancak bir de evrende görünmeyen madde yani karanlık madde diye genellenen başlıca
iki kategori var:
1.
Maddeyi oluşturan aktüel, ışıyan ve ısı yayan quantlar (Fermionlar)
2. Kuvvet alanlarını oluşturan zımni Virtüel, ışımayan quantlar
(Bozonlar. Bunlar maddeleşmez, doğanın kuvvetlerini yönetir.)
Evrenin TOPLAM içeriğinin bu ikisinin tutarı olması gerekmektedir. Öte
yandan evrenin genişleme ivmesinin giderek yavaşladığını ve buna karşı
koyan rakibi "çekimin" negatif ivmesinin güçlendiğini biliyoruz.
(Buna tesor hesapları kanıttır. Birim zamanda azalan ya da artan hızlar
tensor" matematiğiyle ölçümlenirler.)
Hiç bir başka veri bilmesek bile,çekim kuvveti evreni genişleten açılma
kuvvetine galip gelirse "Evren genişlemeyecek"tir. Tersine, çekimin
evren genişlemesini dizginlemeye yetersiz kalması halinde evren sürekli genişleyecektir.
Evrenin genişlemesi "Tayfların kızıla kayması" ve tersine evrenin
büzüşmesi ise tayflardaki dalgaboyunun "Mor"a kaymasıyla
belirlenir.. "Yani özkütlesel çekimi evrenin genişlemesini durduracaktır.
Evren bu kez büzülecektir ve tayflar "Mora" doğru kayma gösterecektir.
Evrendeki madde tutarı EN SON verilere göre şöyle sonuçlandı. Evrenin %93'ü
ÖLÜ madde mezarlıktır. Yani görünmeyenler %93 gibi bir çoğunluktur. Şu
görünenler, ışıyanlar ve ölçümlenebilenler ise %7 oranında gökyüzünde
parlayanlardır. Yani biz EVREN mezarlığının 93 kabirini ziyaret eden 7 canlı
insan gibiyiz.
Bunun nihilist anlamı şu: Evren zaten ölmüş, geriye kalmış %7 canlı da
CANÇEKİŞİYOR.
Doğanın dört temel kuvvetinin aynı kökten geldiği ve en başta tek bir ana
kuvvetten ayrıldıklarına ilişkin teoremin adı, "Birleşik Alanlar
Teoremi"dir. Evrenin 4 temel kuvvetinden oluşan bu BÜYÜK BİRLEŞTİRME
çabalarının resmi adı, Grand Unified Theories=GUT teoremidir. Bu teorem, şimdilik
kaydıyla "Çekim" kuvveti dışında diğer üç kuvveti birleştirmiş
ama, yanında da bir sürü bilimsel talep getirmiştir.
GUT, bize evrende görünmeyen maddeye yeni konuklar getiriyor. Foton, Graviton,
Bozon, gluon yanında, "Birleştirme için gerekli" fotino, gravitino,
bozino (Higgs bozonları) ve glueball parçacıklarının teorik varlığını
getirdi. Bunların birer kütlesi var. Bu kütle evrenin görünen maddesine ek
olarak, görünmeyen karanlık maddesini ikiye katlıyor ve %20 oranına yükseltiyor.
Bir de garip garip maddeler bulundu. Bunların bir kısmının adı Rishon
(Quarklarla ilgili, gluonların renk dinamiğini yöneten beşinci doğa kuvveti
gibi bir özellikleri var.) Galaksilerin ülkeler haritası gibi dizaynını üstlenen
Conandrumlar var ki bunlar "Galaksi Şablonlarını" oluşturuyor.
Yani bir galaksideki 100 milyar ile 1 trilyon arasında değişen yıldız sayısının
on katı kadar "Görünmeyen madde" var. Parlayan yıldızlar,
parlamayan o dolgu maddenin birkaç pırıltısı...
Evrenin kendi dolgusu ise NÖTRİNO denen, asla görülmeyen ve"ESİR=Ether"
sayılan madde ile hiç etkileşmeyen bir hayaletle dolu... Bu hayalet kütlesiz
sanılıyordu. Ama çok az da olsa minicik bir kütlesi olduğu belirlendi. Bütün
evren bununla ağızağıza, lebaleb dolu... O bir deniz, bizler de balık gibi
nötrinoların içinde yaşıyoruz. Güneş'in ya da yıldızların enerjisinin
yine %7'si nötrino... Tüm süpernovaların zayıf nötr akımları yine bu nötrinolar.
Daha da ötesi, evrenin görünmeyen ve gözlemlenmeyen ama %90'larda seyreden
neredeyse tamamının "Karadelik" olduğunu biliyoruz. Ve biliyoruz
ki, karadelikler herşeyi yutar ama "Nötrinoları" buhar gibi dışarı
kusar. Nötrinoların bir kütlesi var. Ki evren tıkabasa bu nötrinoyla dolu
ise, gerisini sen düşün.
Ve evrenin tüm ağırlığı "Karadelik" mezarlığıdır ki, ondan
hiçbir etki, ışık vb. gelmediği için, bildiğimiz ölçümler içine koyamıyoruz.
Ama biliyoruz ki, bir nokta kadar minicik bir karadelik, çekim etkisiyle, tüm
Güneş sistemini çevresinde döndürecek ve sonra da yutacak kadar güçlüdür.
Çekim de bir ENERJİ değil midir? Enerjinin de bir kütlesi yok mudur? İşte
evrenin kütle tutarı şimdiden %95'lere ulaştı.
Bir de Süper uzay var: Orada "GEON" denen geometrodinamik parçacıklar
var ki, onların herbiri bir gramın yüzde-biri ağırlığında ve her
birinden bir evren olacak güçte... Bu çok yüksek bir rakamdır. Ayrıntısına
girmem için evren dışına çıkmam gerekecek, varsın kalsın.
ÖZETLE:Şu haliyle evren "Çökmeye aday"
Diyelim ki aday değil, evren sonsuza kadar genişleyecek!
Sonsuzu da KISITLI yani evren kesinlikle 10 üzeri 1028 sıfırlı yıl boyunca
genişler. Çünkü bu kadar yılda bir tek quant kalmıyor, onlar da %93 üzerine
katılıyorlar ve toplam %100 oluyorlar ki, bu da çökmeyi gerektiriyor.
Bu birinci sorunun yanıtıydı.
Eninde sonunda illa ki bir Doom Day ve arkasında Big Crunch var...
Gelelim ikinci soruya:
”Yani
çökme (big crunch) olmıyacağı iddia edilmeye başlandı..Beşinci güç
denilen çekime ters bir güç sayesinde big crunchın yani birlenmenin olmayacağı
söyleniyor.”
Evrende kuvvetleri yeni görüşler ötesinde sana döktüreceğim ki, hiç bir
web sayfasında arasan bulamazsın.
Doğanın kuvvetleri ARTIK dört denmiyor. Güçlü nükleer kuvvetin altında
BEŞİNCİ GÜÇ var. Bundan önce yöntem bilgisi olarak doğanın kuvvetleri
iki ana kategori altında başlıklanıyor.
1. İki yanlı kuvvetler. (Mıknatıs gibi hem iten hem çeken yani iki yanlı
çalışan kuvvetler) Elektromagnetik Kuvvet, Güçlü Çekirdek Kuvveti ve
bunun bir bölümü gibi davranan "Zayıf Çekirdek Kuvveti" Bu üç
kuvvet, süper simetri ilkesinin bir parçasıdır.
2. Tek yanlı kuvvetler. Üç kuvvetle bağdaşmayan çekim (Gravitation) daima
çeker, bunun tersini yapmaz. Çekimi gerçekleştiren parçacığın adıGRAVİTON
(Bozonu)dur. Diğer üç kuvvetle birleştirilmesini gerçekleştirecek olan
olası parçacığının adı da GRAVİTİNO'dur.
İyi ama süper simetri ilkesi der ki, "Ne kadar ikiyanlı kuvvet varsa, o
kadar da "Tek yanlı kuvvet" bulunmalıdır. (Denklemlerin eksili çözümü:
Örneğin evrende ne kadar eksi yük varsa o kadar artı yük vardır. Ve gerçekten
de öyledir. Elektromagnetizma, eşit sayıda artı ve eksi yüklerin eşit sayıda
patlamasıdır.)
O
halde bildiğimiz Çekim dışında iki "KAYIP, TEK YÖNLÜ KUVVET"
daha BULUNMALIDIR.
Resmi bilim "Gözlemlediği deneylediğine" inanır. Örneğin Higgs
bozonlarının ya da yeni takım kuarkların bulunması için nereden laboratuar
bulacağız, nasıl evrenin cehennemi ilk sıcaklarını yaratacağız? Deney
diye tutturmak eskidendi, şimdi o OUT oldu.)
"İN" olan gözde olan görüş (Alternatif Bilim) artık şu: Bilimin
varlığını haber verdiği ve var dediği şey mutlaka VARDIR ve biz henüz
ulaşamamışızdır. Bir gün bulunacaktır, beklenmelidir. Şimdi bakış açımız
bu olunca:
Çekim kuvveti TEK BAŞINA ve TEK YÖNLÜ bir kuvvet olamaz! Onun da süper
simetri gereği "Öteki iki adet TEK YANLI kuvvet" ile bir ligde
oynaması gerekiyor.
O meçhul iki TEKYANLI, TEKYÖNLÜ kuvvetler ne olabilir?
Çekim
kuvvetinin garipliğini şöyle anlatalım:
1.
Çekim hep çeker. Bunun için "Çekimci dalgalar" maddeden kaçarken,
"Çekimci özellik" gösterir.
2.
Çekim sadece dalgadır. Oysa dualite gereği hemdalgacık hem parçacık olmalıdır.
Dalgasal boyutu ölçümlenirken, niçin "PARÇACIK" olarak gözlemlenemiyor?
3.
SPİN(Dönü) kuantum sayısı hiç bir parçacığa uymuyor.
Resmi bilim bunu soruyor ve yanıtını bilmiyor. Alternatif bilim olarak
"Kur'an'a baktığımızda" bu bir çift TEKYANLI KUVVETİ görebiliyoruz.
Daha doğrusu iki tekyanlının birer karşıt ÇİFT kuvvet olduğunu
bulabiliyoruz.
ÇEKİM (Gravitation) Kuvvetinin Kur'an'daki adı Tekvir suresi'ndeki
HUNNES'dir...İçe büzüşmek, merkezcil kuvvet, karadelik odağı ve tekilliği,
çekim cazibesi vb. demektir. Budizm'deki Yin-Yang sembolünün siyah olanıdır.
Eski Elence CHAOS)
Bunun tersi kuvvet de TEK YÖNLÜ'dür, yani çift kuyönlü kuvvetlerle ilgisi
yoktur, o halde BİLİNMEYEN bir yeni TEK YÖNLÜ kuvvettir. Onun adı Tekvir
suresindeki KÜNNES'dir. (Merkezkaç kuvvet, dışa açılan kuvvet, genişleten
kuvvet, Antik Yunanca COSMOS)
Kur'an'da ayet ayeti açıkladığı için, Künnes'in açılımı bakalım
nerede?
Zariat
47 "Göğün KUDRET ELİYLE yaratılıp genişletilmesi" ayeti... Yani
Bigbang'in zorunlu genişleme ok yönü... Yani evrenin genişlemesi TEK YANLI BİR
DOĞA KUVVETİDİR. O halde bunun da bir dalgacığı yoktur ama bunun tersine
parçacığı olmalıdır. (Çekim kuvvetinde parçacık yoktur dalgacık vardır.)
Acaba
HUNNES ve KÜNNES (CHAOS ve COSMOS, Yin ve Yang, çekim ve ters çekim,
merkezcil kuvvet ile merkezkaç kuvvet) BİRİ PARÇACIK (Particle) diğeri
DALGACIK (Vibration) olarak birbirini tamamlıyor olmasın? Bu DUALİTE denen ve
tüm kuantların hem parçacık ve/veya dalgacık özelliğini BİR ÜST SİSTEMDE
birleştiriyor. Çekimci dalgalar maddeden kaçarken çekiyor ya, Acaba ters çekimci
parçacıklar ne yapıyor dersiniz?
Önce ters çekimi irdeleyelim, terminolojilerini, çocuğun adını koyalım.
Çekim yerine ters çekim Yani antigravitation ve veya LEVİTATİON, hani şu
"Havalanma" olayları, meleklerin göğe düşmesi, Cennet'te ırmakların
başyukarı akması, Cennet ehlinin dilerse uçması vb.)
Melekler (Takyonlar, Ruh vb.) UÇMAZ, yani rüzgara karşı kanat çırpıp,
bildiğimiz kuşlar gibi yükselmez. Tam tersine "Ağaçtan yere düşeceğine;
ağaçtan göğe düşen" bir elma gibidir.
O halde EVREN GENİŞLEMİYOR, Evren kendi dışındaki bir GÖĞE DÜŞÜYOR! Künnes'i
merkezden çevreye doğru genişleme gibi düşünmeksizin, sanki çevremizde
bir vakum varmış da bizi emiyormuş ve biz de ister istemez genişliyormuşuz
gibi düşünelim. Hani eskiden hastaların sırtına ŞİŞE çekerlerdi, bilen
bilir. Örneğin bir çay bardağını alırsın, içine biraz tutuşturulmuş
kağıt korsun, yanan kağıt havayı bitirdiğinden, bir de bakarsın ki hastanın
sırtındaki bardağın yarısına kadar sırtımızdaki et parçası doluvermiş.
İşte
evrenin genişlemesini böyle düşün. Ya da meleklerin göğe düşmesini...
Bunun matematik açıklaması da şöyle: Sen +70 kg. ve bilincin (Aynadaki görüntün)
ise kök içinde eksi 70 kg. (İmajiner sayı) olduğunda sistem dengededir. Örneğin
çekim sabiti, 9,81 Newton'dur. Ama, ruhsal kısadevrelerde paranormal bazı
olaylarda (Komaya girme, zikir durumuna geçme, bedensiz astronomi=Gezici durugörü
olayları vb. örneğin, kendini ameliyat edilirken YUKARIDAN seyredenlerin
anlattığı deneyimler, bazı Hintlilerin "Yukarıya havalandığı,
Levitation olayları vb.) gibi durumlarda bu eşitlik bozulur. 70 kg. ağırlığına
karşılık senin "EKSİ BEDENİN=Bilincin, zihinsel boyutun, Ruh'un vb.)
-80i kg. olduğunda denge bozulur ve yere düşeceğine "15 cm. kadar göğe
düşersin yani hayretler içinde HAVALANIRSIN. Kısaca evrenin genişlemesi böyle
bir şey.
Diğer
TEK YÖNLÜ KUVVET ne olabilir? Enbiya-104. ayette geçen "O gün gökleri
bir kitabın sayfalarını dürer gibi kıvırırız. Yaratmaya nasıl başladıysak,
yine öylece gökleri kıyamete iade ederiz"
Yani
yaradılış ile yokoluş TIPATIP aynıdır. Aynı kavram ve evrelerden geçecektir.
Geçmişte ne olmuş? Önce evrenin malzemesi "OL" diye yaratılmış.
Ama bu işin CANSIZ tarafı, nicelik tarafı... Kamyonlar dolusu tuğla döktük
ama, ortada bir yığın var, henüz bir BİNA yok!... Ayette ne diyor: "Göğü
Kudret elimizle biz BİNA ettik, onu genişletmek de bizim işimiz."
(Zariat-47)
Tuğlalar NİCELİK'tir.
Tuğlalardan yapılan BİNA ise NİTELİKTİR.
Artık tuğlalar ARAÇ; ama BİNA ise AMAÇ olmuştur.
Nicelik cansız materyaldir, tıpkı "Cansız atomların" yaratılması
gibi... Biz dahil her canlı(Nitelik) cansız (Nicelik) atomlardan yaratılmadı
mı?
Cansız nicelik için "OL" denir ve o şey hemen oluverir. Canlı NİTELİK
için ise "RUH ÜFÜRÜLÜR" cansız canlanıverir...
Bu yüzden evrenin materyali için "OL"denmiş, bu etkiye BİGBANG büyük
patlama tepkisi yanıt vermiştir. Ama evren o haliyle CANSIZ'dır ve Planck'ın
ünlü MADDELEŞME aralığının altında kalmıştır.
Yani evren halen boştur... Derken, birden "ANİ ŞİŞME" olmuştur.
Ani şişme ile 11 boyutlu (Süper iplikçik denen quantların) 7 boyutu içeride
bir TÜNEL ya da damar gibi dönüp dururker, diğer 4 boyut ise "Genişleme
yönünde" bu damarın (Hablilverid, Hablillahi=Allah'ın İPİ ve Allah'ın
şahdamarından da yakın olması hali ve 7 Mesani ayetlerini araştırmalısınız.)
Evet
bu damarın dışına çıkmıştır. Allah nasıl ki Adem'e ruhundan üflediyse
ve onu canlandırdıysa, şimdi de embriolara "Ruh üfleyip" canlandırıyorsa,
yaşayan bir organizma olan "Evren"e de Bigbang'den sonra "ANİ
ŞİŞME" gereği ÜFLEMİŞTİR. Tıpkı, ısıttığımız sütün birden
kabarıp taşması gibi evrenin dört kuvveti aniden şişerek "Beşinci
kuvvet gibi" genişlemeye başlamıştır.
Nicelik cansız bir "OL=Bigbang"dir. Demir tozları gibi... Nitelik
ise CANLI bir hologram plan-projedir. "ANİ ŞİŞME"dir. Tıpkı
demir tozları dolu bir kağıdın altına konan mıknatıs'ın demir tozlarını
bir PLAN (Hologram, nitelik) olarak dizmesi gibi...
İşte bu son tekyanlı kuvvet de Sur üflenmesidir. Sur borusu hep üflenir
İkisi ölürken, ikisi de yeniden dirilirken: "Onlar derler ki, 'Ey bizim
Rabbimiz bizi iki kez öldürdün, iki kez dirilttin, çıkmaya yol var mı?"
ayetinin sırrı da budur. Bu doğanın diğer TEKYANLI KUVVETİ'dir.
Sur bir NEFH=SES DALGASI'dır. Bunun bilimdeki adı küresel, boyuna dalgaların
izafi parçacığı olan FONON'dur. Bir soprano nasıl ki kristal bardakları
sesiyle uzaktan kırabileceği rezonansı yakaladığında SES ile bir Züccaciye
dükkanını paramparça ederse, İSRAFİL AS.ın ÜFLEMESİ'ndan oluşan FONON
(Sayha) da koca evreni yerle bir edecektir.
Pekiyi bu 6 takım kuvvetin üzerindeki kuvvet nedir?
Evrenin aniden şişmesi ve/veya RUH ÜFLENMESİ tek yönlü bir doğa
kuvvetidir diyemeyiz. Evren kendine üfleyemez, kendine RUH veremez.
Yaratıcı teklik=El Wahid ve İLLA Kİ Başlangıç tekilliği (El AHAD)
gereklidir.
Yani yaratık bunu tersindirip Yaratan'a üfleyemez! Allah Es-Samed'dir, HEP VERİR
HİÇ ALMAZ... İşte bu da tüm kuvvetlerin üstündeki TEKYÖNLÜ KUVVETTİR.
Allah canlılara Ruhundan üfler, Allah dilerse Kutsal Ruhundan üfler. Allah ÜFLEMEYİ
SEVER. Allah "Büyüklerimize ÜF demeyi hiç sevmez!
Uslu ol sakın ebeveynlerine "ÜF" deme.
25
Ağustos 2001
|